[İzmir Büyükşehir Belediye işçilerinin yaptığı grevde yer alan bir işçiyle yaptığımız kısa röportajı yayınlıyoruz]
Alınteri: Greve gidiş süreci nasıl oldu? Kararlar nasıl alındı? Grev öncesinde duygu ve düşünceleriniz nelerdi ?
Belediye işçisi: 1 Ocak 2025 itibarıyla yeni bir toplu sözleşme sürecine girdik. (Toplu sözleşmeler, işveren ve sendika arasında iki yılda bir imzalanır). Son ana kadar belki grev olmaz diye düşündük. Çünkü çoğumuzun ilk deneyimi olacaktı ve gece yarısı bile olsa bir gelişme olacak ve son anda imzalanacak, grev olmayacak diye düşündük. Gece yarısı hepimize sendikadan gelen toplu mesaj doğrultusunda greve kesin olarak çıkacağımızı öğrendik ve işyeri temsilcileri o gece yarısı işyerlerimizin önüne “Bu iş yerinde grev vardır” pankartını astılar.
28 Mayıs 2025 gece yarısı itibariyle artık grev resmen başlamıştı. Bu grev 4 Haziran akşamına kadar devam etti. Grev süresince her gün merkez yolların bazı kısımları trafiğe kapatıldı ve grev yürüyüşü düzenlendi. Aynı zamanda sosyal medyada her kesimden farklı yorumlar geldi ve işçiler talepleri için adeta sosyal medyada yer yer linç edildiler. Ülkemizde yaşanan derin ekonomik kriz nedeniyle herkesin birbirine neredeyse düşman olduğu bu atmosferde biz işçiler onlara kızmadık aksine anlamaya çalıştık ve keşke hepimiz bir olsak ve hep birlikte dirensek dedik. Şu anda ülkemizde açlık sınırı, yasal asgari ücreti geçmiş, yoksulluk sınırı da 80 bin TL’yi aşmış durumda. Hal böyle olunca ne yazık ki taleplerimiz bazı yerlerde yanlış anlaşıldı bazı yerlerde ise abartılarak sosyal medyaya yansıtıldı. Oysa bizler sadece (hepimiz için) insanca bir yaşam istedik ve bundan asla vazgeçmeyeceğiz.
Alınteri: Grev süreci nasıl yaşandı ?
Belediye işçisi: Greve çıkmadan hemen önce İş-Kur tarafından çalışmak zorunda olacak arkadaşlarımızın listesi geldi. Yani biz 23 bin kişi greve çıkarken yasal olarak işyerlerinde çalışması gereken arkadaşlar kaldı -minimum olarak. İşyerlerinde Greve yüzde yüz katılım yasak zira.
Nadir de olsa bazı arkadaşlarımız İş-Kur’dan gelen listede ismi olmamasına rağmen greve katılmayıp işyerlerine gitti. Bu arkadaşlarımız sendika üyesi ve kendi istekleriyle üye oldular. Sanırım sendika, grev ve eylem arasındaki farklar nedir, işçi hakları konusunda nasıl daha çok bir arada olabiliriz ve daha planlı hareket edebiliriz diye bir özeleştiri de vermeli ve bence onlar da bu süreçte eksiklerini gördüler.
Alınteri: Grev sonucunu nasıl değerlendiriyorsunuz ?
Belediye işçisi: Grev sonucunda İzelman ve İzenerji işçileri alandan mutsuz ayrıldı, çünkü günlerdir süren grevin yorgunluğu ve ne olacağına dair bir bilgi yoktu. Ancak diğer taraftan ani bir şekilde imzalanan toplu sözleşme, işçileri hem şaşırtmış hem de anlam veremedikleri bir soru işaretiyle baş başa bırakmıştı. Yüzde 30 (Haziran itibarıyle) + yüzde 19 (Temmuz itibarıyle) zam oranı, işçilerin beklentisini tam olarak karşılamasa bile ortak bir zeminde buluşulup imzalar atıldı. Ancak bunu, işçiler daha sonra öğrendi. Talebimiz, İzdoğa’da çalışan emekçi arkadaşlarımızla eşit işe eşit ücret talebiydi. Ancak son tahlilde 7 gün boyunca yan yana omuz omuza direndiğimiz İzenerji/İzelman bile tam olarak eşitlenemedi. Bu durum bazı işçi arkadaşlarımızı umutsuz, bazı işçi arkadaşlarımızı da tatmin etti. O yüzden kesin bir kolektif sonuca varmak pek doğru olmaz.
Sonuç tüm arkadaşlarda aynı etkiyi yaratmadı. Fakat şunu da söylemekte yarar var ki sonuçtan mutsuz olan arkadaşlarımızın sayısı çok daha fazla. Diğer yandan düşünüyoruz ve kendi aramızda süreci tartışıyoruz. Daha başarılı olabilmek, derdini doğru anlatabilmek ve daha planlı hareket edebilmek için neler yapılabilir? Derdimiz kamuoyunu meşgul etmek, mağdur etmek ya da gündem değiştirmek değil. Ülke olarak zor zamanlardan geçtiğimizin elbette farkındayız fakat diğer yandan da örgütlü çalışan birçok arkadaşımıza umut olduğumuzu da biliyoruz. Umuyoruz böyle durumlara gerek kalmaz ve tüm emekçiler alınterinin karşılığını her koşulda alır.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!