İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde, geçen hafta biten grevin işçi iradesi hiçe sayılarak masa başında satılmasının henüz mürekkebi kurumadan 900 işçinin işten çıkarılacağı öğrenildi.
İz Gazete’den Özlem Çimen Durmaz’ın haberine göre İZDOĞA’dan 800, İZULAŞ’tan 100 işçinin çıkarılacağına dair belediyenin yazısı iş yerlerinde örgütlü Türk-İş’e bağlı Belediye-İş Sendikası’na ulaştı. 10 Haziran itibariyle başlatılan işten çıkarma sürecinin 4 Temmuz’da bitirilmesi planlanıyor.
Belediye-İş’e gönderilen yazıda “Toplu işten çıkarma işlemine tâbi tutulacak işçiler, Kanun ve Sözleşme hükümleri uyarınca kendi isteğiyle ayrılacak olanlar, Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan emekliliğe hak kazanmış olanlar, yaptıkları iş tasfiye edildiği halde eski işlerine uygun bir işte çalışmak istemeyenler, işe önce girenin sonra çıkarılması esası ile işten çıkarılacaklardır” ifadesi dikkat çekti.
Bu yazıya göre işten çıkarılacak işçiler, kendi isteğiyle ayrılacaklar, emekliliği gelenler ve işi tasfiye edilip eski işi dışında işte çalışmak istemeyenler. Ancak belediye “yasaya” göre işten çıkarılacakları kategorize etse de yaptığı açıklamada işten çıkarmalara dair tüm suçu sendikaya yüklemiş görünüyor.
Belediye sendikaya gönderdiği yazıda “Yine, bilindiği üzere; kanunî bildirimleri müteakip, Kanun gereği, Sendikanız ilgili Şube yöneticileri ile 7 Mayıs Çarşamba günü İzmir’de bir araya gelinmiş, ayrıca 13 Mayıs Salı günü Sendika Genel Merkezinizde, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanımızın da hazır bulunduğu ziyarette; toplu işçi çıkarmanın önlenmesi, mümkün olamadığı takdirde çıkarılacak işçi sayısının azaltılması yahut çıkarmanın işçiler açısından olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi konuları ele alınmıştır. Ancak anılan toplantılarda Sendikanızdan sorunun çözümüne ilişkin beklenen olumlu sonuç elde edilememiştir” diyor.
İzBB Başkanı Cemil Tugay DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası’nın İZELMAN, İZENERJİ ve Egeşehir’de örgütlü olduğu 23 bin işçiyi ilgilendiren toplu sözleşme döneminde sefalet dayatmış, işçiler greve gidince yaygın bir manipülasyonla İzmir halkını greve karşı kışkırtmıştı. 23 bin işçinin talebi eşit işe eşit ücretti. İşçiler, Belediye-İş’te örgütlü işyerlerindeki işçilerle aynı işi yaptıkları halde aynı ücreti almadıklarını belirtip bu adaletsizliğin düzeltilmesini istemişti.
Fakat daha önce toplu işten çıkarma iddialarıyla ilgili yaptığı bir açıklamada, “Çalışanları ihtiyaç fazlası ise azaltmaya çalıştığımız doğru. Ama böyle bir toplu işten çıkarma gibi bir durum yok” diyen Tugay grev döneminde İzmir halkında oluşturduğu işçi düşmanlığını fırsata dönüştürerek hiç beklemeden toplu kıyımın düğmesine bastı.
Kitlesel kıyımın “Emekliliğe hak kazanmış olanlar, yaptıkları iş tasfiye edildiği halde eski işlerine uygun bir işte çalışmak istemeyenler, işe önce girenin sonra çıkarılması esası” gibi bir ambalajla takdim edilmesinin tepkileri baştan köreltmek, işçileri ayrıştırmak dışında bir amacının olmadığıysa açık.
Kitlesel kıyımın ilk adresinin Belediye-İş’in örgütlü olduğu işyerleri olması da manidar. Belli ki sıra Genel-İş’in örgütlü olduğu işyerlerine gelmeden önce önden bir tepki siper kazma çalışmasına girişilmiş!
Ayrıca grevin hemen ardından böyle bir kıyıma girişmesinin bir gözdağı olmanın yanısıra işçileri bölme niyeti taşıdığı da aşikar.
Belediye işçileri bu sefer birlikte mücadeleyi örmek ve dayanışma ağlarını büyüterek direnişi halkla buluşturmak zorunluluğuyla karşı karşıya.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!