600 bin kamu işçisini ve dolayısıyla milyonlarca memur ve emekliyi ilgilendiren kamu çerçeve protokolü için hükümeti temsil eden Türk Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (TÜHİS) tam 107 gün sonra ilk teklifini sundu. İşçileri temsil eden Türk-iş ve Hak-İş konfederasyonları ortaklaştıkları talep taslağını 27 Şubat’ta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına sunmuştu. Talepleri ücret ve sosyal hak ödemleriyle ortalama yüzde 90 düzeyinde artışa tekabül ediyordu. Hükümet tarafı tam 107 gündür bu taslağa bir yanıt vermedi, vermediği gibi de işçilerle hakaret eder gibi bir teklifle geldi.
İktidar 2025 yılının ilk 6 aylık dönemi için yüzde 16, yılın ikinci 6 ayında ise yüzde 8 oranında zam teklifiyle geldi. 2026 yılı için ise ücret zammı teklifi ilk 6 ay için yüzde 7 ikinci 6 aylık dönem için ise yüzde 5 oldu. Sosyal haklarda ise ücret zammı oranında artış teklif edildi.
600 bin kamu işçisi ocak ve mart aylarından beri sözleşmesiz yani 2025 yılında ücret zammı almamış şekilde çalışıyor. Hükümet işçilere böyle bir muamele yapmakla kalmadı Şimşek Programı denilen adı konulmamış IMF programının ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalarak ücretler için getirdiği teklifte “hedeflenen enflasyon” oranını ölçüt aldı.
TÜİK verileriyle bile yılın ilk 5 ayında gerçekleşmiş kümülatif enflasyon yüzde 15.09. İşçileri aylardır sözleşmesiz bırakan TÜHİS bu durumda 600 binden fazla kamu işçisine reel olarak yüzde 0.92 oranında zam teklif etmiş oldu.
IMF “komiseri” Mehmet Şimşek geçtiğimiz gün yaptığı açıklamada yıl sonunda enflasyonun yüzde 20’lere düşeceği masalını tekrarladı. Elbette “1 yıl daha dayanın” çağrılarını yineleyerek! Adıyla anılan programda da yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 19 ile 29 arasında bir oran olarak belirtiliyor. TÜHİS’in zam teklifi, bu tahmin aralığının tam ortasındaki yüzde 24 oranına çok yakın seviyede bulunuyor. İlk yıl için zam teklifi oranı ise yıllık yüzde 25.28.
İktidarın merkezi politikası gerçek enflasyon alıp başını gitmişken kendisinin gerçeklerden uzak hedeflerini belirten enflasyon oranında artışlarla ücretleri en alta çekmek.
İşçileri temsil eden konfederasyonlar ise tam 107 gündür bir geri dönüş yapılmamış olmasına karşı kılını bile kıpırdatmadı. Bu tutumları bundan sonrasının da garantisidir iktidar açısından!
Bu açıdan da toplantı sonrasında “Bu teklif bizi hayal kırıklığına uğrattı. Kabul etmemiz mümkün değil” diyen Türk-İş Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar’ın sözleri bile bundan sonrasına ilişkin fikir veriyor. “Hayal kırıklığı”na uğramış bu bürokrat! “Limon 27, 10 tane zeytin 20 TL bu ülkede yaşamak geçinmek çok zor, bunu biliyoruz çünkü bu ülkede yaşıyoruz” diyen Ağar teklifin resmi teklif olmadığını kendilerine “sözlü olarak” okunduğunu belirterek de işin ciddiyetsizliğini ortaya koymuş oldu.
İşçilere hakaret anlamına gelen teklife karşı ilk tepki Eskişehir’deki savunma sanayi işçilerinden geldi. “Hükümet istifa!” sloganları atan işçiler, sendika yönetimlerine grev çağrısı yaptı.
Tabandaki kaynamanın düzeyine göre konuşan Türk-İş Başkanı Ergün Atalay yine grevin lafını etmedi. Bakanlıkla görüşmenin ardından olumlu bir yaklaşım çıkmazsa bir grevin zorunlu hale geldiği gibi bir gevelemede bulundu.
Yolu, grev sloganları atarak Harb-İş üyesi işçiler açtı. Atalay tabandaki öfkenin bilinciyle “greve gitmek zorunda kalacaklarını” geveledi. Onların grevi lafzen dillendirdiklerini, tabanın gazını almayı esas aldıklarını biliyoruz. Bu hakaret gibi teklife gerçekten bir grevle yanıt verilmesi tabandan yükselen öfkenin pratik tutumlarla birleşmesiyle olabilir.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!