Mizah dergisi Leman sosyal medyada başlatılan bir linç kampanyasıyla önce yargı kıskacına alındı ardından fiili bir saldırıya uğradı. Bir karikatürü gerekçe göstererek başlatılan bu çok katmanlı baskı süreci yalnızca mizahı değil eleştirel düşünceyi hedef alan organize bir sindirme hamlesidir.
Jet Hızında Soruşturma, Gözaltılar ve Toplatma Kararı
Karikatürde geçen bazı isimlerin peygamberler Muhammed ve Musa’yı temsil ettiği gerekçesiyle başlatılan sosyal medya kampanyası sonrasında, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Leman hakkında “dini değerleri alenen aşağılama” suçlamasıyla soruşturma başlattığını duyurdu. Aynı gün savcılık karikatürün sahibi, derginin iki genel yayın yönetmeni ve sorumlu yazı işleri müdürü hakkında gözaltı kararı verdi.
Baskı bununla da sınırlı kalmadı. Leman Dergisi’nin son sayısına toplatma kararı verildi. Ayrıca derginin sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirilmesi için süreç başlatıldığı açıklandı. Bu gelişmeler mizahın devlet ve linç güruhları eliyle cezalandırılmaya çalışıldığını bir kez daha gösterdi.
Adalet Bakanı Tunç, yaptığı açıklamada mizahı hedef alarak şunları söyledi:
“Hiçbir özgürlük, bir inancın kutsallarını çirkin bir şekilde mizah konusu yapma hakkı tanımaz.”
Bu yaklaşım, siyasal iktidarın kutsallar üzerinden eleştirel ifade alanlarını daraltmaya dönük politikasının ideolojik dayanağını gözler önüne seriyor. “Toplumsal barış” adına mizah yasaklanırken aslında baskı politikaları meşrulaştırılıyor.
Cihatçı Saldırıya Göz Yumuldu
Soruşturma süreciyle paralel biçimde sosyal medyada örgütlenen cihatçı gruplar, Leman’a açıkça hedef gösterici çağrılar yaptı. İBDA-C çizgisindeki Büyük Doğu Akıncılar Derneği, dergi binasının önüne çağrı yaptı. 22.00’de İstanbul Beyoğlu’ndaki İmam Adnan Sokak’ta toplanan kalabalık, tekbirler eşliğinde Leman binasına taş ve sopalarla saldırdı. Kapı ve camlar kırıldı. Saldırganlar uzun süre sokakta beklerken, polis yalnızca olay sonrası müdahale etti. Barikatlarla sokağı çevirmesine rağmen saldırganların dağılmasına dönük net bir tutum alınmadı.
‼️İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Leman Dergisi hakkında “dini değerleri alenen aşağılama” suçlamasıyla soruşturma başlattı.
İBDA-C’li cihatcılar dergiyi tehdit edip önüne çağrı yaptıktan sonra binasına saldırmaya başladı
📷@umuttastangzt pic.twitter.com/LKB5QH0pap
— Alınteri Gazetesi (@GazeteAlinteri3) June 30, 2025
İletişim Başkanı Fahrettin Altun da açıklamasında Leman’ı “ahlaksız neşriyat” olarak hedef gösterdi ve süreci “hastalıklı bir zihniyetten hukuk önünde hesap sorulması” şeklinde tanımladı. Bu tür söylemler, doğrudan yargıyı yönlendirme niteliği taşırken, sokağın cihatçı şiddetle mobilize edilmesine de zemin hazırlıyor.
Üç Aşamalı Baskı Mekanizması: Linç, Soruşturma, Saldırı
Yaşananlar ifade özgürlüğüne dönük baskının nasıl senkronize biçimde uygulandığını gösteriyor. Önce sosyal medyada linç kampanyası başlatılıyor, ardından devletin tepesinden gelen açıklamalarla yargı devreye giriyor, son olarak ise sivil görünümlü cihatçı gruplar fiili saldırıyla süreci tamamlıyor.
Leman daha önce de birçok kez hedef alınmış, baskılara maruz kalmıştı. Ancak bu olay, devletin ideolojik aygıtlarının (adalet, iletişim, kolluk kuvvetleri) topluca devreye girdiği ve cihatçı gruplarla örtülü biçimde eşgüdümlü çalıştığı bir baskı sürecini gözler önüne seriyor.
Gerçek Tehdit: Mizah Değil Sansürdür
Faşist iktidar, kutsallar adına ifade özgürlüğünü bastırırken aslında eleştiriden duyduğu korkuyu dışa vuruyor. Buradaki mesele bir karikatür değil eleştirel aklın, muhalif mizahın ve muhalefet etme hakkının cezalandırılmasıdır. Bu sadece Leman’a değil tüm topluma verilmiş bir gözdağıdır.
Bugün mizahı susturanlar, yarın düşünceyi ertesi gün sanatı, bilimi, haberi susturacaktır. Karikatürlerin yargılandığı bir ülkede toplumsal barıştan değil ancak faşist tahakkümden söz edilebilir.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!