Lizbon’a Gece Treni



Amadeu, Jorge’nin karşısında düzenli olarak yenilgiye uğramaya ihtiyaç duymaya başladı. Arada bir kazandığında mutsuz oluyordu, tutunabildiği sarp kayanın o zaman çöktüğünü hissetmiş olmalı


Pascal Mercier

Bir keresinde, Amadeu ile Jorge okulun koridorunda karşımıza çıkmışlardı, yanımdaki arkadaşım sonradan “Bir sözlükte zarafet sözcüğünü ve onun tam zıddını açıklamam gerekse bu iki çocuğun resimlerini koymakla yetinirdim. Başka bir yoruma gerek kalmazdı” demişti.

Jorge’nin yanında dinlenebiliyor, o baş döndürücü temposundan uzaklaşabiliyordu Amadeu. Onunla birlikteyken bir süre sonra o da yavaşlıyor, Jorge’nin ağırkanlılığı ona da geçiyordu. Örneğin satrançta. İlk önceleri, Jorge’nin hamle yapmadan önce uzun uzadıya düşünmesi çıldırtıyordu Amadeu’yu, düşünmek için bunca zaman harcayan birinin sonunda kazanabilmesi, onun dünya görüşüne, cıva gibi metafiziğine uymuyordu. Ama sonra Jorge’nin sakinliğini solumaya başladı, kim olduğunu ve nereye ait olduğunu hep bilegelmiş görünen birinin sakinliğiydi bu. Kulağa inanılmaz geliyor ama sanırım sonunda Amadeu, Jorge’nin karşısında düzenli olarak yenilgiye uğramaya ihtiyaç duymaya başladı. Arada bir kazandığında mutsuz oluyordu, tutunabildiği sarp kayanın o zaman çöktüğünü hissetmiş olmalı.

Jorge, İrlandalı atalarının Portekiz’e ne zaman geldiklerini biliyordu. İrlanda kanıyla gurur duyuyordu, ağzı İngilizce kelimelere uyum sağlayacak yapıda olmasa da iyi İngilizce konuşuyordu. Gerçekten de ona İrlanda’da bir çiftlikte ya da köydeki bir pub’da rastlamak kimseyi şaşırtmazdı, onu böyle gözünüzün önüne getirdiğiniz zaman da birden Samuel Beckett’in gençliğini görmüş gibi olurdunuz.

Daha o zamandan sıkı bir ateistti, bunu nasıl bildiğimizi bilemiyorum, ama biliyorduk işte. Bu konu açıldığında ailesinin düsturunu gözünü kırpmadan söylerdi: Turris fortis mihi Deus.1 Rus, Andaluzyalı ve Katalan anarşistlerini okur, sınırı aşıp Franco’ya karşı savaşmayı aklından geçirirdi. Daha sonra direnişe katılmasına gelince, başka türlüsü olsaydı şaşırırdım. Ömrü boyunca hayalden yoksun bir romantik oldu, eğer böyle biri varsa, ki vardır bence.

(1) Latince, Benim tanrım güçlü bir kuledir.

[Lizbon’a Gece Treni, Pascal Mercier, Çeviren: İlknur Özdemir, Sia Yayınları, 6. baskı]