Öğretmenler Ankara’da: Gözaltı, Polis Ablukası ve Vazgeçmeyiş!



Öğretmen Sendikası üyeleri insanca yaşayacak ücret ve çalışma koşulları, iş güvencesi talepleriyle 7 günlük yürüyüşle geldikleri Ankara’da polis saldırısıyla gözaltına alındı. Onları sendika binası önünde bekleyen arkadaşları ve siyasi parti-kurumlar saldırıyı teşhir edip gözaltıların serbest bırakılmasını talep ediyor. Sendika binasına Fakir Baykurt posteri asan öğretmenler, çalışma koşullarını ve taleplerini anlatıyor


Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın (Öğretmen Sendikası) taban maaş uygulaması, belirsiz süreli sözleşme, kamuda çalışan öğretmenlerle eşit ücret ve işkolu olarak tanınmaları talepleriyle 7 gün önce İstanbul’dan başlattığı yürüyüş bugün Ankara’da Meclis’e yürüyüşle tamamlanacaktı. Öğretmenleri sendika binası önünde bekleyen siyasi partiler, kurumlar ve milletvekilleri polis ablukasına alınırken; Ankara yürüyüşçüsü ekibin Kurtuluş Parkı’ndan sendika binasına yürümesi önleri Ziya Gökalp Caddesi’nde kesilerek engellenmek istendi. Öğretmenler geri adım atmayınca polis saldırısıyla gözaltına alındı.

“Öğretmenler boyun eğmeyecek”

Yürüyüş ekibi gözaltına alınırken sendikanın Mithatpaşa Caddesi’ndeki binası önünde polis ablukası altında bekleyen öğretmenler ve dayanışma için yanlarında bulunan siyasi parti-kurum temsilcileri ve milletvekilleri tepki göstermeye devam etti. Sendika binasına Fakir Baykurt’un posterini asan öğretmenler, meslek onurlarını ve ideallerinin ne anlama geldiğini bu posterle özetledi.

Gözaltına alınan arkadaşlarının serbest bırakılmasını isteyen öğretmenler, açlık sınırındaki ücretlerle güvencesiz şekilde çalışmaya mahkûm edildiklerini ifade edip Ankara’ya bu yüzden yürüdüklerini söyledi. Taban maaş uygulaması, belirsiz süreli sözleşme, eğitim işkolunun kurulması ve kamudaki meslektaşlarıyla eşit özlük haklarla çalışmak için Ankara’ya geldiklerini belirten öğretmenler, bu koşullara rıza göstermeyeceklerini vurguladılar.

Komisyon için gerekli imza toplandı

Öğretmenlerin talebi sorunlarının çözümü ve taleplerinin değerlendirilmesi için Meclis’teki Milli Eğitim Komisyonu’nun toplanmasıydı. Komisyonun toplanması için yeterli sayıda milletvekili de öğretmenlerin talebi doğrultusunda imza verdi. Komisyon 3 Temmuz 14:00’te toplanacak.

Öğretmenlerin talepleri

Öğretmenler özel okullarda, kurslarda, vakıf üniversitelerinde, etüt ve rehabilitasyon merkezlerinde kendilerine hâlâ asgari ücret dayatmasının yapıldığını, baskı koşulları altında çalıştıklarını, sendikal haklarının açık şekilde ihlal edildiğini ve devletin de bunu mevzuatlarıyla desteklediğini belirtti.

Taleplerini şöyle açıklamışlardı:

1) Taban maaş uygulaması

2014’te elimizden alınan, kamu öğretmenlerinin maaşlarını esas alan taban maaş hakkımız geri tanınmalı. Özel sektör öğretmenlerini yoksulluğa ve patronların keyfi uygulamalarına mahkûm eden ücret politikalarına son verilmelidir.

Patronların “piyasa koşulları” bahanesiyle emeği değersizleştirmesine artık izin verilemez.

Eğitim emeği, ucuz işgücü değildir!

2) Belirsiz süreli iş sözleşmesi

Öğretmenlik, mevsimlik değil; süreklilik gerektiren bir meslektir.

Ancak özel sektörde çalışan öğretmenlerin büyük çoğunluğu her yıl ya istifaya zorlanmakta ya da sözleşmenin yenilenmemesi tehdidiyle karşı karşıya kalmakta ve iş güvencesinden yoksun bir şekilde çalıştırılmaktadır.

Bu uygulama; öğretmeni susturmak, hak talep etmesini engellemek ve sürekli bir baskı altında tutmak anlamına gelmektedir.

İstiyoruz ki öğretmenler her eğitim-öğretim yılı başında “Bu yıl sözleşmem yenilenecek mi?” kaygısı taşımadan, güvenle işine odaklanabilsin.

3) Eğitim ve güzel sanatlar işkolu kurulması

Bugün özel sektörde çalışan öğretmenler, 10 No’lu Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar işkolunda yer almakta ve bu durum, bizleri fiilen grev ve toplu iş sözleşmesi hakkından mahrum bırakmaktadır.

Bu işkolu, öğretmenlik mesleğinin özgün niteliklerini ve kamusal sorumluluğunu yansıtmamakta; öğretmenleri büro çalışanı gibi değerlendiren, haklarımızı kısıtlayan bir yapıya sahiptir.

Eğitim ve Güzel Sanatlar İşkolu adıyla ayrı bir işkolu oluşturulmalı; öğretmenlerin grev ve TİS hakkı başta olmak üzere tüm sendikal hakları güvence altına alınmalıdır.

4) Kamu ile özlük haklarında eşitlik

Bugün kamu öğretmenleri ile özel sektör öğretmenleri arasında ciddi bir hak uçurumu vardır:

  • Maaşlarda devasa farklar,
  • Yaz tatili hakkının gaspı,
  • Sendikal baskılar,
  • Yeşil pasaport
  • İş güvencesinin olmayışı,
  • Emeklilik, kıdem tazminatı, izin ve sosyal haklardaki eşitsizlikler…

Oysa biz aynı müfredatı uyguluyoruz.

Aynı çocuklara, aynı sınıflarda, aynı kazanımlar için ders veriyoruz.

Birimiz güvenceli, diğeri güvencesiz olamaz!

Birimiz anayasal haklara erişirken diğerimiz bu haklardan mahrum bırakılamaz!

Eşit işe eşit hak ilkesi acilen hayata geçirilmeli; tüm öğretmenler, kamu ya da özel ayrımı olmaksızın eşit haklara kavuşmalıdır.