Gazetemiz yazarlarından Oya Açan’ın moderatörlüğünü üstlendiği #DoğruMuBu programının üçüncüsünde, DİSK Dev Yapı-İş’ten Özgür Karabulut ve İnşaat-İş’ten Yunus Özgür, inşaat sektöründe hayata geçirdikleri “sınıf cephesinde yoldaşlaşma” pratiğini ve birleşik mücadelenin zeminini masaya yatırdılar.
Konuklar, sendikal alanda daha önce rastlanmayan özgün bir birlikte mücadele pratiği yarattıkları için programa davet edildi; zira bu deneyimle, sendikalarının dar örgütsel çıkarlarını değil sınıfın genel çıkarını başa yazdıklarını gösterdiler.
Örgütlenme Zorlukları ve Birlik İhtiyacı
İnşaat sektörü, 1980 sonrası neoliberal dönemde büyük bir büyüme göstermiş ancak işçilerin dağınık ve irili ufaklı yerlerde çalıştığı, dolayısıyla örgütlenmenin zor olduğu bir işkolu olarak biliniyor.
Özgür Karabulut, sendikal alanda ilerici-devrimci sendikalar arasında bile rekabetin, üye kapma çabasının yaygın olduğunu belirtti. Ancak iki kardeş sendikanın Finans Merkezi şantiyesinde sergiledikleri pratikle bu rekabetçi tutumu aşan bir örnek yarattıklarını vurguladı. O şantiyede işçilerin Dev Yapı-İş ya da İnşaat-İş ayrımı yapmadığını, onlar için sendikanın tek bir kurum olduğunu dile getirdi. Güçlerini birleştirme kararlarının arkasındaki temel nedeni ise Türkiye’nin son 15-20 yılında Merkez Bankası kasasını hortumlayan, kanunları umursamayan devasa inşaat patronlarının karşısında dağınık, örgütsüz, göçebe inşaat işçilerinin haklarını korumak için meydan okumak şeklinde özetledi.
Tarihsel Bağ
Karabulut konuşmasının bir noktasında birlikteliğin temelini oluşturan güven ilişkisinin tarihsel arka planına işaret etti. Bu bağlamda önce 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda hayatlarını kaybeden İnşaat-İş’in kurucusu ve yöneticisi arkadaşları Serdar Ben (Maviş) ve Erol’u (Erol Ekici) andı. Arkasından son yıllardaki mücadeleci sendikacılık anlayışının yolunu İnşaat-İş’in açtığının altını çizdi. İnşaat-İş’in 2011 ve 2012’lerde dernek olarak başlayan mücadelesini yok saymanın mümkün olmadığını ve bu ortak kültürün İnşaat-İş sayesinde oluştuğunu ekledi.
Rekabet Yerine Dayanışma ve Pratikte Kurulan Birlik
Yunus Özgür (İnşaat-İş), ortak hareketin başarısının temelinde her iki sendikanın da grupçu çıkarların yerine devasa bir sınıfın çıkarılarını esas almasının yattığını vurgulayarak konuşmasına başladı. Yaklaşık 30 bin işçinin çalıştığı Finans Merkezi şantiyesinde güvenliklerle karşı karşıya geldikleri ilk ortak bildiri dağıtma deneyimlerinin arkasından hızla kaynaştıklarını dile getirdi.
Zaman zaman aralarında sorunların da çıktığını fakat bunları da aynı yoldaşlık ruhuyla çözdüklerini belirtti. “Bazı şeyleri konuşup belirlemeye çalışırken masada sorun yaşıyorduk ama o sorunu çözene kadar kimse o masadan kalkmıyordu” dedi. “Yaklaşık 3 seneyi bulan bu süreçte tek bir İnşaat-İş veya Dev Yapı-İş önlüğü/flaması dalgalanmadı, sadece talepler öne çıkarıldı” sözüyle bu yoldaşlaşmayı mümkün kılan önemli bir yaklaşımı dile getirdi. Konuşmasının devamında pratik bir örnek veren Yunus Özgür, kendisi işçilerle konuşurken Özgür Karabulut’un çevrelerinde toplanan işçilere kendi sendikasını değil İnşaat-İş’i adres göstererek ona üye olmaları çağrısında bulunduğunu anlattı. Aralarındaki ilişkinin bu ruhla bugünlere geldiğinin altını çizdi.
Hayal Edebilmek ve Dogmatik Olmamak
Programın son bölümünde sınıf cephesinde yaratılan bu mikro “devrimci odak” örneğinin nasıl yaygınlaştırılacağı sorusu gündeme geldi.
Yunus Özgür, bu pratiğin devrimci sendikal bir odağın yaratılabileceğini gösterdiğini belirtti. Bunun için öncelikle birbirini anlamak, sınıfın çıkarlarını ön plana koymak ve dar grupçuluk yapmamak gerektiğini vurguladı. Özgür’e göre bu birliği kurmak için “hayal edebilmek” gerekiyor. Finans Merkezi’nde bu odak yaratıldığında patronların da işçilerin de attıkları her adımda “Sendika ne der ya da ne diyor?” diye sordukları bir atmosfer oluştuğunu anlattı. Özgür, bugünkü toplumsal koşulların ortak hareket için muazzam derecede uygun olduğunu, bu ihtiyaca yanıt verebilmek için öncelikle grupçu zihniyet ve alışkanlıkların bir kenara bırakılması gerektiğini ekledi.
Özgür Karabulut ise bu örneği büyütüp yaygınlaştırmak için “dogmatik olmamak, en doğru benim dememek” gerektiğini söyledi. Topluma ve insanlığa karşı suç işlememiş herkesle ortak iş yapılabileceğini vurguladı. Birliklerin ve ittifakların, kitleye rağmen yalıtılmış elitist yapılar yerine sokakta ve kitleyle birlikte kurulması gerektiğini ifade etti. Başarı için, birlikte yol yürüyene çelme takılmaması ve arkasından iş yapılmaması gerektiğini, bu güvenin de sahada ve pratikte oluştuğunu belirterek sözlerini sonlandırdı.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!