Vahşi Mavi ya da “Fisher Adası”



Yoksullukla, işsizlikle, açlıkla boğuşanlar şimdi de korona belasından korunmaya çalışıyorlar. Para babaları içinse “Vahşi Mavi” ya da “Fisher Adası” var…


Bu gökyüzü asla bulutlanmıyor, hiçbir zaman yağmur yağmıyor burada.

Bu denizde kimsenin boğulma tehlikesi yok, bu plaj soygun risklerinden azade. Değince yakan denizanaları yok, batan deniz kestaneleri ya da sokan sivrisinekler de yok.

Hava her zaman aynı sıcaklıkta, su klimadan geçiyor; soğuk algınlıkları ve zatürre engellenmiş. Limanın pis suları bu berrak suyu kıskanıyor; el değmemiş bu hava şehirde insanların soluduğu zehirli havayla dalga geçiyor.

Giriş pahalı değil, kişi başına otuz dolar, ama sandalyeler ve şapkalar için ayrıca ödeme yapmak gerek.

İnternette şunu okuyoruz: “Eğer götürmezseniz, çocuklarınız sizden nefret edecek…” Wild Blue, cam duvarların arasına kapatılmış bu Yokohoma plajı, Japon endüstrisinin bir ustalık eseri. Dalgalar motorların izin verdiği yüksekliğe ancak çıkıyor.

Elektronik güneş doğup batıyor, şirket ne zaman isterse müşterilere şaşırtıcı tropikal gün doğumları ve palmiyelerin arkasından kızıl gün batımları sunuyor.

Bu yapay,” diyor bir ziyaretçi, “bu yüzden hoşumuza gidiyor.”

Tıpkı ölümlerin 35 bine ulaştığı ABD’de zenginlerin soluğu aldıkları Miami’deki ‘Fisher Adası’ gibi…

[Eduardo Galeano, Tepetaklak]