Madenciler Salihli’den seslendi



Saat 13:00’te Salihli’de basın açıklaması gerçekleştiren işçiler ve Bağımsız Maden-İş temsilcileri, saat 17:00’ye kadar valilik kendilerine somut bir gelişme olacağına dair resmi bir beyanda bulunmazsa Ankara’ya yürüyeceklerini açıkladılar


Akşam saat 17:00’de Salihli Meydanı’nda basın açıklaması yapacak madenciler, o saate kadar devlet cephesinden somut bir yaklaşım gelişmezse Ankara yürüyüşüne devam edecekler

14 yıldır ölüm ve iş kazası tazminatı alamamış, maden ocağının kapatılması sonrası 8 yıldır kıdem, ihbar ve maaş alacakları ödenmemiş 748 Uyar Madencilik işçisi ve ailelerinin Bağımsız Maden-İş’le birlikte Soma ve Ermenek’ten eşzamanlı olarak başlattıkları Ankara yürüyüşü, işçilerin bulundukları yerlerden geri dönmemeleri, o alanları direniş yerine dönüştürmeleriyle devam ediyor.

Soma yürüyüş kolu 301 madencinin anıt mezarının yanıbaşında sürdürdükleri direnişlerini 16 Ekim’i 17’ye bağlayan gece Salihli’ye gelerek başka bir düzeleme taşımıştı. İşçilerin polis-asker ablukasını aşarak Salihli’ye gelişi devlet katında jandarma saldırısı ve gözaltıyla yanıtlanmıştı. 7 saat gözaltında tutulan işçiler ve Bağımsız Maden-İş temsilcileri serbest bırakıldıktan sonra Salihli’deki Trafik Park’ı direniş alanına dönüştürmüş, Soma’ya dönme ısrarlarına “somut bir gelişme olmadığı sürece dönmeyeceğiz” yanıtı vermişti.

Manisa Valisi bir kez daha araya girmiş ve “Salı gününe (bugün yani) kadar süre verin, ben gerekli temasları sürdüreceğim” demişti. Fakat böyle denilmesine rağmen şu ana kadar somut bir gelişme olmadı. Bunun üzerine işçiler dün akşam itibariyle Vali’den bir görüşme talep ettiler, bu talebe henüz yanıt verilmedi.

Artı TV’ye açıklamalarda bulunan Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Sorumlularından Kamil Kartal, valinin AKP Grup Başkan Vekili ve Tokat Milletvekili Özlem Zengin’le önümüzdeki hafta pazartesi ile perşembe arasındaki bir günde randevu vereceği, saatin kendilerine daha sonra iletileceğinin söylendiğini ifade etti.  “Vali ile randevu istedik, çünkü buraya geldiğimizde Vali salı gününü işaret etmişti. Ama Salihli’ye gelişimiz belli ki devlet bürokrasisinde bir gerilim ve kırılma yaratmış, bize ısrarla Soma’ya dönmemiz, o koşullarda müzakerenin hızlanacağını söyleniyor. Biz de somut yaklaşımlar istiyoruz, bu olmadığında Ankara’ya yürüyüşe devam edeceğiz. Akşam 13:00’de basın açıklaması yapacağız, o açıklamada genel doğruları ifade etmeye devam edeceğiz. Saat 17:00’ye kadar bir gelişme olmazsa yürüyeceğiz. Müdahale ederler, engellerlerse o onların bileceği bir şey” diyerek devletin gücünü haklılığı gün gibi ortada olan işçiler üzerinde sınamaktan vazgeçmesini istedi.

‘Yasa tanımayanların karşısında biz de hiçbir yasayı tanımayız!’

Saat 13:00’te “Geventepe, Atabacası, Işıklar rödovans, Uyar işçisi Kölevans mı? İşçileri ayırma, patronları kollama” pankartı açarak basın açıklaması yapan işçiler, sorunları çözülmezse Ankara’ya yürümekten vazgeçmeyeceklerini bir kez daha vurguladılar.

Açıklamada konuşan Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, “İşçinin gözünü, parmağını, kolunu kopartanlar, ciğerini çürütenler, kıdemine, ihbarına, maaşına, primine çöküp bundan servet biriktirenler karşısında biz hiçbir yasa tanımayız” diye belirtti. “Devlet buna göz yumuyorsa, bu tür adamları koruyorsa o zaman da biz işçiyle kol kola girer mücadele ederiz” diye söyledi.

‘Bu yapıların dağıtılması gerekir’

Sarı sendikaların sorunun çözümünde yıllardır kıllarını kıpırdatmadıklarını, patronlarla birlikte hareket ettiklerini, madencilerin mücadelesine hiçbir şekilde destek vermediklerini, çünkü bu sendikaların başında oturanların yüksek maaşlar aldıklarını, işçiden koptuklarını, TÜSİAD ve diğer patron örgütleriyle hareket ettiklerini ifade eden Aksu, “Bu yapıların dağıtılması lazım. Bunlar patronlara işçileri peşkeş çekme örgütlerine dönüşmüş durumdadırlar. Bu örgütlere üye işçilerin artık bu yapıları sorgulamaları lazım” dedi.

Bu patronlara bu gücü kim veriyor, bu patronların arkasında kim var, bu ülke sadece patronlara mı ait. Sorumuz budur!” diye soran Aksu, “Sorumuz budur, mücadelemiz de bunun içindir” dedi. Mücadelenin sonuna kadar süreceğin vurguladı. Türk-İş ve Hak-İş başkanlarının çıkıp maaş bordolarını açıklamaları çağrısı yapan Aksu, “sert konuşuyoruz, çünkü oldukça sert hikayeler dinliyoruz işçilerden” diye belirtti. Maden patronlarına yeni ruhsat sahaları açılacağını, vergi indirimleri yapılacağını hatırlatan Aksu, “bu adaletsizliğe itirazımız var” dedi.

Uyar işletmelerinde 10 yılda 33 işçi yanarak öldü!

Açıklamada konuşan Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanı Kamil Kartal da Uyar Madencilik’in bugüne kadarki pratiğini bir kez daha özetledi, bunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceklerini, sürekli hatırlatacaklarını belirtti. “Uyar Madencilik’te 10 yıldır 2 işletme var ve bu işletmelerde bugüne kadar 33 insan yanarak öldü. Bu 33 insandan tazminat davası açanlar parmakla sayılacak kadar” diye hatırlatan Kartal, patronların ölen işçilerden evli olanların eşlerine bir ev alarak, yetişkin oğlu varsa işe yerleştirerek susturduğunu, evli olmayanların anneleri-babalarıyla uğraşmak zorunda kalacakları için hoşnutsuz olduklarını belirtti. Yaralı kurtulanların davalar açtıklarını, fakat yıllardır hakkettikleri tazminatı tahsil edemediklerini belirten Kartal, “800’e yakın insan işten atıldı, 8 yıldır hiçbir hakları ödenmiyor, ellerine tutuşturulan senetlerin hiçbir karşılığı yok. Avukatlar için tarlalar satıldı, davalar kazanıldı ama kimse bir kuruş para alamadı. O sarı sendika, o 301’in katili bu tazminatların ödenmemesi doğrultusunda sermayeyle işbirliği yaptı” diye vurguladı.

Uyar’ın arkasında nasıl bir güç var?

“İşçiler biz hakkımızı istiyoruz diye yola çıktıklarında burada nasıl büyük bir kitlenin mağdur edildiği ortaya çıktı. 3 bin 100 arkadaşımızın hakkı ödendi, ama Uyar işçilerinin sorunlarını niye ödemedi. Uyar da bu madenlerle aynı statüye sahip. Neden? Soruyoruz, hangi siyasi güç var bu şirketin arkasında. Devleti dolandıran, vergi kaçıran, her gün başka isimlerle işletmecilik yapan bu şirketin ardında kim var. Bu açığa çıkarsa arkadaşlarımızın hakları da tanzim edilebilir” ifadelerin kullandı.

Söz verdik birbirimize, oturduk kavilleştik, söz verdik. Ya bizi yok edecekler, devlet gücünü gösterecek yani ya da bu sorunu çözecekler” diyen Kartal, sorun çözülmezse Ankara’ya yürümekteki kararlılıklarını sürdüreceklerini bir kez daha vurguladı.

Hakkımız ödenmezse durmuyoruz, yürüyoruz!

Uyar Madencilik ocaklarında çalışırken 2007’de gözünü kaybeden, Ali Kandemir de, ne siyasetçilerin ne de adaletin Azim Uyar’a dokunamadıklarını belirten Kandemir de, “Kimimizin gözü, bacağı kaldı o madenlerde, uzuvlarımız kaldı orda. Geri dönmeyeceğiz, işçiler olarak hakkımızı nerde aramalıyız. Adalette arıyoruz ama çözüm olmuyor. Artık bu sorun çözülsün. Biz emekçiyiz emeğimizi, alın terimizi istiyoruz, bedenimizin parçasını istiyoruz. Biz burada yatıp kalkmaktan hoşnut değiliz, sorunumuzu çözsünler, bizi oyalamasınlar, bizim üstümüzde kimse güç gösterisi yapmasın. Biz hırsız değiliz, sadece alın terimizi istiyoruz. Ankara’ya yürüyeceğiz. Sadece tazminatımızı istiyoruz, başka bir şey istemiyoruz. Bunu almak için mücadeleye devam diyoruz, durmuyoruz, yürüyoruz” diyerek isyanını ve mücadele kararlılığını ifade etti.

Oyalama değil, çözüm istiyoruz!

Ali Kandemir’le birlikte çalışırken 2007 yılındaki grizu patlaması nedeniyle sakat kalan başka bir işçi de mahkemede tazminat hakkını kazandıkları halde aradan 14 yıl geçmesine rağmen halen ödeme yapılmadığını hatırlattı. Bu süreç boyunca birçok yere başvurduklarını, sayısız girişimde bulunduklarını ifade etti. İki kişi olarak Meclis’e gittiklerini, AKP’lilerle de görüştüklerini, o zaman bir düzenleme yapılmasını emsal oluşturacağı için kabul etmediklerini anlatan işçi, “o zaman iki kişiydik, şimdi çoğuz, güçlüyüz, hakkımızı istiyoruz” diye belirtti. Artık oyalama değil, sorunun çözümünü istiyoruz diye belirtti, Ankara’ya yürümekteki kararlılıklarını ifade etti.

‘İcraya verdiğimizde tek bir polis bile yanımızda gelmedi’

18 yıl önce kaybettiği babasının tazminatını halen alamayan bir işçi de “bizlere hakkınızı hukuk yoluyla arayın diyen kolluk kuvvetleri” diye başladığı konuşmada hukuken hak kazandıklarını, ama buna rağmen tazminatı halen alamadıklarını, icraları gerçekleştirmek istedikleri halde bir tane polisin bile kendileriyle gelmediğini, geçen sene ocaktaki mallar çıkarıldığında emniyete bildirdiklerini, fakat kendileri karakolda tutuldukları halde malları kaçak olarak çıkaran Uyar’a dokunulmadığını anlattı. “Hukuk devletiyle adalet devletinin farkını anladık” diyen işçi, isyanını ifade ederek, hakkımızı istiyoruz, Ankara’ya yürüyeceğiz” dedi.

Vali’den resmi beyan bekleniyor

Basın açıklaması Bağımsız Maden-İş temsilcisi Başaran Aksu’nun gelişmelere ilişkin bilgilendirmesiyle sona erdi. Aksu, basın açıklaması öncesinde aldıkları duyuma göre yetkili bir kişinin yarın kendileriyle görüşmek için Salihli’ye geleceğini, bu bilginin Vali tarafından resmi olarak iletilmesini beklediklerini, saat 17:00’ye kadar böyle resmi bir beyan olmazsa Ankara yürüyüşüne devam edeceklerini belirtti.