Birleşik Metal İş Sendikası Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM) bugüne kadar sendikaların görüş alanına nadiren giren konulardan, kapitalist üretim içinde toplumsal cinsiyet rollerinin kadın işçiler açısından yarattığı ek sömürü ve baskı mekanizmalarını irdeledi. BİSAM bünyesinde, sendikanın İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği dairesinin koordinasyonunda, akademisyenlerin katkısı ile hazırlanan “Elektrik-Elektronik Sektöründe Çalışma Koşulları ve Toplumsal Cinsiyet Rollerinin Kadın İşçiler Üzerindeki Etkileri: İşyeri Vaka Analizi” başlıklı çalışma, işçi sağlığı ve güvenliği konusuna toplumsal cinsiyet bağlamından, imalat sanayindeki kadınların sorunlarına ışık tutarak bakıyor.
Rapora göre Türkiye’de işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında yürütülen çalışmalar, dünyada görülen kimi örneklerin aksine kadın işçilerin toplumsal cinsiyet rollerini görmezden gelmektedir. Kadınlar çalışma yaşamının içine girdiklerinde çocuk bakımı, yaşlı bakımı ev içi işler gibi yüklerinden kurtulmuyor hem işi hem de cinsiyet rollerini birlikte götürmeye çalışıyorlar. Böylece kadınlar hem evde hem işte çalıştıklarından, normal çalışma sürelerini çok çok aşan sürelerle oluyorlar. Üstelik evde yaptıkları çalışmaların bir ücret karşılığı da yok. Daha az dinleniyorlar, hem işin hem de ev içi işlerin yükünü ve stresini üzerlerinde taşıyorlar. Zihnen ve bedenen daha fazla yoruluyorlar. Haliyle bu çifte emek sömürüsünün kadın işçi sağlığı üzerine olumsuz etkileri bulunmaktadır.
Rapor, Birleşik Metal-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu, elektrik-elektronik alanında klemens üretimi yapan, ağırlıkla kadın işçilerden oluşan 5-7 kişiden oluşan montaj hatlarında çalışılan bir işyerinde yapılan çalışmayla hazırlanmış.
Montaj hattında çalışan 95 kadın işçiden 78’inin katıldığı anket çalışması ve analiz edilen verilerin 12 katılımcı kadın işçiyle gerçekleştirilen grup odak çalışmasıyla pekiştirilmesiyle ulaşılan sonuçlardan öne çıkanları şöyle:
-Evli olan kadın işçilerin üçte ikisi işlerin planlamasına tek başına karar veriyor
-Kadın işçilerin tamamı iş günlerinde evde yemek, temizlik, çocuk bakımı, ev toplama, bulaşık, çamaşır, ütü gibi ev işlerinden en az birini yaptığını ifade ediyor.
Kadın işçilerin yarısı ev içi yüklerin paylaşılmadığını söylüyor
Ev içi yüklerin paylaşıldığını söyleyenler toplamın yarısı iken, evli olanlarda bu oran dörtte bire gerilemektedir.
-Evli olmayan beş kadın işçiden dördü kendilerine haftada 8 saat ve üzeri zaman ayırırken evli olanların yarısı ayırabiliyor.
-Toplumsal cinsiyet rolleri kadınların sağlığını etkiliyor
-49 kadın işçinin 14’ü kayınvalide ya da anne desteği alıyor.
-Altı saatin altında uyku uyuyan kadın işçilerin sağlıkları daha kötü.
-Kadın işçiler arasında evli olup işlerin planlanmasında ortak karar alanlar almayanlara göre, kendine zaman ayıranlar ayıramayanlara göre, ev içi yükü paylaşılanlar paylaşılmayanlara göre kendini daha sağlıklı hissediyor.
-Kadın işçilerin üçte ikisi kas-iskelet sorunu yaşıyor. Bunu nörolojik sorunlar izliyor
-Kadın işçilerin yüzde 78 boyun, yüzde 76’sı bel, yüzde 61,5’i sırt ve yüzde 69’u baş ağrısı yaşıyor
-Fazla mesai yapan kadın işçilerde kas iskelet hastalığı oranı yüzde 38 iken yapmayanlarda yüzde 14’tür.
-Toplam çalışma süresi 8 yıl ve üzeri olan kadın işçilerde kas-iskelet hastalığı yaşayanların oranı yüzde 41 iken, altında yüzde 20’dir.
-Evli olanlarda kas-iskelet hastalığı yaşayanların oranı yüzde 39, evli olmayanlarda yüzde 14’tür. Buna karşın evli olmayanlarda omuz ağrısı evli olanlara göre daha sık karşılaşılan bir durumdur.
Araştırmanın sonuç bölümünde şu görüşlere yer veriliyor:
Ülkemizde işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında yürütülen çalışmalar, dünyada görülen kimi örneklerin aksine kadın işçilerin toplumsal cinsiyet rollerini görmezden gelir. Kadınlar çalışma yaşamının içine girdiklerinde çocuk bakımı, yaşlı bakımı ev içi işler gibi yüklerinden kurtulamıyor hem işi hem de cinsiyet rollerini birlikte götürmeye çalışıyorlar. Böylece kadınlar hem evde hem işte çalıştıklarından, normal çalışma sürelerini çok çok aşan sürelerle oluyorlar. Üstelik evde yaptıkları çalışmaların bir ücret karşılığı da yok. Daha az dinleniyorlar, hem işin hem de ev içi işlerin yükünü ve stresini üzerlerinde taşıyorlar. Zihnen ve bedenen daha fazla yoruluyorlar. Haliyle bu çifte emek sömürüsünün kadın işçi sağlığı üzerine olumsuz etkileri var.
Bu çalışma ile, işçi sağlığı ve güvenliği alanının ihmal ettiği bir alandan, toplumsal cinsiyet alanından, çalışma hayatı içindeki kadınlara bir projeksiyon yapılmaya çalışıldı. Yaptıkları ücretli iş, çalışma koşulları ile toplumsal cinsiyet rollerinin kas iskelet sistemi ve genel iyilik halleri üzerine etkisi istatistiksel veri olarak üretilmeye çalışıldı. Kadın işçilerin medeni durumları, hanede kaç kişi yaşadıkları ve bu kişilerin kimler olduğu, çocuk sahibi olup olmadıkları, ev içi organizasyona hane halkından kimlerin dahil olduğu, iş günü içinde ve izin günlerinde yaptıkları rutin işleri, bu işlerin süresini, evde bakım ve ev işlerinde sorumluluğun paylaşılıp, paylaşılmadığı, kendilerine ayırdıkları zamanı, ekonomik gelirlerini kendileri için kullanıp kullanmadıkları, ortalama kaç saat uyudukları, çalışma süreleri, bölümleri, fazla mesai, vardiyalı çalışma yapıp yapmadıkları, genel sağlık durumları ve doktor tarafından tanısı konulmuş herhangi bir hastalıklarının olup olmadığı soruldu.
Örneklemin düşük olması kimi başlıklarda istatiksel veri üretimi zorlaştırsa da kadın işçi sağlığı denilince toplumsal cinsiyet alanın ihmal edilmemesi gerektiğini gösteren bir çalışma olmuştur. Bu nedenle işyerlerinde yapılan risk değerlendirmelerinde, iş organizasyonlarında, ergonomi çalışmalarında kadınların toplumsal cinsiyet rolleri gözetilerek yapılmalı, çözüm önerileri getirilmelidir
Ortaya çıkan bir diğer sonuç ise, toplumsal cinsiyet eşitliğinin kadına yönelik ayrımcılığın önlenmesi, haklara erişim ve hakların kullanımında önemi yanında kadın işçilerin beden ve ruh sağlığı acısından da önemli olduğudur.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!