Faşist iktidar bloku, çözülme eğilimi gösteren toplumsal tabanını toparlayıp safları sıkılaştırmak için sağa-sola saldırıyor. Sadece toplumsal muhalefet güçlerine değil, kendisine mutlak teslimiyet göstermeyen herkese sopa sallıyor.
İktidar koalisyonunun vurucu güçlerinden MHP’nin elinin altındaki çetelerin iplerini gevşettiğinin örnekleri çoğalmaya başladı.
Devlet Bahçeli’ye sosyal medya üzerinden yönelttiği bir sorunun ardından, önce Semih Yalçın tarafından hedef gösterilen Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ evinin önünde yolu kesilerek silah çekilip kafası gözü kırılacak şekilde sopalı saldırıya uğradı.
24 saatte üç saldırı
Selçuk Özdağ eski bir MHP’li. Bir dönem yönetim kademelerinde de yer aldığı AKP milletvekiliyken MHP çizgisinde hareket etmeyi sürdürmüş bir isim. Sonrasında parti içi kariyer çekişmeleri sonucu kenara itilmeyi hazmedemeyip “muhalefet” bayrağı açanlardan biri.
Son saldırıya uğramasından iki gün önce Yeniçağ Ankara Temsilcisi Orhan Uğurluoğlu’nu ziyaret ederek MHP’yi eleştiren açıklamalarda bulunmuştu. Aynı gün Uğurluoğlu da saldırıya uğradı. O 24 saat içinde saldırıya uğrayanlardan birisi de Ülkü Ocakları eski başkanı televizyon programcısı Afşin Hatipoğlu oldu.
Görüldüğü gibi aynı gün saldırıya uğrayanların üçü de “davadan dönen” eski MHP’li. Bunlar şimdilerde başka kulvarlar üzerinden milliyetçilik yarışına girdikleri Bahçeli başta olmak üzere MHP’ye dönük çeşitli eleştiriler dile getiriyorlar.
Organize işler
Bu saldırıların organize olduğunu işaret eden çok şey var. Muhtemelen bu tür saldırıların organizatörü MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, daha önceki benzer örneklerde olduğu gibi bu kez de saldırıdan önce Özdağ’ı “Gevşek, hain, dönek, bukalemun” diye hedef gösterdi. Saldırının ardından da Nagehan Alçı’ya verdiği demeçte büyük bir pişkinlikle “Selçuk Özdağ’ı ben Keçiören’den tanırım, cemaziyelevvvelini (geçmişini-nba) bilirim. Kendisini hiç sevmem” dedi. Yalçın sözlerinin devamında “Son olarak gereksiz yere Sayın Bahçeli’ye saldırdı. Bu saldırısı çok ağırıma gitti Nagehan Hanım. Ben de o nedenle kendisine cevap verdim. Benim üslubum çok ağırdır doğru ama durduk yere kimseye sataşmam. Üstelik sözlü polemik ile bu saldırının ne ilgisi var? Saldırı yapacak insan önceden böyle önden sözlerle yüklenir mi?” ifadelerini kullandı.
Halbuki Semih Yalçın baş tetikçi. O ne zaman birileri hakkında konuşsa, arkasından böyle saldırılar yaşanıyor. “Isıracak köpek havlamaz” sözünün arkasına saklanarak “masum”u oynaması bu yüzden inandırıcı değil.
Papazlık, cellatlık
Göstere göstere gerçekleştirilen bu organize işler, aynı anda birkaç mesaj birden içeriyor. Muhaliflerine gözdağı vermek işin görünen yüzü. Bu zaten faşist hareketin mayasında var.
Fakat bu kez “korkutma” amacı kadar kendilerinin yaşadıkları “korku” boyutu da var işin içinde. Çoğunlukla eski “ülküdaşlara” yönelik bu saldırılarla tabanlarındaki çözülme eğiliminin önünü almaya çalıştıkları besbelli. Eski yol arkadaşları arasından daha önceleri de Bahçeli’ye demedikleri kalmayanlar çıkmıştı. Onlara gösterilmeyen zorba tepki neden son zamanlarda adeta rutine bindi sorusunu sormak yeterli bu korkuyu görmek için. MHP ve beslemesi Ülkü Ocakları’nın faşist yasa ve gelenekleri arasında yer alan “Davadan döneni vurun” korkutmacasının güncel uygulaması bu saldırılar.
Bu faşist saldırıların üçüncü adresi ise iktidar ortağı AKP, daha doğrusu “yerli ve milli şef” Erdoğan. Onu kınasa bir türlü kınamasa bir türlü açmazına düşürerek MHP’ye kazık atmaya kalkmaması konusunda uyarma amacını taşıyor. Tabanındaki erimenin yanı sıra bir zamanlar “Eyyyy Avrupa” diye höykürdüğü AB’ye şimdi “AB’siz bir gelecek düşünmüyoruz” yağcılığına soyunan, bu arada ülke içinde de Oğuzhan Asiltürk üzerinden Milli Görüşçü eski yol arkadaşlarına sempatik görünme atraksiyonlarına kalkışan Erdoğan’a, “Bugüne kadar sana koltuk değneği olduk, şimdi sakın MHP’ye kazık atıp bizi de eski ortağın Fethullah Gülen ya da Davutoğlu, Babacan, Abdullah Gül, Bülent Arınç gibi buruşturup çöpe atmayı aklından bile geçirme!” mesajı veriliyor.
Zorbaların kabadayılığı her zaman “güç” anlamına gelmez. Arkasında genellikle bastırılmaya çalışılan “korkular” yatar. MHP’nin tosuncuklarını sokağa salmasının nedeni de korkudur.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!