Bursa’da, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde kalp damar cerrahisi bölümünde baş asistan olarak çalışan 35 yaşındaki Mustafa Yalçın’ın, uğradığı mobbing, ağır çalışma koşulları, angarya nedeniyle bunalıma sürüklenerek intihar etmesinin ardından gerek asistan hekimlerin koşulları gerekse sağlık sistemine dair tartışmalar devam ediyor.
Oldukça zor bir sınav olan uzmanlık sınavını (TUS) kazanıp öğrenciliğe devam etmeyi tercih eden asistan hekimler, müşteri olarak görülen hastaların memnuniyetsizlikleri sözkonusu olduğunda ticari kaygılarla faturanın kendilerine kesildiğini, eğitim görmeleri gerekirken eğitim dışında her işe kendilerinin koşulduklarını, çoğu zaman polikliniklerin tüm yükünün kendilerine bindirildiğini, hasta yakınlarının öfkesinin kendilerine yöneldiğini, 36 saatlik uzun nöbetlere adeta koşulduklarını, hastanelerdeki hiyerarşi zincirinin en altında konumlandırılarak baskılara maruz kaldıklarını, şikayetçi olmaları durumunda “atılırsınız” tehditlerine maruz kaldıklarını anlatıyorlardı. Bu tablonun asistan hekimler arasında bunalım ve intihar eğilimlerini tetiklediğini ifade eden asistan hekimler, Yalçın’ın intiharının ardından da sorunlarını “imdat” dercesine dile getirmeyi sürdürüyor. Sosyal medyada #MobbingCinayettir etiketi ile çok sayıda paylaşım yapan asistan hekimler, tüm bu gerçekleri yeniden dile getirdiler.
Bugün memleketi Hatay Yayladağı’nda defnedilen Mustafa Yalçın’ın ardından bıraktığı 6 sayfalık mektup, asistan hekimlerin ortak trajedisinin çarpıcı bir tercümesi oldu. O mektubun tümü basına yansımadı, fakat Yalçın’ın uğradığı mobbingleri anlattıktan sonra “Ben bu hayattan keyif almıyorum. Artık yaşamak istemiyorum” cümleleri bile birçok şeyi anlamaya yetiyor.
Sorunun sadece asistan hekimlerle ilgili olmadığını, bütünsel olarak sağlık sistemindeki ticarileşmeyle, tüm ideal ve değerlerin bu ticarileşmenin mantığı içinde yozlaşarak çözülmesiyle, sağlık emekçilerine kurulmuş robotlar muamelesi yapılmasıyla doğrudan ilişkili olduğuysa apaçık ortada. Sağlık gibi temel bir toplumsal hizmetin “performans” gibi piyasacı bir yaklaşımla ölçülür hale gelmesi, hiyerarşinin en tepesine konumlananların her olumsuzluğu en alttaki emekçilerin performans yetersizlikleriyle açıklamaları hatta hastanelere koydukları şikayet kutularıyla emekçileri hastalar ve yakınlarının hedefi haline getirmeleri, ihbar ağları kurarak kendilerini işin dışında tutmaları bile çok şey anlatıyor.
Asistan hekim Mustafa Yalçın’ın “kayak yapmaya gidiyorum” diyerek yol kenarında park ettiği otomobiline intihar mektubu bırakıp, biraz ötede intihar etmiş olması da bu gerçeklerin bir kez daha adeta haykırılmasının yanı sıra, bir mücadele çağrısıdır! Bu çürümeye karşı mücadele edilmezse herkesin anlamsızlaşmış hayatlar içinde bir makineden farksız olacağına dönük bir uyarı…
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!