Çiçek Özgen
Migros’un Kocaeli-Şekerpınar’daki deposunda çalışırken ücretsiz izne çıkarılan Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-Sen) üyesi Fatma Yiğit, çalıştığı depo ve Migros Genel Müdürlüğü’nün bulunduğu Anadolu Grup binası önündeki eylemlerini sürdürüyor.
Migros işçisi Fatma “Bu yasalar neden hep Fatma’lara işliyor?” diye haykırıyordu direnen işçilere müdahale eden polise. Fabrikanın önünde dursa suç, kaldırıma çıksa suç, çay içse yasak, yürüse yasak, otursa yasak… Ellerinden gelse nefes alması bile yasaklanacak. Çünkü o yasaklar “hakkını aramaya”, “hesap sormaya”, “karşı çıkmaya” karşı…
Fatma haksızca işten atılmayı kabullenip başını usulca eğseydi, işyerini sessizce terk edip evine gitseydi, sorgulamasaydı, kurcalamasaydı olayı belki “örnek vatandaş” olabilir, devlet tarafından parmakla gösterilebilirdi. O zaman kaldırımda da durabilir, çayını da demleyebilir, saatlerce durduğu yerde öylece dikilebilirdi de… Nasılsa “yürü” deyince yürüyecek, “orada durma” deyince yer değiştirecek, “sus” deyince susacaktı o zaman Fatma.. “İşe gelme artık…” dediklerinde sessizce bir “tamam” dökülecekti dudaklarından… Borçlu hissedecekti belki kendini patronlarına. Patron köpüklü kahvesini yudumlarken makamında, Fatma çamurlu yollarına düşecekti hayatın.
Soranlara “kader” diyecekti belki de biraz suçluluk hissiyatıyla.. Örnek vatandaş, örnek işçi, örnek kadın… Devletin hayalini kurduğu, prototipini çizdirdiği, kalıplarını hazırlattığı, her kalıbın başına bir gardiyan diktiği modeller.. Tam yönetilecek kadın, yönetilecek işçi, yönetilecek toplum.
Ama öyle mi ya gerçekten Fatma? Önce ücretsiz izne çıkarıldı, sonra patronların imdadına hızır gibi yetişen kod-29’la tazminatsız işten çıkarıldı Fatma. Ama sırtını dönüp eve gideceğine, “hakkımı istiyorum” deyip, işyerinin kaldırımını mesken tutuverdi utanmadan.
O zaman tabii ki yasak Fatma’ya her şey… Tabii ki orada karşısına çıkacak yasalar… Her rejim bekçisi bir yasa koyucudur ne de olsa, yasa değiştirici, yasa uygulayıcıdır aynı zamanda.. Herkes bir kulağından tutup yasanın, eğip bükebilir onu dilediğince. Yeter ki devran yürüsün, çarklar dönsün…
Baktın ki seni engelliyor yasa, istediğinde rafa kaldırırsın onu istediğinde gözüne sokarsın birilerinin…. O nedenle kimi sokağa çıkma yasağını deldi diye binlerce lira ceza yer kimi kongre salonlarını tıka basa doldurup üstüne de övgüler dizer aynı yasalar çerçevesinde. Kimi kadınları katleder, iyi hal indirimi uygular yasalar ona kimi cumhurbaşkanına hakaret etti diye yaka paça cezaevine gönderilir aynı yasalarca. Çıplak aramayla onursuzca işkence edilir kimilerine ve korur yapanları o yasalar, kimi karşı çıktı diye yapılan bir haksızlığa, açlıkla-işsizlikle terbiye edilmeye çalışılır aynı yasalarca…
Patronlara işçileri tazminatsız atsınlar diye Kod-29 sunulur altın tepside, aynı yasalar açlık sınırının altında çalıştırılan işçileri görmeyiverir… Zaten onun için yok mudur yasalar. Birileri keyif sürsün, birileri arabası yürütsün, birilerinin bekası sağlansın diye…
Hedefi rejimin düşmanları değil midir aslında o yasaların… Eee Fatma’dan ala düşman var mı bu durumda? Bekaya saplanan bir bıçak değil mi o bu durumda?
Elbette ki yasalar karşısında olacak Fatma’nın, yasaklar tam ayaklarının dibinde bitiverecek. En ufak bir kıpırtı uykularını bölüyor çünkü birilerinin. Onlar ufacık bir tepkide bile yatan tehlikeyi görüyor çünkü. Ya başkaları da görüyorsa?..
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!