Artı TV’de 50 gazeteci işsiz kalmakla karşı karşıya



DİSK Basın-İş, Artı TV’de çalışan gazetecilerin kitlesel emek kıyımıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, son 1 ayda yaşananları anlattı. İlk önce sendikayla protokol imzalayan yönetimin, daha protokol hayata geçirilmeden bu sefer de çalıştığı şirketlerle sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini vurguladı!


DİSK Basın-İş, Artı TV’de çalışan gazetecilerin kitlesel emek kıyımıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Artı Tv’de program yapan, Artı Gerçek’te yazı yazan tüm gazeteci, yazar ve aydınları, okurları, izleyicileri ve tüm kamuoyunu bu kitlesel emek kıyımına karşı dayanışmaya çağırıyoruz” diye belirti.

Sözümüz bu kez net…” diye başlayan açıklamada, “Doğrudan Artı TV yönetimine; Celal Başlangıç, Ragıp Duran, Ayşe Yıldırım, Kenan Azizoğlu, Emin Arslan, Dilhun Gençdal ve Fatih Yapıcı’ya…” denilerek gazetecilerin 4 yıl boyunca herhangi bir ücret artışı olmaksızın çalıştıkları, mobbinge ve emeklerinin değersizleştirilmesine maruz bırakıldıkları, bütün bunların iş bırakma eylemiyle dolaylı olarak dile getirildiği ifade edildi.

DİSK Basın-İş’in de devrede olduğu hak arayışı sürecinde, Artı TV’nin ‘sessizlerin, ezilenlerin, kadınların, halkların, işçilerin, LGBTİ+’ların” sesi olduğu gerçeğinin yarattığı DEĞER’e saygı duyarak müzakerelerle protokolimzalatmayı başardıkları kaydedilen açıklamada, imza atılmasını “iyi niyet” olarak okudukları ifade edildi. Fakat bunun büyük bir yanılgı olduğunu anladıkları, daha protokol hayata geçirilmeden DİSK-Basın İş işyeri temsilcisi Cenk Kolçak’ın ‘hiyerarşiyi gözetmeme’bahanesiyle ücretsiz izne çıkarıldığı hatırlatıldı.

Protokolün hemen ardından gündeme gelen bu gelişmeye karşı tutum almaya hazırlanılırken, Artı yönetiminin kendilerine söz konusu şirketlerle sözleşmesini feshettiğini deklare ettiği vurgulandı.

Bu karar, şirketlerde çalışan herkesin İŞSİZ kalması demek!” denilen açıklamada, kararın sendikalaşma çabasına verilmiş DEMİRÖREN vari bir yanıt olduğu ifade edildi.

İspiyon, jurnalleme, dedikodu mekanizmalarıyla karar veren yönetimin kararını TANIMIYORUZ” denilen açıklamada, yönetimin “iyi niyeti” olarak kamuoyuna duyurulan protokolün ardından yaşanan bu gelişmelerin sendikanın ve kamuoyunun aklıyla ALAY ETMEK anlamına geldiği kaydedildi.

Artı yönetiminin imzaladığı protokolü yok saydığı, “burası patronsuz bir işyeridir” demesinin koca bir yalan olduğu dile getirilen açıklamada, son 1 ayda yaşananlar şöyle özetlendi:

4 Mart’ta protokol imzalandı.

Protokol öncesi ve sonrası “hiyerarşiye uymamak” veya ‘üslubunuz sorunlu” gibi muğlak gerekçelerle

7 kişi ya istifaya zorlandı ya da işten çıkarmanın pandemi dilinde “ücretsiz/ücretli izne” çıkarıldı.

Şimdi ise ‘sözleşme feshi’ ile 50’den fazla çalışan işsiz kalacak.

Dile kolay, 50’den fazla hayat, Artı yönetiminin ‘KARARI’ ile alt üst olacak!

Gerekçe ‘küçülme’, ‘parasızlık’, ‘pandemi’ vs olacak.

Buna inanmamız için tek bir neden gösterebilirler mi?

Artı yönetimini işçi düşmanı, sendika düşmanı bu tutumdan vazgeçmeye çağırıyoruz.