Aynur Sarıyelek
Her olağanüstü dönemde olduğu gibi pandemi vb. süreçlerden en çok çocukler etkilenir. Çünkü onlar olayları büyükler gibi kavramaz, anlamlandıramazlar olup biteni. Her zaman dile getiremezler korkularını, kayglarını. Çoğu kez iç dünyalarında yaşadıklarını ve hissetiklerini kendileriyle birlikte büyütürler.
Uzmanlar bu süreçlerin çocukların ruh sağlığı üzerinde çok etkili bir rol oynadığına işaret ederek onlara gerekli dikkat ve zamanı ayırmanın önemine vurgu yaparlar. Peki biz anne ve babalar bunları yapıyor muyuz?.. Dili olmayan, dikkat etmeyince görünmeyen, kendini dayatmadığı için üzerinde durulmayan bu sinsi süreçlerin çocuklarımızın iç dünyalarında yaratacağı tahribatların farkında mıyız? Ya da neler yapıyoruz olası tahribatların önüne geçmek için? Hani günlük yaşamın harala gürelesi içinde birikegelen önemsemediğimiz, ötelediğimiz sorunlar vardır ya, bunu da öyle mi yapıyoruz?
Aslında pandeminin geçici bir süreç olduğunu bilsek de, herbirimiz bu sürecin çocuklarımız üzerinde kimi tahribatlar bırakacağını düşünürüz. Düşünürüz düşünmesine ama neyi nasıl yapacağımızı çok da bilmiyoruz. Koronadan konuşsam mı iyi olur konuşmasam mı? Onu okula göndersem mi göndermesem mi? Alışverişe giderken yanımda götürsem mi götürmesem mi? İnterneti, telefonu, tableti yasaklasam mı izin mi versem? Arkadaşlarını ve sosyal çevresini biraz görse mi görmese mi iyi? Neye ne kadar limit koysam, sınırları nereye çeksem… bağımlılık ve asosyalleşme korkuları arasında bocalayıp duruyoruz. Yetkililerden sağlıklı bilgi edinemediğimiz, bilgi kirliliği enflasyonun ortasında, ne yaparsak yapalım doğruluğundan kuşkulu, kendimizden hoşnutsuz bir ruh haliyle sürecin peşinden sürükleniyoruz.
Bu süreci her nasıl yaşıyor olursak olalım bir şeylere geç kalmamak için su soruları kendimize sormalıyız, diye düşünüyorum. Olup bitenlerin çocuğun ruh sağlığı üzerindeki oynadığı rolün ne kadar farkındayız? Onları yeterince gözlemliyor muyuz? Onları dinliyor muyuz? İş yaşamı ve para dolayımlı her şeyin birinci sıraya oturduğu ve bizi peşinden sürüklediği günümüzde onlara zaman ayırıyor muyuz, duygu dünyalarına dokunabiliyor muyuz çocuklarımızın?
Bunları kendimize sormakla birlikte içinden çıkamadığımız bu süreçlerde hem işimizi kolaylaştırmak hem de süreci doğru yönetebilmek için işin uzmanlarının da olduğunu unutmamak gerek. Gerektiğinde onlara ulaşıp yardım istemeyi öğrenmeliyiz.
Yakın bir zamanda KODA’nın hazırladığı bahar sunumları dizisinin, sunumunu Doç. Dr. Şahika Gülen Şişmanlar’ın yaptığı “Pandemi ve Çocuk Ruh Sağlığı” konulu bir seminerine katıldım. Konuyu ve sunumu çok güzel ve yararlı bulduğum için Alınteri okuyucularıyla da paylaşmak istedim:
SUNUMDAN NOTLAR:
Pandemi sürecinde çocuklara yönelik şiddet ve istismarın dünya genelinde artış gösterdiği belirtiliyor. Okulların kapanması ve sokağa çıkma kısıtlamaları ile birlikte evde kalan çocuklar daha fazla ekran başında (bilgisayar, tablet, telefon üzerinden internette) zaman geçiriyorlar. Ekran başında vakit geçirmek, sosyalleşmek ve öğrenmek yanıyla bu süreçte onlara olumlu katkı sağlarken öte yandan istismarlar ve olumsuz materyallerle de daha fazla karşı karşıya kalmalarına neden olabiliyor; sanal ortamda suç teşkil edecek olayların parçası olabiliyorlar. Aile üyelerinden çocuğa yönelik şiddetin olduğu durumlarda, okulların kapatılması ve sokağa çıkma kısıtlamaları ile birlikte bu olumsuzlukları çocukların daha yoğun yaşadıkları öngörülüyor. Okul süreçlerinde böylesi durumlar öğretmenler aracılığıyla fark edilip üzerine gidilirken, pandemi sürecinde çocuğun kendini ifade edebileceği ve yardım alabileceği böylesi kişi ve kurumlara erişimlerinin zorlaştığı söylenebilir. Pandeminin başlangıç döneminde daha fazla olmak üzere okulların kapanmasının yanı sıra adli sistem, sağlık hizmetleri gibi çocuğu korumaya katkı sunan sistemlerde de yavaşlama ya da kesintiler yaşandı.
Bu dönemde hangi çocuklara daha fazla dikkat edilmeli?
Kronik tıbbi hastalıkları olan, daha önce travmatik yaşantıları, ruhsal bozuklukları bulunan, özel gereksinimi olan ve COVID-19 enfeksiyonu ya da kayıp yaşayanlara karşı daha dikkatli olmalıyız. Düşük sosyoekonomik düzeye sahip çocuklar da dikkat edilmesi gerekenler arasında yer alıyor. Daha öncesinde ruhsal bozuklukları olanlar bu dönemde daha fazla yakınma ile karşımıza gelebilir.
Bu süreçler çocuklarda yaşlara göre nasıl bir etki gösterir?
Genel olarak ebeveynlerin ruh hali çocuklarda yansıma bulabiliyor. Ebeveyn rahatsa çocuk da daha rahat oluyor. Fakat ebeveynler stresli, gergin ve kaygılı ise çocuklarda da bunu görmek mümkün olabiliyor.
Okul öncesi çocuklarda karşı gelme, yaşından daha küçük davranışlarda bulunma, parmak emme, oyunlarında şiddet ve öfkeli olma, ebeveynlere yapışma, uyumama, sık uyanma gibi uyku sorunları görmek mümkün olabiliyor.
Okul çağı çocuklarında ise stres, anksiyete ve depresyon belirtileri, öfkeli davranışlar, uyku sorunları, dikkati toplamada zorluk, okul performansında düşüş görülebiliyor.
Ergenlerde okul çağı çocuklarında görülebilen belirtilere ek olarak davranış sorunları ve madde kötüye kullanımı da olabiliyor.
Ne yapmalı ya da ailelere ne önerilebilir?
Pandemi sürecinin çocuk ve ergenler üzerinde yaratabileceği olumsuz ruhsal etkileri önlemeye yönelik öneriler, çocuk ruh sağlığı alanında çalışan dernek ve kuruluşlar tarafından hazırlanmaya çalışılmıştır (http://www.cogepder.org.tr; https://iacapap.org/remember-surviving-the-pandemic-with-your-children-turkish/; https://www.iceppd.com/duyurular/).
Salgınla ilgili çocuklara doğru bilgilendirme yapılmalıdır (hastalık, hastalıktan korunma yöntemleri…). Doğru bilgilendirme pandeminin yaratacağı kaygı ile baş etmede en önemli yöntemlerdendir. Bunun için ebeveynler güvenilir kaynaklardan bilgi almalıdır. Medyadaki haberlere çocukların uzun süre maruz kalmasından kaçınılmalıdır.
Çocukla konuşurken öncelikle ebeveynler, iletişime açık olduklarını çocuklara hissettirebilmeli. Her şeyin konuşulabildiğini görmeli çocuklar. Çocukları gözlemlemek ve onların bu süreçle ilgili düşüncelerini dinlemek çocukla konuşmadan önce, bu süreci nasıl algıladığı ve yaşadığı hakkında anne ve babaya bilgi verecektir. Çocuklara yalan söylememek ve gelişimlerine uygun bir dil kullanmak çocukla konuşurken önemlidir. Bu süreçte internet üzerinden ya da sosyal çevreden gelişigüzel edinilen bilgiler çocuğun kaygısını artırabileceğinden dikkat edilmelidir.
Rutinler oluşturmak (Ders saati, uyku düzeni, yemek, internet saati oluşturulması.), sosyal bağları sürdürmek, hastalıktan korunmaya dönük ailenin önerilen önlemleri uygulaması çocuğa güvende olduğunu hissettirir. Bu süreçte farklı duygular yaşayabileceğimizi bilmek, duyguları yok saymamak, duyguları paylaşmak ancak abartılı duygu dışavurumlarından kaçınmak da çocuğun kendini rahat hissetmesine yardımcı olacaktır.
Çocuk için öngörülebilir bir ortam oluşturmak ve belirsizliği en aza indirmek önemlidir. Bu amaçla çocuk için rutinler oluştururken çok katı olunmamalı, zaman zaman esnek de olunabilmelidir. Çocukla geçirilen zamanı mümkün olduğunca nitelikli hale getirmeye özen gösterilmelidir.
Bu süreçte çocukların ruhsal sağlığı için ebeveynlerin ruh sağlığı kritik öneme sahiptir. Çocuklar yaşadıklarını ebeveynlerin gözünden anlamlandırmaktadır. Anne ve babalar kendilerini rahat hissettiğinde, bu süreçteki olumsuzluklarla daha kolay başa çıkabilecek, çocuklar da kendilerini daha rahat hissedebileceklerdir.
Okul öncesi çocuklar soyut kavramları, hastalıkların nasıl ortaya çıktığını anlamakta zorlanırlar, o nedenle tekrarlayıcı soruları olabilir ya da kendilerini suçlayabilirler (Örneğin, yaptıkları bir yaramazlık nedeniyle babasının hastalandığını düşünmek gibi…). Neden sonuç ilişkisi iyi anlatılmalı, çocuğun anlayabileceği bir dil kullanılmalıdır. COVID-19 pandemi sürecini çocukların anlamlandırmasına katkı sunmak için çocuk ruh sağlığı alanında çalışan profesyonellerin desteği ile hazırlanan kimi hikâye kitaplarına ulaşmak mümkündür. Fiziksel olarak aktif kalmalarına yardımcı olmak yararlı olabilir. Her gün 15-20 dakika da olsa çocukla etkin zaman geçirmek, daha fazla beden temasına ihtiyaç duyabileceklerini unutulmamak önemlidir.
Daha büyük çocuklar, hastalığın oluşma mekanizmasını, korunma yollarını anlayabilirler. Büyük çocuklarda da akranlarla sosyal etkileşim önemli olacaktır. Hem aile üyeleri ile hem de arkadaşları ile internet üzerinden de olsa bağların sürdürülebilmesi kıymetlidir.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!