Zehra Çaldağ
Eşkıyalar diyarındayız sanki! Ama bu eşkıyalar öyle bildiğiniz eşkıyalardan değil. Devletin üniformasıyla, sırtını devlete dayayarak devletin talimatıyla eşkıyalık yapıyorlar. Şehrin tam orta yerinde beş ‘POLİS’ akşam saatlerinde bir kadını yerlere yatırıp kafasını, gözünü yumrukluyor. Yetmiyor, içlerinden biri kadının kolunu geriye çevirip kırmaya çalışıyor, hırsını alamayınca her yerine tekmeler indiriyor.
Bunlar devletin resmi güvenlik güçleri. O güvenliğin tırnak içinde bir güvenlik olduğunu, asıl işlerinin bu sömürü düzeninin güvenliği anlamına geldiğini ve onun politikalarını halka dayatmanın bin bir yolunu kullandıklarınıysa söylemeye gerek yok.
19 yıldır devletin başında olanların söylemlerine baktığınızda nasıl bir kin ve nefret tohumunun ekilmeye çalışıldığını göreceksiniz.
“Türk-İslam Sentezi” dedikleri gericiliğin ve onun en sivri ucu olan kadın düşmanlığının her an her saat her gün TV’lerde, sosyal medyada hem din bezirganları hem de devletin başındakiler tarafından nasıl propaganda edildiğini yaşayıp görüyoruz. Kafalarına yatmayan her konuda “Din elden gidiyor”, “İslamiyet’e düşmanlık” yaygarası koparmaları boşuna değil. Böyle diyerek asıl muratlarının şeriat kuralları olduğunu alenen dile getiriyorlar.
“Vatan”, “millet”, “milletin refahı”, “aile” nakaratlarıyla nasıl bir pisliği, talanı, hırsızlığı, gaspı, mafyacılığı ve her türlü kötülüğü perdelemeye çalıştıkları artık gizlenemiyor. O nakaratlarında en çok hedefe çaktıklarının ise kadınlar olduğunu bilmeyen yok.
19 yıllık iktidarları boyunca kadınları “MAKUL OLAN, MAKUL OLMAYAN” diye ayrıştırmaktan, onlara sınırlar çekmekten vazgeçmediler.
Diğer taraftan da açlığın, işsizliğin, özgürlüksüzlüğün örgütlediği halk tepkisinden korktukları için kendi kadrolarını, silahlı güçlerini şişirdikçe şişirdiler. Hem tabalarında akılları yılların propagandasıyla körleşmiş on binlerce kadrosuna iş imkanı yaratmak hem de onlardan özel bir silahlı güç oluşturmak için bekçi kadroları açtılar. Kendi paramiliter güçlerini “devletin güvenlik güçleri” diye ortalığa saldırlar.
Bugün sosyal medyada gördüğümüz bu ‘polis’ şiddeti ve kadın düşmanlığı ilk değil elbette. Bizler insanca, eşit ve özgür bir yaşam için daha güçlü bir tepkiyle karşılarına dikilmedikçe de daha çok vahşet göreceğiz.
Her türlü kötülüğü, kirli işi yapan ve bu konularda ustalaşmış olan bu siyasi zümrenin bir İslam devleti arzuladığı açık. Özellikle biz kadınlara şeriat yasaları ve ahlakı dayatmak istiyorlar. Buna izin verecek miyiz?
Eğer bizler bugünden buna karşı mücadeleyi yükseltemezsek kadınlar olarak çarşafa girmeden, yanımızda bir erkek olmadan sokağa çıkamayacak duruma geleceğiz. Şeriatın hakim olduğu bir ülkede yaşamak istiyor muyuz?
İran’da beyaz tülbent eylemleri yapan kadınları hatırlayın, 1979-1981 dönemini araştırın derim.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!