Çarşamba, 1 Temmuz 2026

Hepsi aynı iplikten dokunmuş!



Alman polisinin Frankfurt Havalimanı’nda Kürdistan’ı Savun İnisiyatifi üyelerine estirdiği terörle, dün Taksim’de gerçekleştirilecek 19. Onur Yürüyüşü’ne dönük polis saldırganlığının ikiz kareler olması tesadüf değil, gerçeğin özsel ifadesidir.


Emperyalist kapitalist sistemin irili ufaklı tüm aktörlerinin çürümüşlüğünün tipik ifadelerinden biri de iki yüzlülükleridir. Malzemesi ezilen halklar, işçi ve emekçiler olan şantajcılıkları, küçük çıkarları için bile dünyayı yakacak bir tıynette olmalarıdır. Kavramları işlerine geldiği gibi kullanmaları, istedikleri gibi eğip bükmeleridir. AB’li emperyalistler ve bir bütün olarak emperyalizmin kolektif saldırı-manipülasyon örgütleri insan haklarından bahseder sık sık. Ama bahsettikleri aslında kendilerine bağımlı gericiliklerin sermayelerinin güvenli dolaşımını sağlamaları için almaları gereken önlemlerdir. “İnsan hakları” bu konuda kullandıkları şantajdan fazla bir şey değildir. “Demokrasi”, “barış”, “işkenceyi önleme”, “ifade özgürlüğü” gibi kavram setleri çıkarlarının gerektiği yerde muhataplarını sıkıştırmanın araçları olmanın ötesinde bir işlev görmez.

Tüm emperyalist güçler gibi Almanya da bu çürümüşlüğün tipik öznelerindendir. Kendi paylaşım hesaplarıyla bölge gericilikleriyle iş tutup cehenneme dönüştürdükleri ülkelerden kaçarak, sınırları aşacak göçmenlerin Türkiye gidi gericiliklerle nasıl bir pazarlık konusu olduğunu bilmeyen yoktur. Birkaç milyar Euro karşılığında Türkiye’deki cehennemi hayata zincirlenmeleri istenen milyonlarca göçmen-mülteci için son zamanlarda kızışan pazarlıkları da. Yine silah tekellerinin, sürekli değişen bölgesel dengeler için konum kazanma hesaplarının hangi kirli ilişkileri, nasıl beslediği de bilinen diğer hikayedir.

Türkiye’deki faşist iktidar blokunun KDP’yle iş tutarak Kürt özgürlük hareketine yönelik kapsamlı saldırılarına karşı bir sivil inisiyatif olarak gelişen ve operasyonların durdurulması talebiyle bölgeye giden Kürdistan’ı Savun İnisiyatifi üyelerinin Barzani’nin bölgesinde alıkonulduktan sonra Almanya’ya geri gönderilmelerinin ardından yaşadıkları polis terörü, gözaltı ve bir bütün olarak “demokratik devlet” kaideleri (!) unutulmaz fotoğraf karelerine dönüştü.

Federe Kürdistan Bölgesi’nde temaslarda bulunan Kürdistan’ı Savun İnisiyatifi üyeleri, 23 Haziran’da döndükleri Almanya’nın Frankfurt Havalimanı’nda darp edilerek gözaltına alındı. Fırat Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, inisiyatif üyesi sekiz kişi, Alman polisi tarafından taciz edilerek kimlik kontrolüne tabi tutuldu ve kötü muameleye maruz kaldı. 

Daha sonra darp edilen heyet üyeleri, yere yatırılarak ters kelepçeyle gözaltına alındı. Gözaltı işlemlerinin ardından sekiz kişi serbest bırakılırken heyeti karşılamak için havaalanına gelen bir aktivistin ise hala gözaltında olduğu öğrenildi. 

Alman devletinin, İnisiyatif üyelerine estirilen terörle Türkiye’ye yaltaklanma mesajı vermeye, çıkar ilişkilerini geliştirmeye çalıştığı açık.

Bu fotoğrafların aynı günlerde Türkiye’deki 19 Onur Yürüyüşü’ne yönelik polis saldırganlığının ikizi olmasıysa tesadüf değil, özsel aynılıklarının tipik ifadesidir.