Akıl tutulması değil, bela aramak hiç değil, bu olsa olsa iktidar sarhoşluğu ve “istediğimi yaparım” küstahlığıdır. Neoliberal tüccar kafasının faşizmle harmanlanmasıdır. Bu ikisinin sentezi olan neofaşizmin Türkiye versiyonudur. Çürüme, yabancılaşma ve başka tüm kötülüklerin aynası, yansımasıdır.
Faşist iktidar blokunun Manavgat’ta başlayıp, Ege ve Akdeniz’deki birçok turizm alanını kapsayarak toplam 22 ilde bir türlü kontrol altına alınamayan yangınlar karşısındaki tutumu bu saydıklarımızın toplam sentezidir. Bu ölçekteki bir yangın doğal yaşamı, halkın yaşam alanlarını, tarımsal arazileri, devasa ormanlık alanları kasıp kavurur, insanları öldürürken bu iktidarın tepesine çöreklenmiş AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan devasa bir eskort eşliğinde Marmaris’te arzı endam etti. Eskortunun “ihtişamıyla” devletin kudretini hissettirmeye çalıştığı belli olan Erdoğan, yangınların neden halen söndürülemediğine dair o itibarı kurtarabilecek anlamlı tek bir söz etmedi. Ettiği tek söz Tarım Orman Bakanı’nın da ettiği “yangınlara müdahalede teçhizat ve insan gücü anlamında bir eksiğimiz yoktur” dan farklı olarak Türk Hava Kurumu’nun (THK) yangınlara müdahale edecek uçağının olmadığı oldu. Hangarda bekletilen THK uçaklarının başka ülkelerden kiralanan ve bu yolla çeşitli yandaşların ihya edildiği uçaklar için ödenenden daha az bir parayla tahkim edilebileceklerini söylemesi elbette beklenemezdi. O yapılamıyorsa her yaz yangınların yaşandığı, küresel ısınmayla birlikte bu tehlikenin daha da arttığı Türkiye gibi bir ülkede bu gerçeğe uygun bir hazırlığın olmamasına yanıt vermesi de…
Yangınla kasıp kavrulan Marmaris’e devasa bir eskortla giren Erdoğan’ın o tüccar-faşizm kırması ideolojik reflekslerle söyledikleri de buna uygun oldu. Yangınları Kürt halkını hedef gösterecek şekilde sabotaj imasıyla açıklarken, halka da 50 milyonluk bütçe ayırdıklarını, evleri yananlara 50 bin liralık eşya yardımı yapacaklarını, faizsiz kredi vereceklerini vs. müjdeleyen Erdoğan, ağzı sulanan tüccar misali, “Yeniden inşa edilecek evlerin yapımına bir ay içinde inşallah başlıyoruz. Hedefimiz bir yıla kadar yöresel mimariye uygun şekilde, bu evleri yapıp teslim etmektir” dedi.
Her beladan, felaketten bir lütuf çıkaran Erdoğan ve avenesi halkı, doğayı kasıp kavuran yangından da aynı lütufkar sonuçlar çıkardığını bir kez daha gösterdi. Kentleri saran yangınlarla sarsılan halkın tepesine çay fırlatma geleneğini bu cehennemi koşullarda bile sürdüren Erdoğan’ın verdiği bu “müjde” TOKİ tarafından hızla formüle edilerek, sosyal medya hesabından paylaşıldı.
Erdoğan’ın sözlerini tekrarlayan TOKİ paylaşımında “Yangının etkilerini silmek için seferber olduk. Yöresel mimariye uygun yapacağımız köy evlerinin projelerini hazırladık. Köy evlerimizin; ahırı, deposu ve bahçesi olacak. 1 yıl içerisinde evlerimizi tamamlayarak vatandaşlarımızı yeni yuvalarına kavuşturacağız” diye belirtti.
Erdoğan’ın düğmesine basıp, TOKİ’nin bir reklamcılık havasıyla hızla devreye soktuğu bu yaklaşım pekçok gerçeğin çarpıcı özeti gibi. Bu ölçekte bir yıkımın yandaş müteahhitlerden hangisine ihale edileceği, o ihalelerden kimlerin cebine ne kadar gireceği, halkın ne kadar borçlandırılacağı, dayatılan tek tip mimariyi isteyip istemediği gibi sorulara verilecek yanıt bu özetin tercümesidir. Siyasal olarak yangını söndürme kudreti gösteremeyen devletin “yansın yenisini yaparız” demesi anlamına gelen bu tutum tek kelimeyle inşaat-maden-turizm-enerji patronlarından oluşan yandaşlar takımının ruhuyla konuştuğunun tipik ifadesidir.
Neoliberal yağmacılığın-soygunun-sömürü politikalarının ve baskının-zorbalığın kırması olan bu çeşit bir faşizmin yapıp ettikleri elbette bununla sınırlı kalmadı. Yangın cayır cayır devam edip binlerce hayvanı, ormanları, doğal hayatın tümünü, yerleşim alanlarını, tarımsal arazileri, zeytinlikleri, incir bahçelerini, insanları yutarken “maksat hasıl oldu” dedirtecek başka bir düzenlemeye daha imza atıldı.
AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7334 sayılı “Turizmi Teşvik Kanunu ile bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” tesadüf bu ya(!) yangınların başladığı 28 Temmuz’da Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Kanun, kıyılar başta olma üzere orman alanlarındaki yapılaşma tasarrufunu Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkisine bırakıyor. Hangi alanların kapsama gireceği ise doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek. Kısacası daha yangın kavurucu etkisiyle önüne geleni yakıp yıkmadan orman arazilerinin Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri adı altında turizm yatırımcılarına açılması sağlanmış oldu.
Birçok boyutu olan Kanun, en başta yanan alanlar da dahil birçok ormanlık alanı yağma ve talana açma keyfiyeti demek. Yanı sıra halkın kıyıları kullanabilmesini zorlaştırıyor, belediyelerin yetki ve gelirleriniyse tırpanlıyor.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!