“Irkçılık ve şovenizm faşizmi besliyor. Faşizme karşı kardeşliğin ülkesini kuracağız!” şiarıyla gerçekleşen basın açıklamasına Birleşik Mücadele Güçleri’nin (BMG) yanısıra çok sayıda devrimci demokrat parti ve siyasi kurum katıldı. HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu’nun da katıldığı basın açıklamasında, ırkçı saldırıların faşizmi beslediği, halklar arasındaki tarihsel önyargıları derinleştirdiği ve mültecilerden değil halklara kan ağlatan devletlerden hesap sorulması gerektiği vurguları öne çıktı.
‘Faşizm ülke halklarının tamamına düşmandır’
Basın açıklamasında ilk sözü HDP Milletvekili Musa Piroğlu aldı. Piroğlu, Altındağ’da Suriyeli mültecilere saldırı görüntülerinin geçmişteki saldırılarla benzerlik taşıdığına, bu kontrolsüz kitlenin tahmin edilmesi güç katliamlar gerçekleştirebilecek bir nitelik taşıdığına dikkat çekerek, “Bu saldırılar 6-7 Ekim olaylarını, Sivas’ı anmıştır. O linç yığınları nelere yol açabileceklerini tarihten biliyoruz. Bu linç saldırılarından faşizm besleniyor. Bunu Konya’da gördük. İzmir’de gördük. İnsanlara nasıl saldırdıklarını gördük. Şimdi de görüyoruz. Toplumu kışkırtarak ülkeyi bir şiddet sarmalıyla iktidarlarını devam ediyorlar. Faşizm ülke halklarının tamamına düşmandır. Kürt’e, Alevi’ye düşmandır. Bu saldırılar bize doğru gelmeye devam edecek. Bu linç güruhlarına karşı öfkemiz büyüktür” diye belirtti.
“Kardeşliğin ülkesini kuracağız”
Gurbet Aydoğan’ın okuduğu İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri basın açıklamasında AKP’nin işgalci yayılmacı savaş politikalarının komşu ülkelerdeki halkaların da yıkımına neden olduğu, milyonlarca insanın topraklarını terketmek zorunda kaldığı hatırlatılarak, “Yine AKP iktidarı, emperyalistlerle yürüttüğü pazarlıklarla ülkemizi bu milyonların yığıldığı bir mülteci hapishanesine dönüştürdü. Ne var ki AKP iktidarı emperyalistlerle pazarlıklarını sürdürürken Türkiye’ye hapsettiği bu milyonlarca insanın mültecilik haklarını tanımadan, sosyal ve kültürel uyum problemlerini çözmeden, halklar arası gerilimlerin tehlikeli bir düşmanlık biçiminde gelişimini de izlemekle yetindi. Mülteciler en ağır işlerde, en düşük ücretlere, güvencesiz koşullarda çalıştırılarak işçi ücretlerini baskılamanın aracı haline getirildi. İşçisinden kadınına her türlü istismara ve hak gaspına açık halde tutuldular” denildi.
Mülteciler sermayenin yeni kar kapıları
Siyasi iktidarın “mültecilerin Türkiye’den gitmesi halinde ekonominin ayakta duramayacağı” açıklaması hatırlatılan basın açıklamasında, Türkiye sermayesinin yeni kâr kapılarından birinin de mülteci sömürüsü olduğuna vurgu yapıldı:
O nedenle mültecilerin Türkiye’den gitmesi halinde ekonominin ayakta duramayacağını söylüyorlar. Öte yandan Türkiye halkları, AKP iktidarının emek düşmanı politikalarının sonucunda yaşadığı yoksullaşmanın, geçim şartlarının zorlaşmasının sorumlusu olarak mültecileri görmeye başladı. Bu hem iktidar hem de sermaye karşıtı bir politika izlemekten kaçınan muhalefet partileri tarafından kışkırtıldı. Kapsamlı bir mülteci politikası olmadığı için eğitimde, sağlıkta, sosyal hayatta yaşanan gerilimler bu sorunu çözmesi gereken iktidardan çok mültecilere yönelir hale geldi.
Tepkiler oy beklentisi ile mültecilere yönlendiriliyor
Açıklama şöyle devam etti:
AKP iktidarının suçunu emperyalist savaşlarda, işbirlikçilikte, ABD ve AB ile yapılan kirli pazarlıklarda göstereceği yerde, oy beklentisi ile tepkileri daha çok mültecilere yönlendirmeyi tercih eden muhalif figürlerin ve propaganda aygıtlarının da etkisiyle tepki iktidara yöneleceği yerde mültecilere yönelmeye başladı.
Ve sonunda 10 Ağustos günü tehlikeli bir kıvılcım çakıldı. Ankara’nın Altındağ ilçesinde Suriyelilerle yerel mahalle sakinleri arasında yaşanan bir tartışmanın ölümle sonuçlanması ile siyasi varlığını gerici çatışmalarda arayanlar bu durumu değerlendirdi. Sosyal medya, Suriyeli ve Afgan mültecileri hedef gösteren asparagas haberler ve asılsız iddialarla doldu. 11 Ağustos gecesi de başkentte, Altındağ’da polisin gözü önünde Suriyelilerin yaşadığı bölgelerde bir pogrom yaşandı.
Tahliye yapılmamış olsaydı büyük bir katliam yaşanacaktı
Polisin engel olmaktan çok “yanınızdayız” diye adeta koruma sağladığı ve dışarıdan takviye edildiği görülen faşist saldırganlar tekbirler getirerek dükkanları yağmaladı, evlere saldırdı, Suriyelilere ait araçları devirdi, yaktı, yıktı. Gündüz saatlerinde Suriyelilerin önemli bir bölümü tahliye edilmemiş olsaydı ağır bir katliam yaşanması işten değildi.
Sorumlular küresel kapitalist devletler, işbirlikçi AKP iktidarı ve ırkçı-faşist ortağı MHP’dir.
Pogramla sadece Suriyeliler tehdit edilmedi
Bu pogromun suçluları başta AKP-MHP ittifakı, saldırganlara yol açan ve koruma sağlayan emniyet yetkilileri, bunlarında yanında muhalefet içinde mülteci düşmanlığını teşvik ederek siyasi rant elde edeceğini sananlardır.
Biz Altındağ’daki faşist saldırının sadece Suriyelileri değil, bu ülkede faşizmin iktidarının sözde vatandaş saydığı laik, seküler kesimleri, Alevileri, Kürtleri, kadınları, emekçileri tehdit ettiğinin farkındayız.
Bugün yaşanan sorunların sorumlusunun mülteciler değil küresel kapitalist devletler, işbirlikçi AKP iktidarı ve ırkçı-faşist ortağı MHP olduğunun farkındayız.
Dayanışma içinde kardeşliğin ülkesini kuracağız
Muhalefetin yükselttiği ırkçılık ve şovenizmle iktidarın politikalarının geriletilemeyeceğini, aksine iktidarın faşist politikalarının kışkırtılacağını ve olağan koşullarda artık ülkeyi yönetme yeteneğini yitirdiği için yeni bir olağanüstü hal bahanesi arayan AKP iktidarına aradığını sunacağının farkındayız.
Hepimizin geleceğini tehdit eden faşist saldırılar karşısında sessiz kalmayacak, meşru müdafaa hakkımızı kullanacak, göçmenlerle dayanışma içinde kardeşliğin ülkesini kuracağız.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!