Biden ABD’nin hezimetini kendi çocuğu olan Afgan güçlerine yükledi!



ABD Başkanı Joe Biden, Afganistan’daki hezimeti kendi beslemesi Afgan ordusu ve devletinin kofluğuyla perdelemeye çalışan açıklamalar yaparak, “Afgan liderleri kaçtı, ordu savaşmayı denemedi bile. Amerikan güçleri, Afgan ordusunun mücadele etmeyi reddettiği bir savaşta çarpışıp ölmemeli” dedi!


ABD’nin 20 yıl önce kendi eseri olan cihatçılara karşı savaş adı altında işgal ettiği Afganistan’dan pılısını pırtısını toplayarak çıkması ve sözümona savaştığı Taliban’a “vatandaşlarımı tahliye ederken bana dokunma da ne yaparsan yap” dercesine anahtar teslim etmesinin nasıl bir hezimet olduğu ortada. ABD Başkanı Jeo Biden şimdi bu hezimetin faturasını Afgan devletinin kifayetsizliğine, korkaklığına yükleyerek perdelemeye çalışıyor, çekilme kararının yerinde bir karar olduğunu savunuyor.

Biden bunun hezimet olduğunu reddetse de açıklamalarının kendisi bir hezimetin itirafı olduğu kadar emperyalizmin mide bulandırıcı riyakarlığının da tercümesidir. Keza Afganistan’da savaş ağalarından, uyuşturucu tacirlerinden, saltanat meraklılarından, yolsuzlukla iş tutanlardan, katillerden oluşan ordunun da devletin diğer mekanizmalarının da ABD denetimi, kontrolü ve eğitimiyle oluşturulduğunu söylemeye gerek var mı? Bu gerçeği kendisinden menkul kılan Biden, kendisinin Afgan savaşını gören 4. başkan olduğunu ve bunu bir sonraki başkana devretmeyeceğini vurgulayarak, Afganistan’da hiçbir zaman “ulus inşası ya da birleşik ve merkezi bir demokrasi inşası” için bulunmadıklarını ve ülkeden ayrılma kararının doğru olduğunu savundu. Oysaki iddiaları Afganistan’da böyle bir düzen kurmaktı!

Biden, Afgan ordusunun kendi ülkeleri için savaşmaya gönüllü olmadığı bir ortamda ABD askerlerinin savaşmayacağını ve savaşmaması gerektiğini belirterek “Afgan liderleri kaçtı, ordu savaşmayı denemedi bile. Amerikan güçleri, Afgan ordusunun mücadele etmeyi reddettiği bir savaşta çarpışıp ölmemeli” ifadelerini kullandı. Sanki tüm bunların en büyük mimarı kendileri değilmiş ve Taliban’la da bu gerçeği görerek el altından zımni bir anlaşma yapmamışlarmış gibi.

Afganistan’da ipi Taliban kazığına bağladığı, orayı kolay kolay tümden terketmeyeceği apaçık olan ABD, Taliban’ın havada kapacağı bir tehdit savurarak durumu kurtarabileceğini sanıyor: Taliban’ın, tahliye operasyonuna müdahale etmesi ya da ABD askerlerine saldırması durumunda sert ve hızlı karşılık vereceklermiş!

Biden, “Büyükelçiliğimizi güvenli bir şekilde kapatıp diplomatlarımızı tahliye ettik. Önümüzdeki günlerde ordumuz tahliye edilmesi gereken Afgan vatandaşları ve aile fertlerine yardım edecektir” sözleriyle de emperyalistlerin kendi çıkarları dışında hiçbir şeyi düşünmediklerini bir kez daha ortaya koymuş oluyor.

Afganistan’la Vietnam kıyaslanamaz bile!

Biden ne derse desin ABD’nin 20 yıldır işgal ettiği bir ülkeyi daha cehennemi koşullarla terketmesinin hezimet dışında bir ifadesinin olmadığını perdeleyemez.

Bu böyleyken ABD’nin bu hezimetinin Vietnam’daki hezimetle eşdeğer olmadığıysa başka bir gerçektir. İki hezimet arasında dağlar kadar fark var. Vietnam’da ABD sınıf düşmanlarıyla, devrimcilerle, tutarlı antiemperyalistlerle savaşıyordu. Napalm bombasından işkencehanelerine, toplu sivil katliamlarına, tecavüzlere, diri diri yakmalara kadar yapmadığı alçaklık, bırakmadığı insanlık düşmanlığı kalmamıştı. Milyonlarca Vietnamlının katledildiği, on binlerce ABD askerinin öldüğü savaşın sonunda cehenneme dönüştürdüğü ülkeden çıkmak zorunda kaldı.

Elbette ABD, 11 Eylül’den sonra Afganistan’da da sayısız katliam, savaş suçu işledi. Guantanamo gerçeği bile onun oradaki geçmişinin özetidir. Fakat bu yönleriyle bile Vietnam’la kıyaslanamayacak bir gerçek var karşımızda. Afganistan’da sınıfsal olarak karşıt olmadığı, hatta komünizm “tehlikesine” karşı bizzat kendisinin büyütüp beslediği bir gücün kontrolü dışına çıkmasıydı sözkonusu olan. Vietnam’da tersine kendi emperyalist varlığı açısından tehlikeli olan bir düşmanla savaşıyordu ve karşısında bir örgüt ya da çeteleşmiş savaş güçleri değil halkın kendisi vardı.

Tam da bu fark nedeniyle Afganistan’ın anahtarını kendi elleriyle Taliban’a teslim etti, tek bir kurşun sıkmadan…

Tek benzerlik havaalanına akın görüntüleri olabilir

Bu açılardan bakılınca bugünkü Afganistan’la Vietnam arasındaki tek benzerliğin o zamanlar ABD ve Güney’le işbirliği yapanların Saygon Havaalanı’na akın etmeleri ve yaşanan kaosun görüntüleri olabilir. Ki bu bile görüntüsel bir benzerliktir. Nitekim bugün Kabil Havaalanı’na akın edenlerle o zamanlar Saygon Havaalanı’na akın edenler arasında her şeyden önce savaşın bu niteliksel farklılığı var: Afganistan’da cihatçı çeteler bizzat kendi beslemeleriyken, Vietnam’da karşısındakiler emperyalist düzeninden bir parça koparmış devrimcilerdi.

ABD’nin her türlü savaş yöntemini kullanarak sonuna kadar savaştığı fakat yenemediği Vietnam’dan kaçışıyla Afganistan’dan kaçışının nedenleri de bambaşka. Vietnam’da kelimenin gerçek anlamıyla yenemediği güçlü bir halk direnişi vardı, o direniş onun bataklığı olmuştu, bu bataklı aynı zamanda ABD’nin kendi içinde de başka bir isyanı tetiklemişti.

Afganistan’dan çekilmesinin esas nedeniyse emperyalist yayılma stratejisindeki değişiklikler ve bu kapsamda yaptığı kar-zarar muhasebesi oluşturuyor. Emperyalist güçler arasındaki güç ve hegemonya savaşında ağırlık merkezinin Uzak Asya’ya, özelde de Çin’e kaymış olması ve bu eksende Afganistan, Irak, Suriye gibi kriz merkezlerini terketmeden ama ağırlıklı olarak vekil güçler üzerinden kontrol etme siyaseti izlemeye yönelmesidir.

Bu siyasetinde daha baştan çuvalladığıysa apaçık ortadadır. Afganistan, ABD’nin Çin’in yayılma alanı haline gelmesine izin vermeyeceği önemde bir anlam taşıyor. Böylesine bir hezimetle çekilmesi ve yıllardır beslediği, adına Afgan devleti denilen cüruf yığının bu denli kof çıkması onu Taliban gibi bir güçle iş tutmaya mecbur bırakmış görünüyor. Türkiye ise Taliban’la birlikte ABD’nin çıkarlarının (elbette kendisinin de nemalanacağını düşündüğü) Afganistan’daki vekili olma adaylığında vites büyüterek, Taliban gerçeğini ilk kabul eden devlet olacak kadar işi ileri götürdü.

Bu böyleyken Biden’in sözkonusu olanın bir hezimet olmadığını söylemesi ve gerçeğe kılıf yaratmaya çalışması tek kelimeyle acizliktir.