Emperyalist kapitalizmin dünya düzeyinde enflasyon, enerji krizi gibi görüngülerle etkisini daha belirgin biçimde hissettiren krizi, Türkiye gibi bağımlı ve katmanlı kriz dinamikleri üzerinde oturan ülkelerde giderek toplumsal bir yıkım görüngüsü kazanıyor. Faşist iktidar koalisyonu bu gerçeğin üzerini tarihsel gericilik birikimini köpürtecek politika ve söylemlerle örtmeye çalışsa da halkın gerçek sorunları karşısında bu zehrin eski etkisini sürdüremediği görülüyor.
Yapılan anketler bu gerçeğin bir yanını ifade ederken, tekelci burjuvaların temsilcilerinin röportajlarıysa tablonun onları bile ürkütecek nitelikler kazandığını gösteriyor.
TÜSİD kaygılarını daha sık yineliyor
TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski bile önceki açıklamalarının yanısıra haftalık Oksijen Dergisi’ne verdiği röportajda da bu tablonun çıkışsız bir noktaya gittiğini anlatıyor. Alım gücünün belirgin bir şekilde düştüğünden, gelir eşitsizliğinin derinleşmesinden bahseden Kaslowski, sistem açısından tehlikeli bir eşiğe gelindiğine işaret ediyor. Pandemi döneminde enflasyonu yükseltmek pahasına ucuz kredi olanaklarının kullanıldığını, bu sayede büyümenin sağlandığını, ama bu büyümenin derinleşen gelir eşitsizliği ve dünyada yükselen enflasyon koşullarında sürdürülemez olduğunu belirterek, “Şimdi de global koşullar bizi çok daha zorlu enflasyonist bir ortama sokuyor. Fiyat istikrarı olmadan büyüme sağlayamayız. Cümlelerimizde fiyat istikrarı olsa da, buraya giden yöntemlerimiz sürekli başarısız olmakta. Bu da ülkemizde alım gücünü belirgin düşürmekte. Sürdürülebilir bir tüketici talebinin alım gücünün olmadığı bir ortamda, yatırım ve üretim kararı almak ne kadar mümkün olabilir? Piyasayı canlandırmanın yolunun maalesef sadece faizi düşürerek olamayacağını artık hepimiz görmüş olmalıyız” diyor.
Yüzde 90 için esas sorun ekonomik kriz
Doların 10 TL’ye yükseldiği bu koşullarda büyük patronlar örgütünün sözcüsü bile durumun kendileri yani sistemin bütünü açısından giderek tehlikeli bir nitelik kazandığını bu sözlerle özetlerken, emekçilerle yapılan kimi anketlerse patronları bile korkutan toplumsal gerçeğin çarpıcı bir özeti olabiliyor. Yöneylem Araştırma Şirketi’nin 27 Ekim-3 Kasım tarihleri arasında, 27 ilde 2 bin kişiyle gerçekleştirdiği ‘Türkiye siyaset paneli’ ekim ayı araştırması bunlardan biri.
Zaten yaşadığımız gerçekliğin, verilerle dile geldiği bu araştırmaya göre emekçilerin yüzde 90’ı acilen çözülmesi gereken sorunun ekonomik kriz, geçim sıkıntısı ve işsizlik olduğu görüşünde.
Sözcü’deki habere göre araştırmaya katılanların yüzde 55’i, ekonominin mevcut durumunun sorumlusu olarak AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı gösteriyor. Araştırmaya göre hanelerin yüzde 47’sinde en az bir kişi iş arıyor, işsiz. Emekçilerin yüzde 48.5’i geçtiğimiz ay ödeyemediği bir faturası ya da karşılayamadığı bir zorunlu ihtiyacı olduğunu dile getiriyor. Türkiye’nin en acil çözüm bekleyen sorunu sorusuna emekçiler açık arayla ekonomik kriz olarak yanıt verdi.
Dert ekonomik kriz
İşsizlik, hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, ücretlerin yetersizliği ve benzeri şekillerde dile getirilen sorunları genel olarak ekonomi başlığı altında toplandığında Türkiye’nin en acil çözüm bekleyen sorunu olarak ekonomi, 100 kişiden 90’ı tarafından öncelikle dile getiriliyor. Vatandaşlara “Türkiye ekonomisinin mevcut durumunu düşündüğünüzde, bu durumun sorumluları aşağıdakilerden hangisidir?” şeklinde yöneltilen soruya yüzde 55’i, ekonominin mevcut durumunun sorumlusu olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı gördüğünü belirtiyor. Mart 2021’de aynı soru sorulduğunda katılımcıların yüzde 46’sı ekonomik sıkıntıların sorumlusu olarak Erdoğan’ı gördüğünü, yüzde 26’lık bir kesimi ise soruya “dış güçlerin ekonomik saldırıları” yanıtını verdiği görülüyor.
Vatandaş hiç de Almanya’nın bize özendiğini düşünmüyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Almanya’da, Fransa’da kuyruklar var, yiyecek bulamıyorlar, Türkiye’de böyle bir sorun yok” sözleri sorulan vatandaşların yüzde 76.5’i “Türkiye’nin Avrupa ülkelerinden daha iyi durumda olduğunu düşünmüyorum” yanıtı veriyor. “Türkiye Avrupa’dan iyi durumda” diyenlerin oranı yüzde 18.
Araştırmaya katılanların yüzde 42.7’si “Fiyat artışlarının esas nedeninin marketler olduğunu düşünmüyorum” derken, yüzde 56.2 “Tarım Kredi marketlerinin yaygınlaştırılması pahalılığa çare olmaz” görüşünde.
Halkın yüzde 72’si “TCMB baskı altında’ dedi
Anketteki “Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın bağımsız olduğuna, kararlarını herhangi bir siyasi baskı altında kalmaksızın aldığına inanıyor musunuz?” sorusuna katılımcıların yüzde 20’si Merkez Bankası’nın bağımsız olduğunu düşündüğünü yanıtı verirken, yüzde 72’si kararların siyasi baskı altında alındığını ve bağımsız olmadığını dile getiriyor.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!