Pandemi döneminde kârına kâr katan, işçinin ücretine ve kazanılmış haklarına gelince kıyıma giden, polis zorunu devreye sokan patronlar bununla da yetinmiyor. Geniş emekçi yığınlar zam yağmuru altında hayatta kalmaya çalışırken, elektrik ve doğalgaz kesintileri nedeniyle yoksul insanlar donarak ölüyor. Anneler bebeklerini ısıtmak için çeşitli yöntemler icat etmeye çalışıyor. Yoksulluktan, işsizlikten, barınaksızlıktan, bu cehennem hayatı daha fazla sürdürmek istemeyen binlerce işçi emekçi ve genç intihardan başka bir yol göremediği için çaresizlik intiharlarına sürükleniyor.
MİGROS’ta temizlik işçiliği yapan yoksul bir işçinin çığlığı sosyal medya sayesinde hepimize ulaştı: Çöpten çürük sebze ve meyva topladığı için hırsızlıkla itham edilen bu yoksul ama onurlu işçinin isyanı hepimizin isyanıdır.
Ben üst grup adına Migros mağazalarında temiz işi yapıyorum. Bu işi yaklaşık 4 yıldır yapmaktayım. Bu işe karşılık tarafıma asgari ücret edenir. Bu maaşla geçinmem mümkün olmadığı için çöpe atılan çürük malzemelerden seçerek evime götürmek istedim. Çöp, çalışmakta olduğum binanın dışında belediyenin çöp kutusudur. O kutudan seçtiğim çürük patates soğan gibi malzemeleri kastederek hırsızlık yaptığımı iddia ediyorsunuz. Hırsızlık, mülkiyeti başkasına ait olan bir mal ya da ürünün mülkiyet sahibinden gizlice alınmasıdır. Ben çöpe atılmış, böylece hiç kimsenin mülkiyetinde olmayan çürük patates, soğan gibi malzemeleri aldığım için hırsızlıkla suçlanıyorum. Ben hırsız değilim. Çok yoksul bir işçiyim. 08.02.2022
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!