İnşaat işçileri dayanışma konserinde buluştu



İnşaat işkolunda örgütlenme çalışmaları yürüten İnşaat İşçileri Sendikası (İnşaat-İş) ve DİSK’e bağlı Devrimci Yapı, İnşaat ve Yol İşçileri Sendikası (Dev Yapı-İş), “Umudu büyütüyoruz” şiarıyla Şişli Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde dayanışma etkinliği düzenledi. Yüzlerce kişinin katıldığı coşkulu etkinlikte salona “Direniş ve dayanışma yaşatır”, “Artık yeter gasp edilen haklarımızı istiyoruz”, “Yaşasın 1 Mayıs” ve “1 Mayıs …


İnşaat işkolunda örgütlenme çalışmaları yürüten İnşaat İşçileri Sendikası (İnşaat-İş) ve DİSK’e bağlı Devrimci Yapı, İnşaat ve Yol İşçileri Sendikası (Dev Yapı-İş), “Umudu büyütüyoruz” şiarıyla Şişli Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde dayanışma etkinliği düzenledi. Yüzlerce kişinin katıldığı coşkulu etkinlikte salona “Direniş ve dayanışma yaşatır”, “Artık yeter gasp edilen haklarımızı istiyoruz”, “Yaşasın 1 Mayıs” ve “1 Mayıs şehitlerini anıyoruz” yazılı pankartlar asıldı. İki sendika adına yapılan konuşmada hem inşaat işkolunun koşulları resmedildi hem nasıl bir örgütlenme anlayışıyla hareket edildiği anlatıldı hem de dayanışma ve birleşik mücadelenin önemi vurgulanarak 1 Mayıs selamlandı.

Çok sayıda inşaat işçisinin katıldığı etkinliğe, HDP Milletvekili Züleyha Gülüm, siyasi parti ve kurum temsilcileri katılarak destek verdi.

Şantiyelerde çalışırken ölen işçiler ve örgütlenme çalışmaları yürütürken katledilen sınıf devrimcilerinin anısına yapılan saygı duruşuyla başlayan etkinlik, inşaat işkolunda örgütlenme çalışması yürüten iki sendikanın ortak metninin okunmasıyla devam etti.

Konuşmanın ardından sendikaların çeşitli şantiyelerde gerçekleştirdikleri eylem ve etkinliklerinin derlendiği bir sinevizyon gösterimi yapılı. Sinevizyon, bu işkolunda örgütlenme çalışması yürütürken iş cinayetlerinde hayatını kaybeden ya da 10 Ekim’de katledilen sınıf devrimcileri anılarak sonlandı. Onların fotoğrafları salonda alkışlar ve ıslıklarla selamlandı.

İki sendika adına hazırlanan metni İnşaat-İş örgütlenme sorumlularından Deniz Gider okudu. Gider, küçük maliyet hesapları yüzünden alınmayan güvenlik önlemleri nedeniyle iş cinayetlerinde başı çeken bir işkolunda örgütlenme çalışması yürüttüklerini belirterek, “Bu iş kolunda tahta kurulu yatakhaneler, berbat yemekler, insanlık dışı çalışma koşulları, her türlü aşağılanma adeta kader olarak dayatılır. Hiçbir denetim, kural ve kaide yoktur” dedi.

Esas derdimiz sınıf bilinci ve kültürü

Devletten aldıkları güçle işçinin emeğini sömüren patronların yasal olan hakları dahi işçilere ödemek istemediğini belirten Gider, inşaat sektöründe yaşanan bu vahşi çalışma koşullarının asıl kaynağının örgütsüzlük olduğunun altını çizdi. Bu sektörün klasik bir örgütlenme alanına benzemediğini dile getiren Gider, “İşçi sirkülasyonun hızlı olduğu, kalıcılığın neredeyse mümkün olmadığı bu işkolunda örgütlenmeye çalışan iki sendika olarak derdimiz de tek başına üye sayısını arttırmak değildir. Esas derdimiz, ulaşabildiğimiz işçi kardeşlerimizde gittikleri her yere örgütlenme bilincini taşımalarını bir reflekse dönüştürmeleridir. Bu orman kanunlarına karşı birlikte hareket edecek bir karşı duruş oluşturmalarını sağlamak ve bunu giderek bir kolektif sınıf tutumuna dönüştürmeleridir. Yıllardır büyük zorluklarla yürüttüğümüz çalışmalarla işkolumuzda bu yönde önemli bir birikim oluşturduğumuza inanıyoruz. Temas ettiğimiz her işçi kardeşimiz daha sonra gittiği her şantiyede sendikalarımızın varlığını, bilincini taşıyan doğal bir örgütçü haline gelebiliyorsa bu emeklerimizin yarattığı karşılığın somut ifadesidir” diye belirtti.

‘Finans Şehir şantiyesindeki ortak çalışmamız sınıfın birleşik mücadelesine yol göstersin istiyoruz’

Sendikal örgütlenmeyi cebinde beş kuruş olmadan yürüten bir sınıf neferi anlayışıyla yürüttüklerini dile getiren Gider, şöyle devam etti:

Tekin Arslan’ların, Hasan Oğuz’ların, Serdar Ben’lerin, Erol Ekiciler’in, Duran Baysal’ların, İsmet Demir’lerin ve Necmettin Giritlioğlulları’nın şantiyelerdeki ayak izlerini takip ederek onların attığı temellerin üzerine yeni tuğlalar koyuyoruz. Bu tuğlaların en önemlisini Finans Şehir şantiyesinde iki sendika olarak emeğimizi, alınterimizi, özverimizi birbirine kattığımız ortak çalışmayla koyduk. Hiçbir grup çıkarı gütmeden, işkolumuzdaki kölelik koşullarına karşı örgütlenme bayrağını daha yukarı çıkarmanın esas alındığı bu çalışma, sınıfın birleşik mücadelesinde de yol gösterici olsun istiyoruz. 1 Mayıs’a giderken de böyle bir emek birliğinin adımlarını atmamızın gururunu taşıyoruz.

“Söz veriyoruz; girmediğimiz şantiye kalmayacak!

Dayanışmanın kendileri için nasıl bir moral anlam taşıdığına işaret eden Gider sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Söz veriyoruz; girmediğimiz şantiye kalmayacak! Söz veriyoruz; inşaat iş kolundaki orman yasalarını haklı ve meşru mücadelemizle, örgütlenme adımlarımızla değiştireceğiz! Söz veriyoruz; bu işkolunda maliyet hesapları nedeniyle alınmayan önlemler yüzünden kanımızın akmasına izin vermeyeceğiz! Söz veriyoruz; Hasan’ların, Tekin’lerin, Serdar’ların, Erol’ların, İsmail’lerin, Gazi Güray’ların, Tayfun Benol’ların, İsmet Demir’lerin, Duran Baysal’ların emekleri, sınıf tutkularıyla adımladıkları o şantiyeleri mücadelemizin kaleleri haline getireceğiz. Bu salondaki dayanışmanın gücünü hep yüreğimizde taşıyarak…”

Gider’in konuşması, “İnşaat işçisi köle değildir!” sloganıyla karşılandı.

İnşaat işçileriyle dayanışma etkinliğinde Mikail Aslan, Apolas Lermi ve Nuray Balık sahne aldı.