Yoksulluk ya da ailelerin ideolojik tercihleriyle cemaat yurtlarında kalmak zorunda kalan öğrencilerin oralarda dayatılan İslami disiplin ve dayatmalarla nasıl bunaldıklarının en çarpıcı örneklerinden biri Enes Kara’ydı. Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisi 20 yaşındaki Enes Kara, gelecek kaygılarını ve ailesinin zoruyla kaldığı cemaat yurdunda yaşadıklarını anlattığı bir video çektikten sonra yaşamına yaşamına son vermişti. 2022’nin ilk haftasında yaşanan bu intihar cemaat yurtlarında başka bir dünyanın yaşandığını, bu dünyanın dini kurallara göre örgütlenerek çeşitli zorunluluklarla oralarda kalan öğrencilere dayatıldığını çarpıcı bir şekilde gündeme taşımıştı.
Enes Kara’nın tek olmadığı ve sayısız öğrencinin aynı kıskaçta nefessiz bırakıldığı açıktı. Bu gerçek son olarak Akdeniz Üniversitesi (AÜ) kampüsündeki Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarında 1 ay içinde yaşanan üç öğrenci intiharıyla daha da çıplaklaştı.
Öğrencilerden Halil Gülcan 11 Mayıs’ta, Emre Kandemir 21 Mayıs’ta, Muhammet Kaya ise 10 Haziran’da intihar etti. Bir ay içinde gerçekleşen üç öğrenci intiharı sonrası KYK yurtlarında “manevi danışmanlık” sistemine son verildi. Bu “manevi danışmanların” KYK ile Diyanet Başkanlığı arasındaki protokolle atanan imamlar olduğuysa açığa çıkan bilgilerle öğrenildi.
AÜ kampüsünde yer alan Bezmialem Valide Sultan ve Elmalılı Hamdi Yazır öğrenci yurtlarında bulunan ofisin önündeki “manevi danışmanlık” tabelaları da kaldırıldı. Yurtlarda “manevi danışman” yerine, öğrencilerin sorunlarını dinlemek üzere psikologlar görevlendirildi.
Bu manevi danışmanların öğrencilere dini kurallar ve buna uygun bir gündelik hayat dayattıklarıysa intiharların ardından basına yansıyan bilgilerle alenileşti. Cemaatlere bağlı bu yurtların yönetimleri de oluşacak toplumsal tepkiyi dikkate alarak türetilmiş “manevi danışmanlık” kurumunu görünüşte sonlandırdı.
Gazete Duvar’a konuşan öğrencilerin anlattıkları her türlü denetimden uzak bu yurtların gençler açısından nasıl bir kapana dönüştüğünün çarpıcı özeti gibi:
‘Onları bu sisteme kurban verdik’
Öğrencilerin intihar ettiği yurtta daha önce kendisinin de kaldığını söyleyen tıp fakültesi öğrencisi Ahmet Elataş, “Dini eğitime katılanlara bazı avantajlar sağlanıyordu. Ramazan ayında sürekli ‘Oruç tutuyor musunuz?’ diye soruyorlardı. Yurda girmekte biraz geciktiğimizde blokların arasındaki kapılar kapatılıyor, kaldığımız odaya gitmek çok zor oluyordu. Sürekli dini baskıya maruz kalıyordu öğrenciler. Ölen öğrencilerin yakın arkadaşlarıyla konuştuk. ‘Dersleri çok iyiydi’ diyorlar. Muhammed, birkaç gün önce ajandasına, ‘Hayatımın hiçbir döneminde bu kadar sıkıldığımı, istemediğimi hatırlamıyorum’ yazmış. Onları bu sisteme kurban verdik” dedi.
Rektörlükten öğrencilere: Yurt yönetimine müdahale edemiyoruz
Üniversite içinde protesto eylemlerine başladıklarını belirten Elataş, “Bir ayda üç intihar oluyor, üniversitenin içindeki yurtlarda hâlâ bir denetim yok, ikna edici bir açıklama yapılmadı. TİP’li öğrenciler, Özgür Öğrenci İnisiyatifi ve bazı öğrenci gruplarıyla birlikte taleplerimizi iletmek üzere rektörlüğe gittik. Orada yaptığımız görüşmede taleplerimiz dinlendi. Öncelikle dini propagandanın yurtlarda yapılmamasını talep ettik. Üniversitenin içinde bulunan yurtların dini bir yönetim anlayışından uzak tutularak çağdaş bir sistemde yönetilmesini, üniversite ve yurt yönetiminin öğrencilerle daha çok temas etmesini, sorunlarını dinlemelerini istedik. Dini danışmanlık değil, rehberlik istediğimizi söyledik. Rektörlükten bize verilen yanıtta üniversite ve yurt yönetimlerinin birbirinden ayrı olduğu, yurt yönetimine müdahale edemedikleri söylendi” diye konuştu.
‘Pencerelerin kolları söküldü’
İntiharların yaşandığı yurtta kalan AÜ öğrencisi B.A. ise şunları söyledi: “Halil Gülcan’ın babası yatalaktı, maddi açıdan zor durumda olduğu için yurtta kalıyordu. Bir kız arkadaşı vardı. Son dönemde ölen iki kişi benim kaldığım yurtta, biri arka tarafımızdaki yurttaydı. Yurdun bir Whatsapp grubu var. Oradan sabah namazına çağırıyorlar. ‘Şu saatte şurada olun’ gibi planlamalar yaparak her gün öğrencileri otobüsle farklı bir camide namaza götürüyorlar. Sohbet toplantıları olduğunda, üniversiteye bir konuşmacı geleceğinde duyuru yapıyorlar.”
Yurt pencerelerinden başka atlayan olmasın diye pencere kollarının söküldüğünü belirten B.A., şöyle devam etti: “Buradaki çocukların büyük bir kısmı maddi zorluklar nedeniyle mağdur. Son ölen çocuğun hocalarını tanıyorum turizm fakültesinden. ‘Çok akıllı, zeki bir çocuktu. Hiç intihar edecek biri izlenimi vermiyordu’ diyorlar. Sadece biz değil, hocalar da yaşanan bu olaya inanamadı. Bu olayların neden olduğunu tam olarak bilmiyoruz, tedirginiz. Muhammet Kaya, C Blok 4’üncü kattaki pencereden kendini atmış. Bir arkadaşım o saatte kantinden dönerken yerde kanlar içinde görmüş. Sonra herkes başına toplandı. Güvenlik ne yapacağını şaşırdı. Yaşanan olaylardan sonra başka atlayan olmasın diye yurdun koridorlarındaki pencerelerin kollarını söktüler.”
‘Öğrenciler ağır bunalımda’
Yurtta kamera eksikliğinin büyük sorun olduğunu ifade eden B.A., öğrencilerin ağır bunalımda olduğunu şöyle anlattı: “Devletin her yurdu gibi burada da birçok şey eksik. En önemli eksiklik de kameraların olmaması. Bunca olaya rağmen takılmadı. Burada çok zor şartlarla mücadele eden arkadaşlarımız var. Bütün öğrencilerde çok ciddi gelecek kaygısı var. Öğrenciler ağır derecede bunalımda. Yarın bir gün başka bir öğrencinin böyle bir şey yapmayacağının garantisi yok. Çünkü çıkış yolu yok. Gelecekte nasıl hayatta kalacağımıza dair çok derin umutsuzluğumuz var. Bu kaygıya son verecek bir şeylere ihtiyacımız var.”
Devlet yurtlarında imam
Akdeniz Üniversitesi yerleşkesinde yaşanan öğrenci intiharlarından sonra Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında yapılan bir protokol ortaya çıktı. Bu protokol kapsamında yurt genelinde devletin öğrenci yurtlarına birer “manevi danışmanlık” ofisi açıldı. Yurt binalarının içinde bulunan bu ofislerde, öğrencilere danışmanlık yapmak üzere imamlar görevlendirildi. Pandemiden sonra yüz yüze eğitimin başlamasıyla 2021-2022 eğitim sezonu için yurtlara yerleşen öğrenciler, bu yeni sistemle karşılaştı.
Akdeniz Üniversitesi’nde intiharların yaşandığı yurtlarda kalan öğrencilerin verdiği bilgilere göre, bu ofislerin kapısında bulunan panoda her gün dini bir hadis ya da Necip Fazıl Kısakürek gibi ‘muhafazakâr’ şair ve yazarlardan alıntılar yer alıyordu. Sorunları ile ilgili görüşmek için giden öğrencilere “şükür” ve “sabır” telkin eden dini tavsiyeler veriliyordu. İntiharlarla artan tepkiler üzerine Antalya’daki devlet yurtlarında bu uygulamaya son verildi ve Diyanet görevlileri yerine psikologlar görevlendirildi. Ancak bu değişikliğin geçici mi yoksa kalıcı olarak mı yapıldığı, protokolün devam edip etmediği, Diyanet personelinin göreve dönüp dönmeyeceği gibi sorular belirsizliğini koruyor.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!