İstedikleri yer için tek adamın bir imzasıyla kamulaştırma kararı çıkarıp maden ya da başka patronlara peşkeş çekiyorlar. Her şeyin o imzaya bağlandığı bu dönem, en çok haydutluk ve zorbalıkla anılacak. Şırnak merkeze bağlı Gundikremo Köyü’nde olup bitenler bu haydutluk ve zorbalığın tipik ifadesi. Bir avuç maden için onlarca yıldır yaşanan köyde AKP’li Süleyman Bölünmez’e ait şirket kömür arama çalışmaları yapsın diye AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan imzasıyla 24 Şubat’ta kamulaştırma kararı çıkarıldı.
Bu da yetmedi. Bu keyfiliğe, hoyratlığa tutum alan köylüler suçlu ilan edildi ve haklarında “Kamu malına zarar verme” iddiasıyla soruşturmalar açıldı. Süleyman Bölünmez Erdoğan’ın bir imzasıyla devlet ilan edilmiş, onun iş makinelerinin karşısında durmaksa devlet malına zarar vermek olarak tanımlanmıştı!
MA’daki habere göre soruşturma açılan köylüler tek tek ifadeye çağrılıyor. Bu köylülerden biri de 55 yaşında olup ömrünü köyde geçiren Halime Gülçen.
Yüzyıllık ağaçlar kesildi
Açılan soruşturmaya tepki gösteren Gülçen, “Bizler çok üzülüyoruz. Yüzyıllık ağaçlarımız kesildi. Ağaçlarımızın hepsini kestiler toprak altında bıraktılar. Açgözlü olanlar köyümü yıktı. O köy atalarımızdan bize mirastı. Mezarlarımız, bahçelerimiz, ağaçlarımız yok edildi. Bizler, atalarımız bütün ömrünü orada geçirdi. Ağacımıza, taşımıza ne yaptılar bilmiyoruz. Korucularla işbirliği yaparak köyümüzü yıktılar. Bize yapılanlar kabul edilemez. O maden onlara zehir olacak. Onların bize bunu yapma hakkı yoktu. Yüzyıl boyunca biz orada hayvanlarımızı otlattık. Biz o köyün her nimetinden faydalandık. Emeğimiz vardı. Ama yıktılar. Şimdi ise gidip görmemize bile izin vermiyorlar” dedi.
Halk değil onlar şikayetçi!
Kamulaştırmaya karşı çıkan onlarca kişi hakkında soruşturma başlatıldığı ve bunun hukuki olmadığını söyleyen Gülçen, “Mezarlarımızı bile bozmuşlar. Kemikleri bile çıkartmışlar. Biz iş makinalarının önüne geçip, ‘kamulaştırmasını, yıkılmasını istemiyoruz’ dediğimiz için hakkımızda soruşturma başlatıldı. Bunun üstüne bir de onlar gidip bizden davacı oluyor. Bizim onlardan şikayetçi olmamız gerekirken, onlar gidip şikayetçi ve davacı oluyor. Eğer kanun, adalet olsaydı bunlar olmazdı. Ama ne adalet var ne de kanun var. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey görülmedi. Hiçbir devlette bu haksızlık, adaletsizlik yok. Biz bir şey yapmadık. O köy bizim geçim kaynağımızdı. Biz hiçbir şey satın almazdık. Her şeyimizi o köyden karşılıyorduk. Ama hepsini elimizden aldılar ve şu anda da köyümüzü bize vermiyorlar” tepkisinde bulundu.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!