Çiçek Özgen
İsmailağa Tarikatı’nda 6 yaşında bir çocuğun evlendirilip sistematik tacize maruz kalması gündeme şok etkisi yaratan bir bomba gibi düşmüştü. Aslında bu ve benzer haberler Ensar Vakfı’nda, Sevgi Evleri gibi gerici örgütlenmelerin olduğu yerlerde sık sık gündeme geliyor. Ancak iktidarın baskı ve manipülasyonu ile üstleri çarçabuk kapatılıyor. Çünkü tarikatların sorgulanması riskini taşıyan bu haberler, bu gerici örgütlenmelerin hareket alanını kısıtlayabilir, devlet içinde kapladığı yeri çok daha net biçimde ortaya çıkarabilir. Ayaklarının altlarından sandalyenin çekilip alınması riskini taşıyan her habere o nedenle bakanları, liderleri, kalemşörleriyle bir bütün olarak müdahale ediyorlar.
Ancak en son gündeme gelen haber, tahmin ettiklerinden daha fazla gündemde kalacak, toplumu sarsmaya devam edecek gibi duruyor. O nedenle çeşitli mekanizmalar hızla devreye sokuldu. Bu korkunç haberin ortaya çıkmasıyla bir iki gün sessiz kalan tarikat seviciler, “ama…”larla başlayan açıklamalarıyla bu sapkınlığın arkasında durmaya, konuyu manipüle etmeye başladılar bile…
“Yangın hortumu” Selvi iş başında…
Ağzını ilk açan da Abdülkadir Selvi oldu. Binali Yıldırım’ın uyuşturucu trafiği sırasında yakalanan oğlu Erkan Yıldırım’ı tüm gövdesiyle savunan Selvi’den bahsediyoruz. Hani “Kabataş yalancısı” Elif Çakır’ı da aynı şevkle savunan Selvi… Nerede savunulacak kokuşmuş bir şey varsa Selvi tüm gövdesiyle öne atılmakta gecikmiyor. Sonuçta iktidarı için hâlâ işe yaradığını ve her türlü mide bulandırıcı manipülasyonda göreve amade olacağını ispatlama fırsatını kaçırmıyor. Kökler aynı yere uzanıyor çünkü… O nedenle işte bu korkunç istismar olayında, “Bu olayı gündem yapanların siciline bakınca kuşkularım artmaya başladı” sözleriyle başladığı savunma turlarına başlıyor. Tarikatların sicili dururken, habercinin sicilini inceleyen Selvi açılışı yapıyor, gerisi de elbette gelmekte gecikmiyor.
Karamollaoğlu’ndan yumuşak savunma
Saadet Partisi lideri Karamollaoğlu ise daha yumuşak bir girişi tercih ediyor. “Sorumlular yargılanmalı tabii ama önyargılı da olmamak lazım” diyor! Kime ve neye karşı önyargıdan bahsettiğini anlamak zor değil elbette. Üstelik Karamollaoğlu olayın basına daha fazla yansımamasını, ailenin bu haberlerden rahatsızlık duyduğunu söylüyor. Evet yanlış duymadınız! Hani 6 yaşında çocuklarını taciz etmesi için her gün tarikat üyelerinin evine gönderen, 6 yaşındaki çocuğa nikah kıydıran aileden bahsediyoruz! Karamollaoğlu “nedense” tacize uğrayan çocuğu değil de ona bunu yaşatanların rahatsızlığını düşünüyor! Şaşırmadık elbette, kendisi de bu tür gerici örgütlenmelerin başında gelen Karamollaoğlu’nun bu tarikatları -dolayısıyla da kendilerini- savunmaya çalışması normal…
Nereden tutsan elinde kalıyor
Tüm bu korkunç gelişmelerle birlikte, bağırsaklardan pislikler parça parça dökülmeye devam ediyor, arkası kesilmiyor bu haberlerin. Henüz 6 yaşında bir çocuğa yapılanları sindirememişken, yaşananların nasıl boyutlu olduğunu, her alana nasıl sızdığını, bizzat devletin organize ettiği, koruduğu, kolladığı sistematik bir uygulaması haline geldiğini gösteren bir haberle daha sarsılıyoruz.
Eski AKP milletvekili Turhan Çömez, 2006 yılında çocuk yuvasında yaşanmış ve üstü Erdoğangiller tarafından örtülmüş bir istismarı daha gündeme taşıdı. Şu sözler olayın korkunçluğunu gözler önüne ermeye yetiyor: “Saat 9, yurda gittim. Çocuklarla konuştum, o gece nöbetçi olanlarla konuştum. 33 tane kız çocuğu o gece yurtta yok. Çocuklar dediler ki ‘Arkadaşlarımızı bazı yapılar gelip buradan alıyorlar, İstanbul’da bazı gece kulüplerine götürüyorlar. 13-14 yaşında çocuklar… Bazen sabaha karşı geliyorlar bazen de gelmiyorlar. Geceleri uyuşturucu kullanıldığını söylediler. Korkunç bir tabloydu…” Sonrasında bu çocukların bazılarının hamile kaldığından, kimisine farklı yerlerde doğum yaptırıldığının ortaya çıktığından söz ediyor.
Ve olay daha da vahimleşiyor. Kurum müdürü görevden alınarak olayın üstü örtülmeye çalışıyor. Olaydan haberi olan Erdoğan ise Çömez’i arayıp “Gece yarısı senin yurtta ne işin vardı?” diye fırçalıyor. Böylece olay kapatılıyor. Evet Erdoğan’dan bahsediyoruz, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan! Bu tür olayların organizasyonunun nerelerden başladığını, kimlerin nerelerden başlanarak korunduğunu göstermesi açısından çarpıcı bir örnek bu!
Kimbilir daha kaç olay bu şekilde kapatıldı ya da hâlâ haberimiz olmayan neler oluyor, bilmediğimiz yerlerde çocuklarımız neler yaşıyor… Şu kesin ki, kokuşmuşluk her yere sinmiş durumda. Devletin en tepesinden en sıradan bürokratına, en altlara kadar bu kokuşmuşluk çukuru içinde yüzüyorlar. Bize dayatılan bütün bu insanlık dışı vahşete görmezden gelerek sessiz kalmak, böylece bunu meşrulaştırıp olağanlaştırmak…
Kesin olan şu ki, onların bu pisliklerini, etrafa yaydıkları çürümüşlüğü temizleyecek hiçbir şey yok; her şeyi alaşağı etmekten başka!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!