İnşaat İşçileri Sendikası (İnşaat-İş) ve DİSK Dev-Yapı-İş Sendikası, uzun süredir inşaat sektöründe faaliyet gösteriyor. Bir yıl önce ortak mücadele kararı alan sendikalar, sadece bir yıl içinde binlerce işçinin hakkını tek kuruşuna kadar almakla kalmayıp, sosyal haklarından yararlanmalarını da sağladı.
İki sendika yöneticisi, bu ortak mücadele kararını, bunun alana yansımalarını ANF’ye anlattı. İki sendikanın birlikte mücadelesinin 2022 başlarına dayandığını belirten Dev Yapı-İş Sendikası Genel Sekreteri Nihat Doğan, aynı alanlarda sık sık karşılaştıklarını belirterek, “Bizim ortak mücadelemiz öyle dört duvarlarla örülü lüks salonlarda ya da deri koltuklarda, görkemli masalarda olmadı. Her şey doğallığında gelişti. Bunlardan bir tanesi de yeni havaalanı diyebiliriz. Yeni havaalanında şu an olduğu gibi birlikte örgütlü hareket etmiş olsaydık, çok daha büyük sonuç almış olacaktık. Şu anda birlikte hareket etmemizin en büyük sebeplerden biri bu diyebiliriz. Sonrasında kurduğumuz 3. Havaalanı Platformu ve öncülüğü üstlendiğimiz, dostlarımızla birlikte kurduğumuz platform, geleceğimize ve ortak hareket etmemize de ışık oldu” dedi.
Sınıf çıkarlarını esas aldık
Ortak mücadele kararı sonrası iki sendikanın farklılıklarına değinen İnşaat-iş Sendikası yöneticisi Deniz Gider ise şunları söyledi: “Aynı sektörde bulunan iki ayrı sendika olarak FMŞ’de aldığımız ortak mücadele kararı, en başta her iki sendika açısından da dar grup çıkarları değil, sınıfın çıkarlarını en başa yazma bakış açısından kaynağını aldı. Bununla birlikte, her iki sendikanın da yıllardır biriktirdiği farklı farklı birikim ve deneyimlerin bir potada toplanması ve alana yansımasının etkisi kuşkusuz her anlamda verimli oldu. İki sendikanın ortak mücadelesi, alanda aritmetik bir gelişimin çok ötesinde açılımlar sağladı. Diğer taraftan, her iki sendikanın kadroları bu çalışma içerisinde tüm farklılıklara, sürtünmelere rağmen hem birbirinden öğrendi hem de yoldaşlaşma sürecini yaşadı.”
Eğitim ve örgütlenme için yoğun çalışma
Günün çoğunu şantiyelerde, işçilerle beraber geçiren sendika yöneticileri, bazen sendika binalarına dahi gidemediklerini, zamanlarının çoğunu işçilere haklarını öğretmek için şantiyelerde geçirdiklerini belirtti. İnşaat sektöründe çalışan işçilerin, toplumsal tabakanın en altında kalan yoksul halk kitlelerinden oluşmasından; düzenli/sürekli bir iş olmamasından kaynaklı olarak çoğu zaman işleri bittiğinde farklı iş kollarına girdiğini hatırlatan Doğan, şunları ifade etti: “Bir inşaatta onlarca kalem iş var. Demircisi, elektrikçisi, sıvacısı, alçıpancısı, dış cephecisi, tesisatçısı vs. Bir ekip gider, yerine başka bir ekip gelir. Yine aynı şekilde inşaatçıysa boşta kaldığında ilk iş bulduğu yere gider. Bu iş tekstil de olabilir, hizmet sektöründe de olabilir, kağıt toplama işi de olabilir. Aç kalmamak, evine ekmek götürebilmek için evden çıktığı ve gördüğü ya da teklif aldığı ilk işe başlar. Hak verilmez alınır ilkesini esas alarak üretimden gelen gücümüzle eylemler, periyodik toplantılar, eğitim çalışmaları yaparak gece gündüzümüzü örgütlenmeye ayırıyoruz.”
Bir yılda yüzlerce kazanım
“İnşaat İşçileri Sendikası olarak biz kendimize sokak hareketi diyoruz” diyen Gider de, sektörün zorluklarına karşı klasik anlamda sendikacılıkla hiçbir şekilde bir kazanım elde edilemeyeceğinin altını çizerek, bir nevi “militan sendikacılık” yaptıklarını vurguladı. İki sendikanın birleşik mücadele kararı sonrası, Türkiye’nin şu anki en büyük şantiyesi sayılan, onlarca firmanın, yüzlerce taşeronun olduğu ve binlerce inşaat işçisinin çalıştığı Finans Merkezi Şantiyesi’nde bir yıl içerisinde yüzlerce kazanım elde edildiğini hatırlatan Gider, bu kazanımların militan sendikacılığın etkisi sonucu olduğunu belirtti.
Hiç geri adım atmadık
Eylemlerin sadece şantiye alanlarında sınırlı kalmadığını kaydeden Gider, şunları söyledi: “Aslında her iki sendikanın geçmişten bugüne gelen kararlı, uzlaşmaz ve militan duruşunun bir sonucu eyleme saatler kala kazanım elde edip eylemi iptal etmemiz. Patronlar cephesinden de her iki sendikanın duruşu, eylemler karşısında her anlamda nasıl bir duruş sergilediği çok iyi bilinmekte. Gözaltılar, ölüm tehditleri, fiili müdahale… Sektörümüzde bizlere yönelik çokça karşılaştığımız müdahaleler. Tüm bu müdahalelere rağmen geri adım atmıyoruz. Diğer bir etken ise patronların zayıf karınlarının tespit edilerek eylem biçimlerini çeşitlendirmek. Örneğin, köprüyü trafiğe kapama, AVM eylemleri, firmaların girişlerini kitleme, firma binalarını işgal vb.”
Rüşvet bile teklif ediliyor
Eylem çağrısı sonrası eylemleri yasaklanmasına rağmen eylemler yaptıklarını, defalarca gözaltına alındıklarını anımsatan Dev-Yapı-İş Genel Sekreteri Nihat Doğan, iktidarın bu saldırılarının dışında, patronlar tarafından görüşmeler sırasında ölümle tehdit edildiklerini, hatta bazen sendika yöneticilerine rüşvet teklif edildiğini söyledi. Doğan, bunlara rağmen uzlaşmaz bir şekilde direndiklerini ve patronların geri adım atıp işçilerin haklarını verdiklerini belirtti.
Maaşlı değil, gönüllü sendikacılar
İnşaat-iş Sendikası yöneticisi Deniz Gider de patronlarının gözünün üzerlerinde olduğunu söyleyerek, şunları ekledi: “Taviz vermediğimizi, vermeyeceğimizi iyi görüyorlar. Sadece FMŞ üzerinden değil, sosyal medya hesaplarımızı takip edip gün be gün attığımız her adımı oradan da okumaları bizce rastlantı değil. İnşaat işçilerinin sadece sendikaları değil, dostları, kardeşleri, abileri ve arkadaşlarıyız. Direniş de yapar, halay da çeker, akşam olduğunda semaverimizi alıp çay demleyip birlikte içeriz. Bu yönüyle patronların karşısında maaşlı değil, gönüllü olarak sendikal faaliyet yürüten ve işçilerin çıkarlarını esas alan yönümüzü görüyorlar. Öyle de devam edeceğiz.”
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!