İskenderun’da bir depremzede: Hiçbir yardımdan faydalanamıyoruz



Doğum yaptıktan ancak bir hafta sonra çadıra ulaşan depremzede Zehra Ongan’ın anlattıkları tüm depremzedelerin yaşadığı dramın özeti. “Hiçbir yardımdan faydalanamıyoruz. Bebek bezi bile yok. Çocuklar banyosuz duruyor” diyen Ongan eşinin de bu süreçte işsiz kaldığını, deprem sonrasında banyo bile yapamadıklarını ifade ediyor


6 Şubat Maraş depremlerinin üzerinden 2 aya yakın zaman geçmesine rağmen halen çadıra bile ulaşamayan, her türlü hijyen koşulundan uzak bir şekilde yaşama tutunan emekçilerin yaşadıkları dramlarla her gün yeni bir gelişmeyle yüzleşiyoruz. İktidar TOGG’la, seccadeyle, sokakta dolaşırken dağıttığı ve kaynağını bilmediğimiz paralarla bu dramın da üstünü kapatmaya, her şeyi yoluna koyduk demeye devam ediyor.

Oysaki depremzedeler için yaşadıkları onca acının üstüne hayatın cehenneme dönüşmesi yakıcı bir gerçek olmaya devam ediyor. “Önümüz yaz” diyor birçoğu, “hijyen yok, tuvalet yok, banyo yok, haşereler-yılanlar çıkacak, ne yapacağız bilmiyoruz” diyor birçoğu.

İskenderun’da deprem sırasında hamile olup 23 Şubat’ta doğum yapan ve ancak 1 hafta sonra bir çadıra yerleşebilen Zeliha Ongan’un anlattıkları depremzedelerin yaşadığı dramı birçok boyutuyla adeta özetliyor.

Ongan doğumdan sonra bir hafta boyunca önce arabada kalmış, sonra kendi olanaklarıyla yaptıkları derme çatma bir çadıra geçmiş. AFAD’ın çadırına ancak 1 hafta sonra ulaşabilmiş. “Hiçbir yardımdan faydalanamıyoruz. Bezleri bile yok. ‘Ne yapıyorsunuz’ diye hiçbir şekilde gelmiyorlar. Biz depremden bu yana bir gün bile banyo yapmadık. Çocuklarımız banyosuz duruyor” diye özetliyor yaşadıklarını.

Çadırda elektrik yok, bebeğe geceleri mama ısıtamıyor. Üstelik bir fabrikada şoför olarak çalışan eşi de fabrika depremden hasar görünce işsiz kalmış!

ANKA’nın haberine göre İskenderun Yunus Emre Muhtarlığı Parkı’ndaki depremzedelerden bazıları çadıra ulaşabilirken bazıları ise kendi imkânlarıyla yaptıkları çadırda kalıyor. Ongan’un yaşadıkları hepsinin ortak sorunları.

“Elektrik yok. Bebeğime gece karanlıkta mama bile veremiyorum”

Sakarya Mahallesi’nde oturduklarını ve evlerinin yıkıldığını söyleyen Ongan, enkazdan son anda kurtulmuş. Hamilelik sürecini şöyle anlatıyor:

“Hamileydim ve 20’sinde sancım oldu. Hastaneye yattım. 20 Şubat’ta, hastanede iki gün yatırdılar, fazla yatırmadılar depremden dolayı. Ondan sonra buraya geçtik. Kendi çabamızla yaptığımız bir çadır vardı derme çatma. Ona buna söylemekten, artık askeriye geldi, bu çadırı kurdu. Çocuk olduktan bir hafta sonra kuruldu çadır. Ondan önce biraz arabada kaldık, bir de derme çatma biz yapmıştık muşambadan. Buradaki sorunlarımız, elektriğimiz yok. Ondan sonra yemek gelmiyor hiçbir şekilde. Hiçbir yardımdan faydalanamıyoruz. En önemlisi elektriğimizin olmasını istiyoruz. Çünkü bebeğim var, gece karanlıkta mamasını bile veremiyorum. Hiçbir şekilde gelmiyor. Çadırkentlere gidiyorum. Çadır numarası soruyorlar. Kendi çabamızla yapmaya çalışıyoruz. Eşim bazen hurdacılığa gidiyor. Demir falan toplayıp, getirip alıyor. Çalışmıyor şu anda depremden dolayı da. Öyle geçiniyoruz.”

“Bebeğim için acil yardım istiyorum”

Biri 6 yaşında, biri de 5 yaşında iki kızının daha olduğunu belirten Ongan, şöyle devam ediyor:

“Onların da psikolojisi darmadağınık, depremden dolayı. Bebeğim için acil yardım istiyorum. Mama, bez ve ev istiyoruz bir de. Bizim kafamızı sokacak ya bir konteyner ya da bir ev. Biz kiradaydık” diye konuştu. Verilen 10 bin liralık yardımı dahi alamadıklarını dile getiren Ongan, “Hiçbir şekilde almadık. Verilmedi. Kontrol ettik. Sürekli ‘Süreç devam ediyor’ diyor. Ailem biraz gönderiyor. Biraz biz alıyoruz. O şekilde karşılıyoruz yani. Bir an önce yardım edilmesini istiyoruz. Buradaki insanların hepsi mağdur. Kiralar 5 binden aşağı yok abi. Yani en son sorduğumuzda 5 bin lira falan diyorlardı ama şu anda bazı insanlar arayışa geçiyorlar, 6- 7 bin lira diyorlar yani”.

“Eşimin iş yerinden çıkışı verildi”

Kendilerinin bu kiraları ödeyecek güçte olmadığını da vurgulayan Zeliha Ongan, “Eşim çalışmıyor. İş yerleri hep kapandı. Eşim normalde şofördü, buradaki fabrikalara gidip geliyordu. Şu anda evdeler. Hiçbir şekilde işe gitmiyorlar. Çıkışları da verildi. Gıda yardımı gelmiyor. Küçük bir tüp aldık biz. Kendi yöntemimizle ya bir pilav ya bir patates kızartması, çocukları o şekilde avutuyoruz. Hiçbir şekilde temizlik malzemesi gelmiyor” diyerek sorunların katmerli boyutlarını gözler önüne seriyor.

“Depremden sonra bir gün bile banyo yapmadık”

Çadırının durumunu da gösteren Zeliha Ongan, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Yatak bile gelmedi. Yağmur yağdığında her yeri su basıyor. 5 kişiyiz, bir süngerle kendi çabamızla aldığımız yerdeyiz ve yağmur yağdığında şu paletlere kadar su doluyor. Battaniyem bile doğru dürüst yok. Bebeği ne bir doğru dürüst kıyafeti var ne yatacak yeri. Bezleri bile yok. Hiçbir şeyi yok. Beşiği de kendimiz aldık. Bize bir an önce yardım edilmesini istiyoruz. Hiç kimse gelmiyor buraya. ‘Ne yapıyorsunuz’ diye hiçbir şekilde gelmiyorlar. Biz depremden dolayı bir gün bile banyo yapmadık. Çocuklarımız banyosuz duruyor. Banyolar mı kuruluyor, ne yapılıyorsa bir an önce yapılsın. Bit sorunu da var. Kaşıntı da oluyor çocuklarımda. Alerjisi de var çocuklarımın tozdan, pislikten dolayı. Onun da çaresine bakılsın artık.”