Siyasi tutsakların bulunduğu cezaevlerinde hak ihlalleri genişleyip artarak sürüyor. Dışarıda toplumsal muhalefeti her türlü yasak, baskı ve zorbalıkla zapturapt altına alan faşist rejim, içeride de on yıllarca mahpus yatırılmış tutsakların tahliyelerini İdare ve Gözlem Kurulu’nun keyfi kararlarıyla engellemeye devam ediyor.
En son Bolu F Tipi Cezaevi’nde tutulan Nevzat Öztürk gibi mahkumların şartlı tahliyeleri keyfi gerekçelerle engellenmekte. Ruken Altun (CİSST Hukuk Sorumlusu avukat) ve Helin Akyol (Hapiste Sağlık Tematik Alan Temsilcisi), bu keyfi uygulamalar hakkında Duvar’dan Hacı Bişkin’e açıklamalarda bulundular.
Ruken Altun, İdare ve Gözlem Kurulu’nun çok sayıda şikayet aldıklarını ve şartlı tahliyeleri engellediğini belirtmektedir. İdare ve Gözlem Kurulu, infazını tamamlamış mahpusların “iyi halli” olup olmadıklarını değerlendirerek tahliyelerini ertelemektedir. Ancak bu değerlendirmeler keyfi olarak yapılmakta ve mahpusların daha uzun süre hapishanede tutulmasına neden olmaktadır.
Altun’a göre, İdare ve Gözlem Kurulu mahpusların her hareketini değerlendirmekte ve soyut, keyfi gerekçelerle tahliyeleri engellemektedir. Mahpusların pişmanlık duyup duymadığı, elektrik ve su kullanımları, kitap okuma sayısı, aile ziyaretleri gibi konular değerlendirme kriterleri arasında yer almaktadır. İdare ve Gözlem Kurulu, mahpusları mahkeme gibi yargılayarak yeniden cezalandırmaktadır.
Nevzat Öztürk örneğinde de görüldüğü gibi, tahliyeler keyfi gerekçelerle engellenmektedir. Öztürk’ün tahliyesi, “tasarruflu elektrik kullanmama, kitap okumama ve hapishane personeline zorluk çıkarma” gibi gerekçelerle ertelenmiştir. İnfazını tamamlamış olan Öztürk, idare ve gözlem kurulunun keyfi değerlendirmesiyle “iyi halli olmama” olarak değerlendirilmiştir. Öztürk’ün sosyal faaliyetlerden yararlanma talepleri de karşılanmamış ve bu da gerekçe olarak kullanılmıştır.
Altun, İdare ve Gözlem Kurulu’nun mahkeme gibi hareket ettiğini belirtmektedir. Değerlendirme puanının iptal edildiği halde tahliye engellenmekte ve kurul, kendi kararlarını mahkeme kararlarının üzerinde tutarak keyfi uygulamalar yapmaktadır.
Helin Akyol (Hapiste Sağlık Tematik Alan Temsilcisi) ise Bolu F Tipi Cezaevi’ndeki hasta mahkumların durumuna dikkat çekmektedir. Birçok mahpusun uzun süreli kapatılma koşullarında sağlık sorunları yaşadığını belirtmektedir. Beslenme, spor, hijyen gibi konuların yetersiz olduğu cezaevlerinde, mahpusların mide, kalp, damar, kas zayıflaması gibi hastalıklarla karşılaştığını ifade etmektedir.
Adeta paralel bir mahkeme haline gelen İdare ve Gözlem Kurulları onlarca yıllık tutsaklıktan sonra keyfi kararlarla tahliyeleri engelleyerek tutsaklık işkencesini bir yıldırma ve teslim alma aracı olarak kullanıyor. Bu uygulamaların son bulması için tutsakların çığlığını duymaya, dışarıdaki mücadeleyi büyütmeye ihtiyaç var.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!