‘Ev hapsi’ kararı verilen İnşaat-İş Örgütlenme Sorumlusu: Asla vazgeçmeyeceğiz!



İnşaat-İş Örgütlenme Sorumlusu Anıl Deniz Gider’le üyelerinin hakları için yaptıkları eylem gerekçe gösterilerek “ev hapsi” kararı verilip kelepçe takılması üzerine konuştuk


İnşaat-İş Örgütlenme Sorumlusu Deniz Gider’le, üyelerinin gasbedilmek istenen hakları için Başakşehir Belediyesi önünde eylem yapmaları gerekçesiyle verilen “ev hapsi” kararını ve takılan kelepçenin anlamı, mesajı üzerine konuştuk:

Alınteri: Hakkınızda önce imza koşullu denetimli serbestlik sonra da ev hapsi kararı verildi. Bu karar üyelerinizin gasbedilmek istenen haklarını talep ettiğiniz için verildi, o süreci biraz anlatır mısınız?

Ana yüklenicilerin Başakşehir Belediyesi ve Akar Grup olduğu Bahçeşehir Yuvam Evleri şantiyesinde çalışan ve hakları gasp edilmek istenen üyelerimiz için eyleme başlamıştık. İki gün boyunca Akar Grup satış ofisi önünde sürdürdüğümüz direnişimizi olumlu bir geri dönüş olmayınca Başakşehir Belediyesi önüne taşıdık.

Belediye önünde direnişimiz sürerken polis tarafından engelleme olsa da belediye başkan yardımcısı tarafından gelen görüşme talebine olumlu yanıt verdik. Sendika üye ve temsilcisi olarak katıldığımız o toplantıda başkan yardımcısı patronla yakın ilişkide olduğunu açıkça dile getirirken gasbedilen haklarımız konusunda da “sadece kıdem tazminatları var” diyerek kestirip attı. Sendikamıza ise “Demagog”, “Sendikanın derdi başka” gibi sözlerle hakaret ve tehditlerde bulundu. Bu tutum üzerine görüşmeyi terk ettik. Buna rağmen belediye başkanlığı temsilcileri peşimizden gelerek “bir daha buraya gelemeyeceksiniz” diyerek tehditlerini sürdürdü.

Direniş alanına döndüğümüzde dost sendikamız DGD-SEN üye ve yöneticileriyle birlikte gelen talimat doğrultusunda ters kelepçeyle gözaltına alındık. Karakolda alınan ifadelerimizin ardında Küçükçekmece Sulh Ceza Hakimliği tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldık.

Ertesi gün tekrar belediye önünde direnişimize devam etmek istedik. Fakat yasal hakkımız olan sendikal faaliyetimiz ve demokratik hakkımız fiilen gasbedilerek darp edilerek gözaltına alındık. Gözaltına alındığımız esnada sendikamızın avukatlarından Ekin Güneş Saygılı da görüntü aldığı esnada polisler tarafından darp edildi.

İfadelerimizin ardından yeniden Küçükçekmece Adliyesi’ne götürüldüğümüzde sendika temsilcilerimize ve üyelerimiz hakkında “konutu terk etmeme” (ev hapsi) kararı verildi.

Bu kararın ardından Akar Grup taşeronu olan Reis Elektrik yetkilileri sendikamızla iletişime geçerek görüşme talep etti. Pazartesi günü (12 Şubat) yapılan görüşmenin ardından üyelerimizin tüm hakları ödenerek direnişimiz kazanımla sonuçlandı.

Sadece bu kazanım bile verilen kararın mevcut hukuk sistemi açısından bile kendisiyle çeliştiğinin, bizim haklı olduğumuzun teyididir.

Alınteri: Bu kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kararın siyasi talimatla verildiği ortadadır. Başakşehir Belediyesi AKP’li bir belediyedir, dolayısıyla yargılama usulünün de tepeden talimatla olduğu açıktır. Ayrıca bu karar sadece direnişimizi kısıtlamaya yönelikmiş gibi görünse de coğrafyanın birçok yerinde irili ufaklı sökün eden tüm işçi direnişlerine de verilmiş bir gözdağıdır. Gelecekteki direnişlerin, dipten gelecek dalganın önüne set örme çabasının ifadelerinden biridir. Düşünün ki, sadece ücretiyle yaşayabilen bir işçiyi hakkını istediği için eve hapsediyorsunuz, kendisi ve ailesinin yaşaması için gerekli parayı kazanmasını, emeğini satmasını engelliyorsunuz! İşçinin “aman direnirsem ekmeğimden olurum” korkusunu derinleştirmek dışında bir anlamı yok yani. Bu açıdan aynı zamanda sendikal çalışmaya, fiili meşru mücadele biçimlerine mesafelenmesini sağlamak istiyorlar.

Bu karar kısacası, sokakta hak mücadelesi yürüten işçi sınıfına, emekçilere, kadınlara ve gençlere de önümüzdeki dönemlerde uygulanmak istenen ve “sıradanlaştırılmak “ istenen saldırı anlamına geliyor. Aynı günlerde Urfa’dan İstanbul’a gelen Özak işçileri için de kaymakamlıklar ardı ardına yasak kararları çıkardı. İlk önce Zeytinburnu’nda holding merkezi önündeki direniş çadırını kurdurmadılar, yasak kararı çıkardılar. Sonra işçiler İkitelli’deki fabrikanın önüne gidince oraya da aynı şekilde kaymakamlık yasak getirdi!

Yani işçilerin haklı mücadelesine karşı tüm saldırı aygıtlarıyla karşımızda duruyorlar. Bu zorun karşısında elbette işçiler de mücadele ederek patronların karşısında durmanın yöntemlerini üreteceklerdir.  

Alınteri: Daha önce de çeşitli eylemlere ilişkin ev hapsi kararları verilmişti. Ancak bir işçi eylemi için ilk defa böyle bir karar alınıyor. Ayrıca önceki kararlarda o kelepçeleri bu denli hızlı takmamışlardır, bu acele niye sizce?

Belirttiğim gibi, bu karar aslında taşeron patronun bizi görüşmeye çağırıp tüm taleplerimizi kabul etmesiyle bile boşa düşürüldü! Hukuksal açıdan da vicdani-ahlâki açıdan da yok hükmündedir yani. Ama uygulamakta ısrar etmeleri belirttiğimiz sınıfsal tutumdan ötürüdür. İşçi eylemlerine yönelik verilmek istenen mesajı keskinleştirme çabasındandır.

Alınteri: Fiilen bu durumu yaşayan bir sendikanın temsilcisi olarak bu karar hayatınızı, çalışmalarınızı nasıl etkiledi?

İnşaat işkolu oldukça hareketli, oldukça kuralsız ve örgütsüz. Yıllar içinde bu işkolundaki ısrarlı çabamızla azımsanmayacak bir işçi kitlesi için çözüm adresi olduk, bizimle birlikte yola çıkmayı, hakları için dövüşmeyi genel-bütünlüklü bir kültür haline getiremesek de bu konuda azımsanmayacak bir yol yürüdük. Üyelerimiz doğal olarak sürekli arıyor, gasbedilen haklarını anlatıp, “ne yapabiliriz?” diye soruyor. Bizim telefonlarımız büromuz gibidir, hiç susmuyor. Bir sendikacı olarak işçi arkadaşlarımızla pratikte de buluşamamak elbette can sıkıcı. Sendikal faaliyete dönük bu saldırı bizim açımızdan çaresizce kabullenmek anlamına gelmiyor. Her açıdan yok hükmünde olan bu kararı şantiyelerde, işçi toplantılarında, örgütleyeceğimiz direnişlerle pratikte de yok haline getireceğiz. Kısacası sokaktayız, sokakta olacağız. Ev hapsinde de olsak inşaat işçilerinin gasp edilmek istenen hakları için patronlara cevabımızı sokakta vermeye devam edeceğiz.

Alınteri: Son olarak neler söylemek istersiniz?

Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Bu yasaklama ve olağanlaştırılmak istenen cezai saldırılar devam edecektir. Verilen gözdağına karşılık fiili meşru militan sınıf sendikacılığından asla taviz vermeyeceğiz!