Öfkelenin!



Sarsmak, sallamak ve yeniden kurmak için bileyelim öfkemizi. Yaratıcı cesaretin ve dik duruşun dilidir öfke; Öfkelenin!


Roza Yıldız

2011 ‘Arap Baharı’ndan esinlenen ve etkilenen İspanyol direnişçileri Los İndignados denilen hareketi yarattı.

İndignados yani Öfkeliler Hareketi, tıpkı Tunus’taki ‘Arap Baharı’ gibi ülkeden ülkeye yayıldı. Ekonomik kriz yayıldıkça protestolar da Yunanistan, Belçika, ABD, İsrail, Fransa ve en son İngiltere’ye kadar uzandı.

İndiganos/15M Hareketi/ sınır tanımayan “Öfkeliler Hareketi”, 15 Mayıs’ta çıkış yaptığı için 15 M olarak anılmaktadır. 15M İspanyol protestolarının arkasında genç ve işsiz meslek sahiplerinin internet ortamında oluşturduğu “Gerçek Demokrasi Şimdi” grubu vardı. Eylemlerin başında kamu alanları ve binaların işgal edilmesi geliyordu. Duerto Del Sol’da İspanya’nın tümüne yayılan kamplar kurmuşlardı.

İspanya’daki protestocular, sermaye hareketlerinin daha sıkı kontrol edilmesini, bankalara ve zenginlere daha fazla vergi ödetilmesini talep ederken Yunan protestocular ise, zenginlerin kâr dürtüsü ve onların hükümetlerinin/devletlerinin sorumluluğundaki politikaların faturasını ödemek istemediklerini söylüyor, kamu harcamalarındaki kesintileri kınıyorlardı.

Fransız protestocular ise, 93 yaşındaki Alman asıllı Fransız yazar Stephene Hessel’in çağrıları etrafında toplandılar. Madrid’de başlayan gösterilere Fransız protestocular da katılarak eylemler düzenlendi.

Hessel için “İnsanlık Onurunu Kurtaran Adam” deniyor. Almanya doğumlu bir Yahudi olarak tüm yaşamı direnişle geçmiş bir isim Hessel. Nazilere karşı Fransız direnişçileriyle birlikte mücadele etmiş, toplama kamplarından zor kurtulmuş, hayatı boyunca Vietnam, Cezayir ve Filistin’i savunmuş, 1948’de Birleşmiş Milletler’de İnsan Hakları Bildirgesi’ni yazan heyete girmiş bir diplomattır o! 93 yaşında yazdığı Indignez-vous (Öfkelenin) adlı eseri, Türkçe de dahil 25 dile çevrilmiştir.

“Milton Friedman’ın doktrini olan güçlü ve zengin insanlar, güç ve zenginliklerini sürdürebilmek için devletin mümkün olduğunca küçültülmesini istiyorlar. Son 10 yıldır içinden çıkamadığımız krizin nedeni budur” saptamasını yapmıştır.

Indignez-vous (Öfkelenin) kitabı tüm dünyada liste başı olmuşken, Türkiye’de halkın potansiyel öfkesine rağmen adının dahi duyulmaması ilginç…

Öfkeyi aktif bir şekilde yapıcı olarak nasıl kullanabileceğimizin rehberliğini yapar S. Hessel. Pasifliğe, sindirilmişliğe, korkaklığa karşı aktif duruşu teşvik eder. Haksızlıklara, adaletsizliklere karşı sesini yükseltmeyi, demokratik hakları kullanmayı, değişimi savunmayı savunur.

Öfkeyi yapıcı bir şekilde nasıl doğru kullanabileceğimizi de sorgulamamız gerektiğini salık verir. “Öfkelenin! Öfkenizi sistem karşıtı eylemler için, hedefi sisteme yönlendirerek öfkelenin” diyor kısaca Hessel.

Bu eylemler Hessel’in de salık verdiği gibi birikmiş öfkelerin güçlü bir şekilde patlaması, dile gelişiydi. Neoliberal kapitalizmin onlarca yıl denetim altında tuttuğu, rıza ürettiği toplumsal kabuğun çatlaması anlamına geliyordu. Sonrasının daha güçlü bir nitelik kazanamamasının nedenleri hepimizin malumu… Derinleşmiş bir örgütlülükten yoksunluk, hedef ve program diline kavuşamamak bu nedenlerin başta gelenleriydi. Ama en azından öfkenin açığa çıkması bile tarihsel bir anlam ve değer taşıyordu.

Türkiye toplumunda ise son yıllarda -Gezi gibi kolektif duygu birliği, öfke ortaklığını saymazsak- öfkemizi asıl olarak birbirimize yöneltiyoruz. Oysa sadece yakın tarihteki örneklere bakmak bile bize güçlü bir yön duygusu kazandıracaktır. Politik bir öfkenin kitlesel patlayışı yaşanmadan önce bu yolları arşınlayan öncüler ve önderlerin rehberliğine hepimizin ihtiyacı var, bunu yapmalıyız.

Sarsmak, sallamak ve yeniden kurmak için bileyelim öfkemizi. Yaratıcı cesaretin ve dik duruşun dilidir öfke, Öfkelenin! Elbette bu öfkenizi örgütlü, programlı, hedefli bir güce dönüştürün, bunu yaratacak bir manivelaya