Kemalpaşa’da kurulu Temel Conta’da işçilerin 10 Aralık’ta başladığı grevi 79’uncu gününde (26 Şubat) ziyaret ettik. Toplam 24 kişinin çalıştığı fabrikada 16’sı kadın 17 işçi grevde. Çalışan 24 kişiden ikisi beyaz yakalı, ikisi İŞKUR’un yerleştirdiği işçi, biri ise son 1 ay işe girmiş bir işçi.
Temel Conta yaklaşık 50 yıllık bir fabrika. Bu fabrika onlarca yıllık işçiyi de yeni gireni de istikrarlı bir şekilde asgari ücretle çalıştırmış! Ne İSİG önlemleri almış ne kimyasal bir iş yapıldığı halde ona uygun donanım sağlanmış! Bir havalandırma bile yok. Üstelik sürekli bir üretim baskısı var. Bu koşullara karşı Petrol-İş’te örgütlenmeye çalışan işçilerin görmediği baskı kalmamış. “Sağ ayağımı attım diye tutanak tutuldu” şeklinde özetliyor işçiler bu baskıyı.
Petrol-İş Aliağa Şubesi’nde örgütlü olan işçiler tüm tehdit ve baskılara rağmen “grev” demiş ve patronun tüm kırma çabalarına, devletin iş makinelerinin çıkarılmasında bile adeta korumalık yapmasına rağmen kararlılıkla direniyorlar.
Ziyaret ettiğimiz işçilerden İşyeri Temsilcisi Sinem Kaya’yla konuştuk.
Örgütlenmeye, greve gitmeye nasıl karar verdiniz?
Greve çıkma nedenimiz içerdeki baskı ve sömürü koşullarına bir dur demek. İçerde zaten baskı vardı, fakat patron sendikaya üye olduğumuzu öğrenince bunlar daha çok arttı. İçerde zaten bir asgari ücret dayatması var, emeğimizin, alınterimizin karşılığını kesinlikle alamıyoruz. Biz artık bunlara yeter dedik. “Emeğimizin, alınterimizin karşılığını istiyoruz, insan onuruna yakışır bir çalışma ortamı istiyoruz” dedik. Sendikaya üye olduk.
Patron bunu öğrendikten sonra daha çok baskı yaptı. Ben 11 yıldır çalışıyorum, sendikaya üye oldum diye “sağ adımını attın” bahanesiyle bile tutanak tutuldu hakkımda! Baskılar daha fazla arttı. Biz dedik ki “bundan sonra grevse grev. Biz sendikasız şekilde çalışmayacağız”.
Bütün arkadaşlarla şunu konuştuk: “Bireysel olarak evet hepimiz vazgeçilir olabiliriz, patronlar işçilere asla acımaz, ama toplu şekilde hareket edersek o zaman biz Temel Conta işçileri değerli oluruz”. Dışarı çıktığımızda da bunu gördük. Şu an üretim durmuş durumda ve biz ne istediğimizi biliyoruz.
Kararlıyız sendikalı bir şekilde içeri girmeden de buradaki grev bitmeyecek.
Greve gitme kararını aldırtan neydi, ücretler mi, çalışma koşulları mı?…
Hepsi. Sağlıklı bir ortam yok! İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri yok. Aldığımız ücret emeğimizin karşılığı değil, asgari ücret. Yılımız, kıdemimiz, ustalığımız hiç fark etmiyor, hepimiz asgari ücrete tabiyiz. Kadın işçi ağırlıktayız, genelde sessiz olduğumuz için tercih ediliyoruz ve sömürü çok fazla. İş güvenliği konusunda zaten sınıfta kaldı. Havalandırması yok. Biz kauçuk işi çalışıyoruz her pres sıcak pres, inanılmaz bir zehirli gaz var, ama bizim bir havalandırmamız yok. Maskemiz yok, işveren bunları asla tedarik etmedi bize. Bunların hepsinin sonucunda bu sürece yöneldik. Tabii ki sendikamız Petrol-İş Aliağa Şubesi ne istediğimizi anlayıp bizi bu yolda yönlendirdi, şekillendirdi.
Grev süreci boyunca patronun herhangi bir çağrısı, anlaşma çabası, görüşme girişimi oldu mu, içerde üretim durumu nasıl?
Üretim durdu. Grev süreci boyunca patronun herhangi bir çağrısı olmadı. Aksine, biz greve çıkmadan önce patronun avukatları başlıklar altında bir liste yapmış. Bizi toplayıp hepimizi tehdit etti. “Dışarı çıkan hiçbir işçiyi içeri almayacağım, yol-servis yok, ücret yok. Dışarı çıkarsanız kaybeden siz olacaksınız. Benim kapım her zaman size açık. Sizin artniyetli olmadığınızı düşünüyorum. Sizi sendika yönlendiriyor. Ama sendika sizin arkanızda ne kadar durur, siz bizim karşımızda ne kadar durabilirsiniz. Sizin en fazla B planınız vardır, bizim Z’ye kadar planımız var. Ben sizden 5 adım öndeyim, aklınızı başınıza alın, dışarı çıkanlar kaybeder” dedi. Biz hiçbirimiz bu birliği bozmadan dışarıya greve çıktık.
Sendikamıza da güvenerek devam ediyoruz.

Diğer işçilerden emekçilerden beklentiniz nedir?
İnsanlar korkuyorlar. Sendikalaşmayı çok istiyorlar, haklarının gasp edildiğini sömürüldüklerini biliyorlar, ama korkuyorlar. Korkularında haksızlar mı, haklılar. Sendikalaşmak bizim anayasal hakkımız ama biz bu hakkımızı bile hakkaniyetli bir şekilde kullanamıyoruz. Örneğini de Temel Conta’da yaşıyoruz.
Sendikalaşmak anayasal hakkımız ama patron keyfiyen “masaya oturmuyorum” dediği zaman onu masaya oturtacak hiçbir güç yok. Biz burada diyoruz ki, eğer işçileri sendikalaşmasının önü açılacaksa en başta bir kere bu keyfiyen oturmama tutumunun bir yaptırımı olmalı. O zaman herkes aslında sendikalaşmak ister. Niye işçi asgari ücrete rıza göstersin ki, şu anki yaşam koşullarına baktığımızda hiçbir işçi bunu istemiyor. Herkesin hakkı, sömürülüyor. Ama gel gelelim ki, patronların sendika karşısındaki tepeden tavırları işçilerin gözünü korkutuyor. Ama şunu biliyoruz: Eğer işçiler birlik olursa korkacak bir şey yok. Yeter ki birlikte hareket edelim, buna güvenelim. Ondan sonra başarıya zaten her adımda yaklaşırız.
Temel Conta işçisi bugün 79 gündür grevde, ama zerre pişmanlığımız yok. Çünkü ne istediğimizi biliyoruz ve buradan zaferle çıkacağımızı da biliyoruz. Çünkü bizim en büyük silahımız üretim ve şu anda patron üretim yapamıyor.
Alınteri / İzmir
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!
