Nəriman Bakı
Anlam, tarihselliği ve güncelliği en güçlü ve belirgin insan ilişkilerinin başında gelir. “Vatan, millet, Sakarya” gibi işe yarar gibi gözüken ama içi boş teneke de olabilir, bir sevgiliye anlık bir bakış da… Semboller ise anlamın en güçlü dışavurumlarıdır.
SSCB’nin çok boyutlu nedenlerle yıkılıp neoliberal kapitalizmin damarlarına kan pompalandığı ve hatta tarihin sonunun ilan edildiği “yeni dünya düzeni” diye tam gaz sahnelere çıktığı vakitlerde, bölge halklarının devrimci yükselişinin jandarmalığına soyunmuş Türkiye adlı ülkenin, Düzce ilinin, Akçakoca sahiline 17 Temmuz 1993 günü bir ahşap bir büst vurur.
Ama ne büst!..
Marx ve Engels’ten sonra sosyalist bir devrim yapabilme olanağını bulmuş ve sosyalist bir ülkeyi inşaat etmiş dünya proletaryasının önderi Lenin’in büstü.
O günleri hatırlayanlar olacaktır. Lenin’in büstünün sahile vurmasının sembolik yorumlaması da olmuştu. En basitinden “dağılan Sovyetler olmasına rağmen Lenin’in hâlâ “kendisini göstermesi” gülümseten bir yorumdu. Dönemin Akçakoca Belediye Başkanı Lenin büstünün “depoya kaldırılmasını” münasip görmüş.
Ama büste dair yerel halkın ürettiği hikayeler yanında Lenin gibi tarihsel açıdan çok anlamlı ve önemli bir figürün büstünün sahile vurması, senaryosunu Barış Bıçakçı ile aynı zamanda filmin yönetmeni olan Tufan Taştan’ın yazdığı 2021 yapımı bir filme konu oldu: “Sen, ben, Lenin.”
Film özce “O zamanın Türkiyesi’nde turizm için kullanılmak istenilen Lenin büstü kaybolsaydı ne olurdu” sorusunu ele aldı. Film kaybolan büstün Lenin’e ait olması üzerine yereldeki devletin en gizli birimleri eski tüfekleri “vatan adına” sorgularken diğer yandan envantere sokularak devletin zimmetine geçmiş bir eşyanın bürokrasi koridorlarında nasıl olup da kaybolabileceği kara bir mizahla işlendi. Filmin sonunda da Lenin büstü tabir-i caizse evliyalara karıştı.
Ancak “Sen, ben, Lenin” filminde Türkiye’nin hali kara mizah biçiminde ele alınırken gerçeklik de film kadar kara mizah içeriyordu. 2009 yerel seçimlerinde CHP’den seçilen belediye başkanı Fikret Albayrak “Büstün bir müzede sergileneceğini” duyururken dönemin AKP’li Düzce Milletvekili Yaşar Yakış ise büstün “dikilmesini uygun görmem ama sergilenebilir” diye buyurmuş.
Bu zaman zarfında büst restore edilmesi için ahşap ustası ve marangoz Erol Badanoz’a veriliyor. Badanoz büst kendisine gelinceye kadar da “Lenin’in kim olduğunu bile bilmediği”ni söylerken kırılan burun yerine yaptığı burnu fazla “Karadenizli” bulup iki haftalık uğraşısı sonrasında yaptığı burnu “simaya uydu” diyerek bitiriyor. Ama Laz burnu restore edilen Lenin’in büstü ne dikiliyor ne sergileniyor. Belediye deposunda çürümeye bırakılıyor.
32 yıllık “kayıp” Lenin büstü şimdilik kaydıyla “bulundu”. 2024 seçimlerinde yeniden seçilen CHP’li belediye başkanı Fikret Albayrak “Sen, ben, Lenin” filminin açık havada gösterimi, film ekibiyle yapılan söyleşi ile Lenin’in büstünün açılışını 21 Haziran’da yaptı. Lenin büstü kalıcı olarak Akçakoca Belediyesi’ne ait Özkök Kültür Evi’nde sergilenecek.
Lenin’in büstü “şimdilik kaydıyla bulundu” diyoruz. Çünkü Lenin o kadar tarihsel ve güçlü bir sembol ki, daha önceki yerel seçimlerde Akçakoca belediyesini kazanan AKP’li ve MHP’li başkanlar Lenin büstünü kaybederek depoda çürümeye terk etmişler. Bir sonraki belediye seçimini kazanan parti Lenin’in büstünün kaderini belirleyecek. Ta ki sosyalist devrim olana kadar.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!