12 Yaşındaki Eyüp’lerin ‘Kaderi’: İşçilik ya da Askerlik!



Mersin Anamur’da bir dönercide çalışan 12 yaşındaki Eyüp Can Güner’i katleden fail bellidir: Emekçi çocuklarına ya ucuz işgücü ya da asker olmak dışında seçenek bırakmayan bu düzenin kendisi!


Emekçilerin çocukları ya ucuz işgücüdür onlar için ya da asker… Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin zorunlu eğitimi ortadan kaldıracak yeni düzenlemeler için çıkıp bunu “sanayi ve ticaret sektörlerinin nitelikli eleman ihtiyacı konusundaki talepleri” doğrultusunda yaptıklarını alenen ilan eder mesela. Artık sermayenin organik bir bileşeni haline getirilen üniversitelerin tepesindeki rektörler daha fazla çocuk doğurulmasını doğrudan asker ihtiyacıyla açıklayarak devam ettirir bu koroyu. IDEF 2025’te konuşan Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Erhan Afyoncu’nun “Türkiye yarın ürettiği silahları kullanacak insan bulamayacak. Nüfus çok hızlı düşüyor. Bu silahları üretip kullanacak genç Türklerin sayısı azalacak” sözleri bunun açık ifadesidir.

Burjuvazi ve siyasi temsilcileri açısından işçi ve emekçi çocuklarının ucuz işgücü ve bölge jandarmalığına hazırlanan Türkiye devletinin NATO adına cephelere süreceği askerler olmaları dışında bir anlamı yok kısaca. “Parlak” dedikleri beyinleri zaten ayıklayarak gelecekteki kadrosal güç için tasnif ediyorlar.

Bu böyleyken Mersin Anamur’da bir iş hanındaki dönercide çalışan 12 yaşında Eyüp Can Güner’in katledilmesi ya da MESEM’lerde ucuzun ucuzuna çalıştırılırken ölen çocukların varlığında şaşılacak bir şey olmuyor.

Bu bir sermaye ve devlet politikasıdır nitekim.

Çocuklar açlık sınırının bile altında kalan asgari ücretle çalışmanın yaygın olduğu bu devirde bir yandan yoksulluğun toplumsal bir patlamaya dönüşmemesi için ek gelir getirecek birer emniyet sübabı gibi görülüyor. Emek piyasasına sürülen, kuralsız-denetimsiz işlerde ter akıtan bir ordu olarak. Diğer yanda da gelecek on yıllarda Türk tekelci burjuvazisi ve devletinin stratejik hedefleri temelinde hizaya sokulacak askerdir onlar.

“Okuyup da ne yapsın, zaten temel bilgilere bugün herkes kolayca ulaşıyor” mantığıyla özetlenen eğitim politikalarının yarattığı sonuçların giderek ağırlaşacağı ise açık. 12 yaşındaki Eyüp Can Güner’in uyuması gereken saat 04:00’te çalışıyor olması ve hiçbir denetime tabi olmaması bu konudaki son alarm oldu. Ustabaşısı tarafından “yavaş çalışıyorsun” diye azarlandıktan sonra kovalanmasının ardından yüksekten düşerek can veren Güner’in bedeninde 5 kesi izinin olması çocuklarının bu kuralsız emek cehenneminde kimbilir nelere maruz kaldıklarının sarsıcı ifadesidir.

Güner’i kovaladığını itiraf eden döner ustasının ’İhmali Davranış Sonucu Ölüme Sebebiyet Verme Suçu’ndan tutuklandı. Olayın nasıl soruşturulduğu, Güner’in orada nasıl çalıştığı, denetim olup olmadığı henüz bilinmiyor. Bilinmesi de istenmez zaten. Çünkü bunlar bilindiğinde gerçek failin kim olduğu tüm çıplaklığıyla görülecektir.