Hatay’ın Samandağ ilçesi, 6 Şubat depremlerinin ardından yıkımın, yalnızlığın ve devletin sistematik ihmalinin acısını hâlâ taşıyor. Yıkılan evlerin yerine konutlar yapılacağı söylendi ama kent halkına barınma ve güvenceli yaşam yerine rant ve kaos dayatıldı. Depremin ardından enkazın tozu daha yere düşmeden, Samandağ koca bir şantiyeye çevrildi. İktidar eliyle semirtilen inşaat patronları, TOKİ ve taşeronlarıyla birlikte kural tanımaz bir düzen kurdu.
İnşaat-İş ve Dev Yapı-İş Sendikaları’nın aktardığı gibi bu şantiyelerde işçi sağlığı ve güvenliği yok, asbestli molozlar halkın ciğerine, kamyonların yarattığı tehlike ise şehrin damarlarına işliyor. İşçiler ölümcül koşullarda gece gündüz zorla çalıştırılıyor, ücretleri gasp ediliyor. Kısacası depremin yarattığı yıkımın üzerine bir “emekçi mezarlığı” inşa ediliyor.
Ama bu düzen yalnızca işçi kanıyla beslenmiyor aynı zamanda halklar arası düşmanlık üzerinden kendini tahkim etmeye çalışıyor. 21 Temmuz’da bir trafik kazasının ardından yaşanan kavgada Samandağlı Alkan Ergin’in bıçaklanarak hayatını kaybetmesi, derhal ırkçı bir kışkırtmaya malzeme yapıldı. Sosyal medya üzerinden Kürt işçilerin kimliği öne çıkarılarak “şantiye şantiye dolaşan” yoksul emekçiler hedefe konuldu. Bu, tesadüf değil. Tıpkı ülkenin başka bölgelerinde olduğu gibi, burada da “derin” siyaset odakları devrede. İşçi sınıfının farklı kimliklerini karşı karşıya getirip, patronların rant sofrasının üzerini milliyetçi bir sis perdesiyle örtüyorlar.
‼️Samandağ’da linç havası
◾️İnşaat-İş ve Dev Yapı-İş, Samandağ’da yaşanan gerilim, Kürt düşmanlığını köpürtmeye çalışan şoven saldırılara davetiye çıkaran provokasyon ve linç girişimlerine ilişkin ortak açıklama yaptı pic.twitter.com/wRkDm4MLS0
— Alınteri Gazetesi (@GazeteAlinteri3) August 10, 2025
İnsan Hakları Derneği’nin 8 Ağustos tarihli açıklaması, bu provokasyonun nasıl örgütlendiğini gözler önüne seriyor. “Kürdistan sınırı Hatay’a dayandı” gibi sloganlar eşliğinde yüzlerce kişi şantiye önlerinde toplandı, işçilere saldırdı. Günler öncesinden WhatsApp gruplarında ve sosyal medyada örgütlenen bu linç havası, patronların ve siyasetçilerin işine geliyor. Çünkü şantiyelerdeki sömürü düzeni konuşulmasın, rantın ortakları sorgulanmasın istiyorlar.
Bu kirli senaryonun geçmişi de var: 2010’da Hatay’ın Dörtyol ilçesinde üç gün süren ırkçı saldırılarda BDP binası yakıldı, Kürtlere ait onlarca işyeri yağmalandı, kundaklandı. Faillerin kısa sürede serbest bırakılması, cezasızlığın bir devlet politikası olarak işlediğini gösterdi. Bugün Samandağ’da tekrar eden tablo da aynı mantığın ürünü. Kürtlere ve özellikle Kürt işçilere yönelik ırkçı şiddet, sermaye birikiminin ve iktidarın halklar arası düşmanlıktan beslenen yönetim tarzının bir parçası.
Samandağ, tarihsel olarak barış ve kardeşlik kültürüyle yoğrulmuş bir kent. Farklı kimliklerin yan yana yaşadığı bu topraklar, şimdi rant ve ırkçılık ittifakıyla zehirlenmek isteniyor. Patronlar kârlarını büyütürken, siyasetçiler linç siyasetiyle alan açıyor. Böylece hem işçi sınıfının ortak mücadelesi parçalanıyor hem de deprem sonrası oluşabilecek halk dayanışmasının önü kesiliyor.
Bugün Samandağ’da yaşanan, yalnızca bir “kimlik gerilimi” değil sınıfın bilinçli biçimde bölünmesidir. Rant düzeni ancak emekçilerin birbirine düşman edilmesiyle ayakta kalabilir. O yüzden de inşaat işçisinin cebinden çalınan ücret ile Kürt düşmanlığı aynı mekanizmanın iki dişlisidir.
Çözüm, halkları birbirine kırdıran bu kirli siyaseti teşhir etmek ve Samandağ’ın barış ve kardeşlik ruhunu sınıf dayanışmasıyla yeniden güçlendirmektir. İşçi sınıfı, kimliği ve memleketi ne olursa olsun aynı patron düzenine karşı omuz omuza durmadıkça hem rant çarkı hem ırkçılık çarkı dönmeye devam edecektir.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!