Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, asgari ücretin 28 bin 75 lira olarak açıklanmasına karşı protesto basın açıklaması gerçekleştirdi. Yüksel Caddesi’nde saat 18:30’da yapılan açıklama “Asgari değil insanca yaşam istiyoruz!” şiarıyla gerçekleştirildi.
Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri adına yapılan açıklamanın tam metni şöyle:
Asgari değil insanca bir yaşam istiyoruz!
İçinden geçtiğimiz dönemde kapitalizmin krizi gün geçtikçe derinleşiyor. Hayat pahalılığı artarken alım gücümüz düşüyor. Sermayeye hizmette sınır tanımayan AKP-MHP iktidarı, yalancı TÜİK verilerine dayanarak enflasyonu düşük gösteriyor. Gerçek enflasyonun yüzde 100’ü çoktan aştığını günümüzde, gerçeği yansıtmayan TÜİK verileri ve hedeflenen enflasyon üzerinden maaşlara yapılacak zam oranları belirleniyor.
Bu düzen tüm kurumlarıyla sermayeyi koruyor. Sermaye iktidarının aldığı her karar, attığı her adım işçi ve emekçilere düşman olduğunu gösteriyor.
Dün Asgari Ücret Tespit Komisyonu oynadığı tiyatro oyununu sonlandırarak 2026 yılı için asgari ücrete yapılacak zam oranını belirlediğini duyurdu. Açıklanan yüzde 27 zam oranıyla 1 Ocak 2026’dan itibaren geçerli olacak asgari ücret 28 bin 75 lira olacak. Sözde enflasyona ezdirilmeyecek olan asgari ücret hedeflenen enflasyon üzerinden belirlenirken yalancı TÜİK verilerinin bile gerisinde, açlık sınırının altında kaldı. Ayrıca temel tüketim ürünlerine gelecek zamlar düşünüldüğünde yapılan zam cebimize girmeden şimdiden erimiş durumda.
Sermayenin kâr rekorları kırdığı Türkiye’de işçi ve emekçiler düşük ücretlerle açlığa mahkum ediliyor. Türkiye Asgari ücret Avrupa sıralamasında 26 ülke içinde 25. sırada yer alıyor. Avrupa genelinde asgari ücretle çalışma oranında ise ilk sırada yer alan ülke olarak Türkiye’yi görüyoruz. Bu istatistik verileri Türkiye’de asgari ücretin temel ücret haline geldiğini, işçi ve emekçilerin büyük çoğunluğunun asgari ücretle çalışmaya mahkum edildiğini gösteriyor.
Sermaye için ucuz işgücü cennetine dönüştürülen Türkiye’de işçi ve emekçilere cehennem yaşatılıyor. Sermayedarlar her geçen gün daha da zenginleşirken, işçi ve emekçilerden fedakarlık yapmaları istenerek krizin ağır faturası bizlerin sırtına yükleniyor. Sözde enflasyonla mücadele programı adı altında uluslararası finans kuruluşlarının direktifleriyle milyonlarca işçi ve emekçinin sefaleti derinleştiriliyor. Sermayenin çıkarları doğrultusunda Orta Vadeli Program, Esnek Çalışma, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi gibi saldırı yasaları ile işçi sınıfının kazanılmış haklarına göz dikiliyor. Sermayedarlar vergi aflarıyla korunurken, bizlerin üzerine yüklenen yeni vergilerle köleliğimiz derinleştiriliyor. MESEM adı altında ucuz işgücü olarak kullanılan çocuklarımız fabrikalarda, atölyelerde ölüme mahkum ediliyor. İşten atmalar her geçen gün artarken çalışma koşullarımız daha da kötüleşiyor.
Açlık sınırının 30 bin, yoksulluk sınırının ise 100 bin lirayı bulduğu günümüzde asgari ücretle çalışmak zorunda bırakılan milyonlar açlık sınırının altında bir yaşama mahkum ediliyor.
Buna dur demek biz işçi ve emekçilerin elinde. Bizlere düşük ücretleri, açlığı ve sefaleti reva görenler karşısında tek kurtuluşumuz kendi gücümüze güvenerek mücadele etmekten, örgütlemekten geçiyor.
Sefalet ücretlerine, vergi soygununa dur demek için, asgari değil insanca bir yaşam için tüm işçi ve emekçileri kenetlenmeye, birlik olmaya ve mücadele etmeye çağırıyoruz.
Bu sömürü düzenine mahkum değiliz!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!