TBMM’deki İstismar Davasında Tutuklu Failler Tahliye Edildi!



TBMM lokantasında stajyer olarak çalışan kız çocuklarının maruz kaldıkları istismara ilişkin davanın 2’inci duruşmasında tutuklu yargılanan failler “kaçma şüphesi yok” denilerek tahliye edildi. Faillerden birinin avukatı istismarı “rızası vardı” diye savunabildi


İstismar saldırısının TBMM çatısı altına kadar girdiği devasa bir toplumsal çürümeyle karşı karşıya olduğumuzu simgeleyen davanın duruşması bugün Ankara 57’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Saat 9.45’te başlayacağı belirtilen duruşma için tutuklu bulunan beş fail, saat 10.50’de salona getirildi. Salonun önünde olağanüstü önlemlerin alındığı duruşmaya TBMM avukatı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı da katıldı, TBMM Çocuk Hakları Alt Komisyon üyeleri CHP milletvekilleri Mahmut Tanal ve Sibel Suiçmez de duruşmaya katılma talebinde bulundu.

Duruşmada failler önceki duruşmadan farklı olarak tüm suçlamaları reddedip, mağdur oldukları hikayeleri okudular.

Tahliye edildiler!

Savcı mütalaasında, “Eksik hususların giderilmesi, kuvvetli suç şüphesinin bulunması, adli kontrolün bu aşamada yetersiz kalacağı” gerekçesiyle sanıkların tutukluluk halinin devamının gerektiğini vurguladı. Sanıklar ve avukatları, yeterli delilin toplandığını, sanıkların kaçma şüphelerinin bulunmadığını savunarak sanıkların tahliyelerini, tahliye kararı mümkün değilse de tutuksuz yargılama kararı alınması gerektiğini dile getirdi.

Mahkeme faillerin “Tutukluluk süresi ve kaçma şüphesi olmadığı” gerekçesiyle tahliye edilmesine kararı verdi. Bir sonraki duruşma için 15 Mayıs’a gün verildi.

Faillerden beraat talebi

Tutuklu fail Durmuş Uğurlu, “İki aydır işlemediğim bir suçtan dolayı cezaevindeyim” diyerek beraatini talep etti. Tutuklu sanık İbrahim Beşlioğlu ise stajyer öğrencilere mesaj atmadığını söyledi. Tutuklu sanıklardan Recep Seven ise “Hayatım öğrenci yetiştirmekle geçti” diyerek haksız yere tutuklandığını öne sürdü.

Fail İbrahim Beşlioğlu önceki duruşmada “Pişmanım, boşluğuma denk geldi”, Durmuş Uğurlu ise “İş yapmadığı için uyarmak amacıyla dokundum” demişti!

Recep Seven’in avukatı, müvekkilinin medya ve kamuoyu baskısı ile tutuklu bulunduğunu belirtti. Avukat, “Medyadaki iddialara iddialarla bakarsanız Meclis Genel Sekreteri’nin adı, Mahir Ünal’ın adı geçiyor. O dilekçeyi işleme koyacak mısınız? Soruşturma genişletilecek mi?” diye sordu.

Avukat ”Rızası var” diyebildi!

Tutuklu faillerden Halil İlker Güner, “Yuvam dağılmak üzere, beraatimi talep ediyorum” derken Güner’in avukatı stajyer öğrenciyle ilgili, “D’nin de rızası var” dedi. Avukatın sözlerine D’nin babası, “Kızımın rızası olduğu belirtiliyor. Hangi yönden rızası olmuş?” tepkisini gösterdi.

Gizlilik talebi

Ankara Barosu Çocuk Hakları Başkanı Cemile Didem Karaboğa ise “D’nin rızası vardır” savunmasını şu sözlerle eleştirdi:

Gizlilik ve SEGBİS taleplerimiz duruşmadan önce tarafınıza iletilmesine rağmen, kayda geçirilmemiştir. Bu talebimizin duruşma başlarken değerlendirilmemesi, usulen yasaya aykırıdır. Duruşmanın bundan sonraki kısmının SEGBİS’le kayda alınması, mağdur çocukların ifadelerinin SEGBİS odasında alınması ve Çocuğun üstün yararı’ gerekçesiyle gizlilik kararı verilmesini talep ediyoruz.

Aleni istismara “Rızası var” demek!

Sanık Güner’in D.’ye attığı, “En çok da sana hakim olmak istiyorum. Sen benim küçük sevgilimsin” mesajlarını anımsatan Karaboğa, “Küçük çocuğun böyle bir diyaloğa rızası vardır demek, hayatın olağan akışına aykırıdır. Güner’in mağdur üzerinde açık bir baskı kurduğu görülmektedir. Böyle bir durumda rızadan bahsetmek olanaksızdır” görüşünü kayda geçirdi.

Küfür iddiası

D’nin annesi de “Çocuğum ifade verirken, Durmuş Uğurlu, ‘Şerefsiz’ dedi ve dışarıda bize baka baka, kızımla bana küfür etti” derken sanık Uğurlu, “Böyle bir şey olmadı” diyerek iddiayı yalandı.

Sanık Durmuş Uğurlu; “Hiçbir şekilde Meclis’in böyle aşağılanmasında ben de memnun değilim. Sadece işe yönlendirmemden dolayı tacizci oluyorum. Benim 6 yaşında kızım var, kızımı sakındığım gibi, diğer kız çocuklarını da sakınırım” ifadelerini kullandı.

Lakayıt mesajlar

Sanık Ramazan Çetin ise savunmasının son bölümünde şunları kayda geçirdi:

Staj zamanında bazı ustalarıyla kahve içmeye gidilmiş. Biz gazetelere çıktığımızda hakkımızda ‘Bunlar çocuk kandırmışlar’ deniyor. Ben hapisteyim, bu zamana kadar niye adli tıpa götürülmedim. İş görüşmesi adı altında gittim. Kendisiyle yakınlaşmam dahi olmadı. Evet, samimiyetten sonra lakayıt mesajlarım olmuştur, ama bunlar bağlamından koparılmıştır. Benim doğum günümü, bazı ustaların doğum gününü kutladılar. Sosyal medyadan fotoğraflar bulup, bunu pastaya koyuyorlardı.

Bakanlık müdahil

Davaya müdahil olan Aile ve Sosyal Bakanlığı avukatı, sanıkların tutukluluk hallerinin devamını istedi. TBMM vekili ise “Sanıklar her ne kadar ihraç edilse de sanıklar suç tarihinde Meclis personelidir. Meclis bu olaydan yara almıştır. Sanıkların cezalandırılmasını, katılma talebinin kabulünü isteriz” diye konuştu.

CHP’li Mahmut Tanal, TBMM’de 2018 yılında da benzer bir olay olduğunu anımsatarak, “Bu olayın da derinlemesine incelenmesi gerekiyor. Eğer yapılmazsa, buzdağın görünmeyen kısımlarını açığa çıkartamayız” yorumunu yaptı. CHP’li Sibel Suiçmez de konunun her boyutuyla araştırılması gerektiğini kaydetti.

Mağdur Aleyna ise sanık Ramazan Çetin ve Durmuş Uğurlu’dan şikayetçi olmadığını, önceki ifadesini kabul etmediğini ve davaya katılmak istemediğini bildirdi.