TÜİK Verileriyle 2024’te Kadınlar: Emek Sömürüsü, Şiddet ve Güvensizlik



Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) “İstatistiklerle Kadın 2024” raporunu yayımladı. Rapordaki veriler kadınların eğitim ve istihdamdan dışlandığını, yönetici kadroların dışında bırakıldıklarını, kamusal alanlarda güvende hissetmediklerini ve ev içinde emeklerinin sömürüldüğünü gösteriyor


Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024’e dair kadın verilerini “İstatistiklerle Kadın 2024” raporunda yayımladı. Raporda nüfus ve doğurganlık, sağlık ve eğitim gibi konulara dair raporlar varken iş gücü ve istihdam verileri görünmeyen kadın emeği, emek piyasasındaki çifte sömürü ve siyasal düzlemde temsil sorununu ortaya koyuyor.

Rapor, 2021 yılında 2,38 olan doğurganlık oranının 2023 yılında 1,51’e düştüğünü gösteriyor.

Kadınların ilk doğumdaki ortalama yaşı ise 2014’te 25,5 iken 2023’te 27,0’ye yükseliyor. Ortalama ilk evlenme yaşı kadınlarda 25,8, erkeklerde 28,3 olarak kaydediliyor.

Kadınlar eğitim ve istihdamdan dışlanıyor

Rapor, 25 yaş ve üzeri nüfusta en az bir eğitim düzeyini tamamlayanların oranı kadınlarda yüzde 87,8, erkeklerde yüzde 96,8 olduğunu gösteriyor. Ortalama eğitim süresi ise 2023 yılı itibarıyla kadınlarda 8,6 yıl, erkeklerde 10,1 yılolarak kaydedilmiş. İstihdam oranlarına bakıldığında kadınların yüzde 31,3’ü, erkeklerin ise yüzde 65,7’si kayıtlı ve sigortalı bir işte çalıştığı görülüyor.

İşsizlik oranı kadınlarda yüzde 12,6, erkeklerde ise yüzde 7,7 olarak kaydedilmişken, kadınların yüzde 42,9’u ev işleri nedeniyle işgücüne dahil olamadığını belirtiyor. Kadınlar, kayıt dışı ve yarı zamanlı güvencesiz işlerde çalıştıkları için iş hayatında zorluk yaşıyor. Tarım sektöründe kadınların yüzde 90,6’sı kayıtdışı çalışırken yarı zamanlı istihdam edilen kadınların oranının (yüzde 16,1) erkeklerin (yüzde 7,3) iki katından fazla olması, kadınların güvencesiz ve düşük ücretli “esnek” işlere itildiğinin bir göstergesi.

Görünmez emek ve ev içi emek sömrüsü

Verilere göre kadınlar, hane halkı ve aile bakımı için günde ortalama 4 saat 35 dakika ayırırken bu süre erkeklerde 53 dakikaya düşüyor. Kadınlar, yemeği yüzde 85,4, çamaşırı yüzde 85,6, ve çocuk bakımını yüzde 94,4 kendilerinin üstlendiğini belirtiyor.

Cam tavan ve temsiliyet problemi

TBMM’deki kadın erkek milletvekili ve kabinedeki bakan dengesizliği, kadınların siyasi hayattaki temsiliyetinin ne kadar düşük olduğunu gözler önüne seriyor. Meclis’te, kadın milletvekili oranı yüzde 19,9, erkek oranı yüzde 80,1’dir. Kabinede bir kadın bakana karşılık 16 erkek bakan bulunmaktadır. Belediye başkanı olan kadınların oranı sadece yüzde 5,6 ve üst/orta düzey yönetici pozisyonundaki kadınların oranı yüzde 20,6. Bu veriler, aynı zamanda “cam tavan” problemi olarak adlandırılan ve kadınların iş hayatında sadece belirli bir oranda yükselmesine izin veren probleme de dikkat çekiyor.

Akademi ve karar alma mekanizmalarından dışlanma

Yükseköğretimde kadın doçent oranı yüzde 42,1 iken profesörlükte bu oranın yüzde 34,6’ya, rektörlükte ise (devlet üniversitelerinde) yüzde 3,9’a düşmesi, kadınların kariyer basamaklarında “cam tavanlara” çarptığını kanıtlar. Ayrıca, okuryazar olmayan kadınların yoksulluk oranının yüzde 36,8 olması ve “ne eğitimde ne istihdamda olan” (NEET) genç kadınların oranının yüzde 29,8 ile erkeklerden (yüzde 15,6) çok daha yüksek olması genç kadınların potansiyellerinin sistem tarafından baskılandığını gösteriyor.

Kadınların yüzde 35,9’u sokaklarda güvende hissetmiyor

2024 yılı verilerine göre, 15-59 yaş grubundaki kadınların yüzde 37,5’i yaşamının herhangi bir döneminde eşi veya birlikte olduğu erkek tarafından fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalıyor. Güvenlik algısında ise, yaşadığı çevrede gece yalnız yürürken kendini güvensiz hisseden kadınların oranı yüzde 35,9 iken, bu oran erkeklerde yüzde 15,2’dir.

sendika.org