Alınteri Gazetesi’nin YouTube kanalında yayınlanan #DoğruMuBu program serisinin 14. bölümünde, yaklaşık bir aydır devam eden ABD-İsrail haydutluğunun İran’a yönelik saldırısı temel boyutlarıyla ele alındı.
Oya Açan’ın moderatörlüğünde, Selçuk Ulu ve H. Selim Açan’ın katılımıyla gerçekleşen programda savaşın nedenleri, sahadaki seyri, küresel etkileri ve devrimci-komünist hareketin bu karmaşık tabloda takınması gereken tutum analiz edildi.
Savaşın Nedenleri: Hegemonya Krizi ve Stratejik Kuşatma
Programda Selçuk Ulu, emperyalist saldırının arkasındaki üç temel nedeni şu şekilde özetledi:
ABD Hegemonyasının Gerilemesi: 2008 krizinden bu yana neoliberalizmin yaşadığı sıkışma ve Amerikan hegemonyasının sarsılması.
Çin’i Çevreleme Stratejisi: Körfez ve Hazar Denizi bölgelerinde mutlak kontrol sağlayarak Çin’in hareket alanını daraltma isteği, bu noktada İran’ın stratejik bir geçiş güzergahı olarak engel teşkil etmesi.
Siyonist Genişlemecilik: Siyonist İsrail rejiminin bölgedeki etkinliğini artırma çabası ve Lübnan ile Filistin hamlelerinin ardından İran’ın “kolunu kanadını kırma” hedefi.
Konuşmacılar, saldırının zamanlamasına dikkat çekerek, diplomatik görüşmeler sürerken başlatılan bu hamleyi “kalleşçe” ve “hiçbir kural tanımayan” bir atak olarak nitelendirdi.
Sahadaki Seyri: “Barbarossa” Benzetmesi ve Teknolojik Sınırlar
H. Selim Açan, emperyalistlerin İran’a üç gün içinde diz çöktürebilecekleri yanılsamasına kapıldığını belirterek bu durumu Hitler’in Sovyetler Birliği’ne karşı başlattığı Barbarossa Harekatı’ndaki stratejik hataya benzetti. Tıpkı Hitler gibi ABD ve İsrail’in de teknolojik üstünlüğe ve iç isyan beklentisine güvenerek sahada sert bir kayaya çarptıklarını ifade etti.
Savaşın seyrine dair öne çıkan çarpıcı detaylar şunlar oldu:
Mühimmat Krizi: 20 bin dolarlık İHA’larla yapılan yanıltıcı saldırılar sonucunda milyonlarca dolarlık Patriot stoklarının tüketildiği, ABD ve İsrail’in füze ve mühimmat stoklarının hızla eridiği belirtildi.
Hürmüz Boğazı Kozu: İran’ın Hürmüz Boğazı’nı stratejik bir koz olarak kullanmasının ABD’nin uçak gemilerini bölgeden çekmesine neden olduğu vurgulandı.
Sivil Katliamlar: Savaşın acımasızlığına değinilirken, Minap’ta 160 kız çocuğunun katledilmesi gibi örneklerle emperyalist haydutluğun yarattığı yıkım teşhir edildi.
Küresel ve Bölgesel Sonuçlar
Savaşın sadece askeri değil ekonomik ve siyasi fay hatlarını da tetiklediği ifade edildi. NATO içindeki çatlakların büyüdüğü, Almanya Cumhurbaşkanı’nın bile savaşa yönelik muhalif çıkışlar yaptığı not edildi. Ayrıca, Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın yakında dünya sofralarında gıda krizi ve tarımsal rekolte düşüşü olarak hissedileceği uyarısı yapıldı. Bölgesel düzeyde ise, “Arap sokağında” işbirlikçi rejimlere karşı yeni bir enerjinin biriktiği, ABD-İsrail ikilisinin bölgedeki meşruiyetini tamamen yitirdiği belirtildi.
Devrimci Tutum: “Ne Emperyalizm Ne Molla Rejimi”
Programın en önemli ekseni, komünistlerin bu savaşta nasıl bir saf tutması gerektiği üzerineydi. Konuşmacılar, İran’daki Molla rejiminin halka, işçilere, kadınlara ve azınlıklara yönelik zalim politikalarını ve kanlı sicilini hatırlatarak, “düşmanımın düşmanı dostumdur” mantığının devrimci bir tutum olamayacağını vurguladılar.
Devrimci strateji şu ilkeler etrafında şekillendirildi:
Bağımsız Sınıf Hattı: Savaşın tarafları arasında bir tercih yapmak yerine İran işçi sınıfı ve ezilen halklarının bağımsız çıkarlarını savunmak.
Emperyalist Savaşın İç Savaşa Dönüştürülmesi: Marksist-Leninist ilke doğrultusunda, savaşı egemenlere karşı bir iktidar savaşına çevirme perspektifiyle halkın öz-örgütlülüğünü hazırlamak.
Haydutluğa Karşı Tavır, Rejime Mesafe: ABD ve İsrail’in askeri darbeler almasından duyulan memnuniyetin, Molla rejimine kefil olmak anlamına gelmediği net bir dille ifade edildi.
Halkların Kendi Kaderini Tayin Hakkı: Çözümün ne emperyalist bir işgalde ne de mevcut despotik rejimde olduğu, gerçek kurtuluşun bölge emekçilerinin kendi yönetimlerini belirleyebilecek bir güç haline gelmesinde yattığı vurgulandı.
Program, emperyalist saldırganlığa karşı en büyük barajın, halkların ve işçi sınıfının örgütlü mücadelesi olacağı mesajıyla sona erdi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!