Ankara’da İbrahim Kaypakkaya paneli gerçekleşti



Ankara’da Partizan, SMF, ESP, HDP ve Alınteri’nin düzenlediği “Bu çelik aldığı suyu unutmadı, unutmayacak” başlıklı panel dün gerçekleşti


“Doğumun 70. Yılında, Katledilişinin 46. Yıldönümünde Bu Çelik Aldığı Suyu Unutmadı, Unutmayacak!” başlıklı panel- forum dün Ankara ÖDP Genel Merkezinde saat 13:00’de başladı. Açılış konuşması ve saygı duruşuyla başlayan program, sunumlarla devam etti.

İlk konuşmayı Alınteri temsilcisi yaptı. Alınteri temsilcisi konuşmasında şu noktaların altını çizdi:

Tarihimizin her bir gününde hayatını kaybeden, tutsak düşen, işkencede ölümsüzleşen bir devrimci vardır. Onları anmak için yılın 365 günü yetersiz kalır. İbrahim Kaypakkaya, 24 yıllık kısacık ömrüne 500 sayfalık teorik üretim sığdıran, teoriyle olduğu kadar pratikle de öncü bir ilişki kuran, dünyayı dönüştürme çabasını döneminin neredeyse tüm direnişlerinde yer alarak ifade eden, yeni kurucu iradenin sarsılmaz temsilcisi olmanın hakkını veren bir isimdir.

 

Bildiğimiz 3 ana damarın ortaya çıktığı ‘68 devrimci ruhunda İbrahim Kaypakkaya ve görüşleri, ’71 devrimci kopuşunu gerçekleştiren diğer iki öncü yapısı kadar popülerleşemedi, bu anlamda hak ettiği değeri tam bulamadı. Ancak o yıllarda faaliyet yürüttüğü alanlarda Çorum-Malatya ve Dersim havalisinin somut sosyo-ekonomik yapı çözümlemelerine yönelmesi, o yıllarda kaleme aldığı Kesintisizler’de bile daha çok “tercüme” tezlere dayanan Mahir’e, hele hele Hüseyin İnan’ın kaleme aldığı Türkiye Devriminin Yolu broşürü dışında “teorik” bir çabası ve yönelimi olmayan THKO’ya göre ileri ve değerli adımlardı. İbo’nun bir diğer atılım anlamında çabası ise yerleşik Kemalizm ile karşıdan mücadelesi olmuştur. Tüm bunlarla birlikte ‘71 Haraketi’nin genel muhtevası, yasal parlamentarizmden sosyalizme doğru bir kopuşu göstermektedir bizlere.

 

Lakin Kaypakkaya’nın bugün gelinen noktada, eski kafa, eski tarz ve kalıplarla yapılan devrimcilikle yaşatılamaz. Bu duruşla günümüzde artık devrimci olarak bile kalınamıyor. Bu devrimcilik kendisini bir fanusun içine kapatarak “ruhunu rahatlatsa” dahi ne sınıf ve kitleler üzerinde etkili olabiliyor ne de o eski tarzın hakkını verebiliyor. Bu çemberi kırabilmenin tek yönü “İboculuğu” bırakıp İBO olmaktan geçiyor. 

Alınteri temsilcisinin ardından sözü HDP temsilcisi aldı. HDP adına yapılan konuşmada, İbrahim Kaypakkaya’nın direniş geleneğine vurgu yapılıp, Haki Karer ve Dörtler şahsında Kürt Ulusal Mücadelesi’nin ne anlama geldiğine değinildi. İbrahim Kaypakkaya’nın ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı konusunda teorik bir ön açıcılıkta bulunduğu, Karadenizli bir devrimci olan Haki Karer’in de Kürdistan mücadelesinin şekillenmesinde öncü rol oynadığı ve sosyalist bir duruşu temsil ettiği belirtildi. Dörtlerin Diyarbakır Zindanı’nda gerçekleştirdikleri destansı direnişin Kürt ulusal direnişi açısından nasıl bir anlam taşıdığına değinildi. Son olarak bugün Leyla Güven’in başlatmış olduğu açlık grevlerinin bu temelden ve bu köklerden beslendiği vurgulandı.

Soru cevap kısmına geçildikten sonra Av. Kazım Bayraktar söz aldı ve ‘71’lerdeki devrimci örgütlerle tanışmasını, ’68 ruhunu anlattı. Burada devrimci örgütlerin iktidar vizyonundan bahsetti. Bu vizyonun ’80 askeri faşist darbesiyle birlikte tasfiye süreçlerinden geçtiğini ve ‘80’li yıllarda bu büyük örgütlerin bir çoğunda bu vizyonun ortadan kalktığını söyledi. Daha sonrasında ise bu vizyona sahip olan devrimcilerin zindanlarda nasıl direndiğini anlatırken, ‘82 Diyarbakır Zindanı’nda direnen Mazlum Doğan ve Kemal Pir’ler ile olan görüşmelerini anlattı. Konuşmasında daha sonrasında en başa dönerek, İbrahim Kaypakkaya’nın ser verip sır vermemesinin nedeninin işte bu iktidar vizyonu olduğunu vurguladı.

İkinci oturumda ilk konuşmayı Sosyalist Meclisler Fedarasyonu (SMF) yaptı. Yapılan konuşmada “Kaypakkaya’nın katledilişinden bugüne ve Dörtler’in destansı direnişinden bu güne her gün konuşuyoruz” denilerek onların ölümsüzlüğüne vurgu yapılan konuşmada, Kaypakkaya’nın direnişinde ser verip sır vermeyen bir insan olmasının bu kadar ön plana çıkarılmasının onun için doğru; ancak eksik olduğuna vurgu yapıldı. Doğru olanın ise Kaypakkaya’nın sadece direnişiyle değil, aynı zamanda siyasal anlamda da ön plana çıkarılması olduğunu ifade etti. Bu yaklaşımın Kaypakkaya’yı siyasal olarak gölgelediği belirtildi. İkisinin birlikte ele alındığı zaman Kaypakkaya’nın doğru anlaşılabileceğine işaret edildi.

Partizan adına yapılan konuşmada ise Kaypakkaya anlamında bugün oldukça çok konuşulduğu ama bazı noktaların tekrardan vurgulanması gerektiğine işaret edildi. Kaypakkaya’da cisimleşen şeyin Kemalizm-faşizmin karşısında ortaya koyduğu fikirler olduğu vurgulandı. Bugün ise faşizm ve Kemalizm tartışmalarının AKP ile tekrardan ve tersten olarak gündeme geldiği belirterek, Partiza’nın seçimlerdeki tutumunun İbocu bir tutum olduğuna vurgu yapıldı.

Daha sonrasında forum kısmına geçildi, karşılıklı tartışmaların ardından etkinlik bitirildi.