İşçiye, kendisini görüp ayağa kalkmadı diye bina içindeki tuvaletin önünde oturma ve her gelen kişinin önünde ayağa kalkma cezası veren ve saltanat anıştırması yapan bu cezalandırma biçimi basında-sosyal medyada büyük tepkilere neden olduktan sonra görevden alınmayan ama istifa etmek zorunda kalan Güngören Belediyesi Başkan Yardımcısı Veysel İpekçi, sosyal medyadan paylaştığı bir videoyla tutumunu savunarak, “Ne var bunda?” dedi.
İşçinin onurunu rencide eden bu cezalandırmayı “basit bir olay” olarak tanımlamakla nasıl bir zihniyete sahip olduğunu bir kez daha yineleyen İpekçi de tüm AKP’liler gibi aslında büyük işler yaptığını ve bu icraatlarından rahatsız olanların komplosuna maruz bırakıldığını, “bu önemsiz olay”ın da bu güçler tarafından bilerek büyütüldüğünü iddia etti! Bildiğimiz “komplo”, “itibar suikastı” tekerlemelerini yineledi yani…
İpekçi 9 dakikalık video savunmasında Güngören’de yaptıkları büyük işleri; komünizme ve kapitalizme alternatif bir ekonomik sistem geliştirmek şeklinde özetledi. Kooperatiflerden, tasarruftan, kendisinin makam şoförü bile kullanmamasından bahseden İpekçi, işçiye verdiği cezayı ise “Beni görünce ayağa kalkmadığı için vermedim. Halkın seçtiği oylarla o makama oturan Belediye Başkanımızı görüp kalkmadığı için verdim” gibi bir savunmayla aklınca kabul edilir kılmaya çalıştı.
Bu savunmayı yapmasının asıl nedeninin olayın Tayyip Erdoğan’a yanlış aksettirilmiş olabileceği düşüncesi ve bu yanlışı düzeltme çabası olduğunu dile getiren İpekçi, kalkmadı diye işçiye verdiği cezayı ise “basit bir olay” olarak tanımladı.
İpekçi, kendisini savunmak için hazırladığı videoyla aslında malum zihniyetini bir kez daha ortaya koyarak, şunları söyledi:
Ben Veysel İpekçi, beni sosyal medyadan tanıyorsunuz, sosyal medyada linç edildim. Sosyal medya iyi ve güzel şeylerin de aktarılmasına vesile olabilir. Bu vesileyle ben de hak arayışımı burada sizlerle paylaşıyorum. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar sizlere aktaracağım. Her şeyin tek taraflı dinlenildiğini ve aktarıldığını düşündüğüm için bu videoyu çekiyorum. Güngören içinde normal sade bir olay, bir başkan yardımcısının aldığı bir kararın bu kadar büyüyeceğini aslında hiç düşünmedim. İlk gün istifamı açıklayarak olayın suhulet içinde, Güngören özelinde çözüleceğini düşündüm. Daha sonra olay beni, ailemi ve çevremi etkiler şekilde büyütülünce mecburen ve hiç gerek yokken yedi düvele karşı mücadele veren Reis’in Cumhur’un gündemine gelince ve ona da yanlış aksettirildiğini düşündüğümden dolayı bu açıklamayı yapmak ihtiyacı hissettim.
Neden Güngören? Bu soruya cevap vermek istiyorum. Bu konu görüldüğü gibi basit, veya bir otur kalk meselesi değildir. Bugün dünyada mevcut olan sistemin alternatifi bir ekonomik, sosyolojik, hukuksal bir sistemin mevcut sistem içinde, hukuk zemin içinde denemelerini yaparak, Ak Parti’nin birleştiren yapısına güvenerek ve dayanarak buraya geldik. Ve burada bu hizmetleri yapmak istiyoruz. Genel olarak söylemek istediğim mesele şudur ki; kapitalizm, komünizm, bizim getirmiş olduğumuz kooperatiflerle beraber halkın ortak edilerek, ortaklık modeli, halka anlatılması modelini geliştirmek için geldik. Belediye başkanımızın bu kitabı Cumhurbaşkanı’na zamanında atfedildi. ‘Faizsiz ekonomide ortaklık sistemi’ kitabı. Bu kitap belediye başkanımıza aittir. Yine aynı şekilde bizler bugün bir teori olan ve bizim kooperatifte, pratikte uyguladığımız hukuki zemin içinde uyguladığımız iki tane önemli meselemizi Güngören Belediyemizde halkımıza sunmak üzereyken bu olay başladı. Ve anlamsız bir şekilde tüm Türkiye’ye yayıldı. Çok basit bir olay. Şu anda ben belki bu videoyu yaparak binlerce değil milyonlarca kişiye ulaşmış olacağım. Ama normalde benim linç edilmem için ve sistemin anlatacağımız şeylerin itibarsızlaştırılması için yapıldığını söylemek için bunu söylüyorum. Bu kitabın içinde bir model oluştuğu için ve bunu bilenlerin bize, AK Parti’nin bütüncüllüğüne, herkesi toparlayan yapısına müdahale etmek istemelerinden dolayı bu operasyon, bu tertip düzenlenmiştir.
Lütfen dikkat buyurun. Biz Güngören Belediyesi’nde neler yaptık? Bütçesini yüzde 50 artırdık, neredeyse vergi borcunu sıfırlamış bir belediyeyiz. Hiçbir yeni kredi kullanmadık Bütün borçlarımızı, kredi taksitlerimizi zamanında ödedik. Ödemeye de devam ediyoruz. Mali İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak bütün tasarruf tedbirlerini yapmış biri olarak şunu söylüyorum: Şoför personellerimizin sayısını 13 kişi azalttık. Göreve geldikten sonra başkanımızın istişari kararıyla beraber makam şoförlüklerini kaldırdık. Benim makam şoförüm olmadığı gibi hiçbir başkan yardımcısının da makam şoförü yoktur. Ben eğer saygı bekleseydim kendime ait bir makam şoförü beklerdim. Araç sayımızı üçte bir oranında düşürdük. Yüksek bir tasarruf tedbiri harcamama tedbiri yaptık. Bunun benim için nelere mal olacağını bugün müşahede ettiğinizi düşünüyorum. Ben milletin bana emanet ettiği kaleyi hakka ve hukuka riayet ederek sonuna kadar korudum. Meselenin özünü anlattığımda da hak vereceğinizi düşünüyorum.
Şimdi herkesin merak ettiği olayı tüm yönleriyle anlatalım ve sosyal medyada üzerime kurulan linç kampanyasında milletimiz yine millet adına vicdanlarda kararını versin. Bizler olayın vuku bulduğu günden bir gün önce belediye başkanımızla beraber ve meclis üyelerimizle ilçeyi ziyaret ettik. İlçede bu şoför personelimiz bütün arkadaşlarımız başkanımızı karşılarken ayağa kalkmamıştır. Girerken ve çıkarken. Ben de kendisini sabah çağırttım ve dedim ki; katın bulunduğu yerde bir yere sandalye çekip amirleri geldiğinde, sadece benim için değil, müdür, belediye başkan yardımcısı ve belediye başkanı geldiğinde ayağa kalkmasını söyledim, bunu basına sızdırmasını söylemedim. Bu talimatı evrdiğim doğrudur. Burada bir hata varsa bunun belediye başkanına aksettirilip hatadan dönülebilirdi. Bunun basına verilmesi de ayrı bir olaydır ve tartışılmalıdır.
Olayın etrafında cereyan edeni vatandaşların toplandığını veya personelin toplandığını gören asistanım, bana bilgi verdiğinde hemen, çok kısa bir sürede, bu olay gün boyu falan olmadı, belediyenin her katını çeken video kayıtları açıklandığında bu konu mutlaka ve mutlaka ortaya çıkacaktır, hemen yanına gittim. Arkadaşı kendi makam odama aldım. Bunun da kayıtları vardır. 45 dakika çay içtim kendisiyle. Şimdi takdiri size bırakıyorum. 8 aydır benim şahsımla ilgili mücadeleler veriliyor. İki seçim arasında yaşanan çöp olayındaki sabotajlar incelenebilir. Orada verdiğimiz destansı mücadele, İstanbul seçimlerini bile etkileyebilecek sabotajlar incelendiğinde bunun ilk tertip olmadığı ortaya çıkacaktır.
Arkadaşımıza şunu söyledim; bana saygı göstermeyebilirsin, herhangi biri de göstermeyebilir, sen de göstermeyebilirsin. Ama belediye başkanını millet seçti. Milletin seçtiği kişiye, milletin olduğu ortamlarda hürmet göstermezseniz bu protestodur. Siz belediyede çalışan insanlarsınız ve belediye başkanına hürmet etmek zorundasınız. Ben amir olarak verdiğim talimatın arkasındayım.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!