Adem Çelik Şirketler Grubu’na ait Beykent Üniversitesi, Avalon şantiyesinde çalışırken hakları ödenmeden işten atılan İnşaat-iş üyesi işçilerin 34 gündür süren direnişleriyle ilgili “Son dönemde asılsız iddialarla üniversitemiz önünde başlayan protesto ve gösteriler nedeniyle kamuoyuna duyurumuzdur” cümleleriyle başlayan açıklama yaptı. İnşaat-İş, açıklamadaki iddialara yanıt vererek, “Yeniden belirtiyoruz: Güneş yalan balçığıyla sıvanmaz! Biz emek gücümüzün yasal karşılığı olan haklarımızı istiyoruz. Ne eksik ne fazla! Adem Çelik bu hakları ödemekle mükelleftir! Biz de emeğimize, alın terimize sahip çıkmakla… Bu gerçekleri tekrarlamaktan, hakkımız olanı istemekten vazgeçmeyeceğiz!” diye belirtti.

İnşaat-İş’in Beykent Üniversitesi’nin açıklamasıyla birlikte paylaştığı yanıtında şunlar ifade edildi:
Müteahhitlikten eğitim ve sağlık tüccarlığına sıçrayan, müteahhitliğiyse elden bırakmayan Adem Çelik Şirketler Grubu’na bağlı Beykent Üniversitesi, direnişimiz hakkında yalan ve yanlışlarla dolu bir açıklama yayınladı. Sınıf kibri ve “kimse bana dokunmaz” rahatlığıyla yapılan açıklamaya göre biz 34 gündür “ülkemizdeki huzur ve sükun ortamını bozmak” için direniyoruz! Adem Çelik bizim tüm haklarımızı ödemiş, iyi niyet göstermiş ama biz yine de huzuru bozma ısrarımızı sürdürmüşüz!
Zamanın el üstünde tutulan “ülkenin huzuru ve sükuneti” kavramlarıyla gerçekleri perdelemeye çalışan Adem Çelik’e ve adına üniversite denilen Beykent Üniversitesi’ne gerçekleri bir kez daha hatırlatıyoruz:
Açıklamadaki ilk yalan bizim çeşitli tadilat işleri yapmak üzere işe alındığımızdır! Bizler Adem Çelik Şirketi’ne bağlı olarak çalışan kadrolu işçilerdik. Açıklamada belirtildiği gibi basit bir tadilat işi yapmadık. Adem Çelik’in yapımına 10 yıl önce başladığı ve fakat yarım kalan Avalon şantiyesindeki işi bitiren işçileriz. O şantiyedeki hastaneyi, derslik olarak açılan AVM’yi, oteli, derslikleri, amfileri biz inşa ettik.
“İş bittikten sonra tüm hakları ödendi” deniliyor… Pişkinliğin bu kadarı! Neden direnişe başladığımızı, nasıl işten çıkarıldığımızı bir kez daha özetliyoruz:
İlk önce bir grup arkadaşımız Ekim ayının 23-26’sında haberleri olmadan işten çıkarıldı. İşten çıkarıldıkları halde 2-3 gün daha çalıştırıldılar. Kendilerine ihbar tazminatları, geçmişe dönük fazla mesai ücretleri, yolparaları, hafta sonu ve resmi dini tatillerdeki çalışma ücretleri ödenmedi! Bunun üzerine sendikamıza başvuran üyelerimizle 11 Kasım’da direnişe başladık.
İlk zamanlarda bizi görüşmeye çağırdıklarında ihbar haklarımızı, yol-mesai-yemek ücretlerimizi hesaplayıp kendilerine verdik. Ama şirket yönetimi sadece kendi hesaplarına göre belirlenmiş ihbarı yatırdı. İşçileri sendikadan ayırmaya, direnişi çözmeye çalıştı. Hatta o kadar ki işi, “Bizim dediğimiz olacak!” gibi bir üsluba vardırdı. Bu tutuma karşı direnişin işçilerin bir kazanımı olmadan sonlanmayacağını ilettik. Belirttiğimiz temaslar dışında herhangi bir gelişme olmadı! Sadece arkadaşlarımızın ihbarları yatırıldı! Diğer haklar onlara o kadar yabancıydı ki ismini bile duymak istemiyorlardı!
Başlayan direniş devam ederken şantiyede çalışan üyelerimiz de geriye dönük mesailerin yani çalıştıkları günden bu zamana yasal çalışma süresi olan 45 saatin üstündeki çalışmalarının, resmi ve dini bayramlardaki fazla çalışma ücretlerinin, yol ve ramazan ayında yenmeyen yemek ücretlerinin ödenmesi talebiyle şantiyede direniş başlattı. Talepleri karşılanmadığı için iş görmeme haklarını kullanarak, oturma eylemi ve malzeme deposunu kilitleme eylemleri gerçekleştirdiler.
İnşaat işçisinin yasal haklarını eylem hakkını kullanarak istemesine alışık olmayan şirket yönetimi şantiyede eylem yapan üyelerimize de işsizlik sigortasından ve diğer haklardan yararlanamayacakları 25. maddeden çıkış verdi. Çıkış verilen üyelerimizin ihbar tazminatları ve diğer hakları da ödenmedi.
Kısacası inşaat patronlarının alışık olmadığı geriye dönük hak talebi ve bu talep temelinde eylem yapma pratiğinin karşılığı işçi kıyımı ve hak gaspı oldu!
İşine son verilerek o arkadaşlarımız da Adem Çelik Şirketler Grubu önündeki direnişe katıldı. 34 gündür anayasal haklarımız ödensin diye direniş yapıyoruz!
Tek geçim kaynağı ücretleri olan, başka hiçbir desteği, gelir kaynağı bulunmayan işçilerin 34 gündür ısrarla eylemi sürdürmesini “ülkedeki huzur ve sükuneti bozmak”la açıklayan Adem Çelik, güneşi balçıkla sıvamaya çalışırken hakkımızda yapmadığı spekülasyon kalmadı. Kah “haraç istiyorlar” dedi hak “onlar terörist”! Yetmeyince kendisinden iş dilendiğimiz yalanını öne sürdü.
Bu arada bizzat müdürü direniş alanında bizlerle konuşurken şantiyelerinde kaçak işçi çalıştırdıklarını, direniş başlayınca hepsini dışarı çıkardıklarını itiraf etti!
Sigorta primlerimizi eksik yatırarak vergi kaçırdıklarını itiraf etti!
Beykent Üniversitesi’nin açıklamasında belirttiği gibi tüm haklarımızı ödediklerini söyleme cesareti elbette göstermedi. Haklarımızı gasbettiklerini sırıtarak kabul edip, bize mahkeme yolunu gösterdi! Bu görüşmenin kayıtlarını daha önce yayınladık da.
Adem Çelik, alışık olmadığı hak talebiyle karşı karşıya kalınca önce işçileri sendikadan koparmaya çalıştı. Hak gasbettiğini inkar etmezken, fiili meşru mücadele yerine mahkemelere gidin diye buyurdu. Biz direnişi ısrarla sürdürünce de üzerimize aracını sürdü, polisi saldırttı, hakkımızda sayısız spekülasyon yaydı.
Yeniden belirtiyoruz: Güneş yalan balçığıyla sıvanmaz! Biz emek gücümüzün yasal karşılığı olan haklarımızı istiyoruz. Ne eksik ne fazla! Adem Çelik bu hakları ödemekle mükelleftir! Biz de emeğimize, alın terimize sahip çıkmakla…
Bu gerçekleri tekrarlamaktan, hakkımız olanı istemekten vazgeçmeyeceğiz!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!