Alınteri: Biliyorsunuz dünyada Pandemi olarak ilan edilen korona virüs salgını ülke içinde de hızla yayılıyor. Dolayısıyla işçilerin zaten çok kötü olan çalışma koşulları daha da ağırlaştı ve hayati riskleri derinleşti. Devlet birtakım önlemler aldığını söylüyor. Bu konuda ne söylemek istersiniz?
Ali Rıza Küçükosmanoğlu: Bunun birkaç yönü var. Birincisi, korona virüsün salgın haline gelmesi, insan sağlığını tehdit eder hale gelmesi, tüm dünya ülkelerinin sağlık sistemlerinin iflasının göstergesidir. Çünkü dünyada ve Türkiye’de sağlık giderek paralı bir meta haline getirildi.
Korona virüs ile mücadelede örnek davranış gösteren sosyalist Küba’dır. Sosyalist Küba hem toplum sağlığına değer veriyor hem de diğer ülkelere yardım ediyor. Çin her şeye rağmen başarılı bir örnek ortaya koydu. O da geçmişte sosyalizmin getirmiş olduğu sağlık uygulamalarının kazanımları nedeniyle tehdit olmaktan çıkmış gibi gözüküyor şimdilik.
Dünya genelinde bu salgın tüm ekonomik, siyasi, toplumsal sonuçları olacak vehamettedir bu salgın. Önümüzdeki süreçte gerek ekonomik gerekse siyasi olarak nasıl şekilleneceğini göreceğiz. Çünkü bunun sonuçlarını kaçınılmaz olarak her ülke farklı farklı yaşıyor, yaşayacak.
Bütün bunları ifade ettikten sonra şunu da söylemek gerekir ki, korona virüse karşı mücadele sermayeye, emperyalizme karşı sınıf mücadelesinden bağımsız olarak düşünmemek lazım.
Türkiye’de de bir taraftan sokağa çıkılmaması, evde kalınması çağrıları yapılıyor. Bir taraftan da üretim devam ediyor. Hizmetler devam ediyor. İnsanlar madenlerde, kargolarda, inşaatlarda, fabrikalarda, tersanelerde vs. çalışıyor. Yapılması gereken en etkili şey sendikal hareketin çalışmama kararı almasıdır. Çünkü hem insani hem ekonomik olarak baktığınızda, en önemlisi sağlık açısından böyle olması gerekiyor.
Avrupa’da yapılan araştırmalara baktığımızda da pandeminin en hızla yayıldığı ve ölümlerin en fazla olduğu alanların toplu çalışmaların yapıldığı üretim alanları olduğunu görüyoruz. Bakın 17 yaşındaki bir genç acile gidiyor, parası olmadığı için hastaneye kabul edilmiyor, koronadan hayatını kaybediyor. Bu sağlık sisteminin nasıl çökmüş olduğunu da net olarak gösteriyor. Bu durum, insanlık dışı bir sistem olduğunun en açık halidir.
Korona virüs salgını sırasında işçilerin ücretli izinli sayılması ve ücretlerinin, giderlerinin devlet ve işverenler tarafından karşılanması gerekiyor, sonuna kadar…
Çalışılması zorunlu sektörler dışındaki tüm işçilerin ücretli izinli olması ve faturalarının mahsup edilmesi, sayılmaması gerekmektedir.
Biz bulunduğumuz yerlerde bu yönde çaba sarfediyoruz. Tabii ki sadece bizim çalışmalarımız yeterli değil. Genel olarak Türkiye’deki sendikal hareket iyi bir sınav vermiyor. Bunu da görmek lazım içinde bulunduğumuz durumda yasada yer alan “işten kaçınma hakkı”nın bile sendikal hareket tarafından yeterince hakkı verilmiyor. Sadece şikayetlenmek, ‘şu olmuyor, bu olmuyor’ diye yakınmak sınıf sendikalarının tarzı olamaz. Türk-İş, Hak-İş’in zaten böyle bir kaygısı yok. Ne yazık ki DİSK de böyle bir çabanın içinde değil.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!