Cemal Bilgin, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’nde kamu taşeronu işçisiydi. Hastabakıcı olarak çalışırken 2016 Temmuz’unda hastanedeki zehirlenme vakasını araştırdığı için işten atıldı. Hala taşeron çalışma koşullarına karşı mücadeleyi sürdürüyor.
Cemal Bilgin, üniversite yemekhanesinde, güvenliğinde, temizliğinde çalışan işçilerin sorunlarını anlattı. İşçiler yaşadıkları güvencesizliği, gözden çıkarılmışlıklarını, isyanlarını Cemal Bilgin aracılığıyla aktardılar: “Bizim de sesimizi duysunlar. Biz de işçiyiz, güvenceli ve sağlıklı çalışmak istiyoruz. Her ihale döneminde işimizle, ekmeğimizle tehdit edilmek istemiyoruz.”
“Yemekhanede doksan garson ve yirmi aşçı arkadaşımız çalışıyor. Taşeron firmanın ihalesi bittiği için bir buçuk aylık maaşlarını alamıyorlar. Taşeron firma, ‘iflas ettik, ödeme yapamayacağız,’ diyor.
#coronavirüs #covit19 #pandemi salgınını bizler de yaşıyoruz. Yemekhane işçileri olarak yıllardır emeğimiz ve yaptığımız işler gözükmüyor. Emeğimize saygı ve değer bekliyoruz.
İşçi arkadaşlarımızın aktardığı bilgileri sizlerle paylaşıyorum:
•Ev kiralarını ödeyememişler
•Bakkal, pazar alışveriş gibi ihtiyaçlarını yapamamışlar
•Yol paralarını borç almışlar
Üstelik “üniversite hastanesinde çalışmamıza rağmen yemekhane işçilerinin statüleri olmadığı için ücretsiz ulaşım hakkından faydalanamıyoruz,” diyorlar
1 aylık + 15 günlük maaşlarını alamamışlar çünkü çalıştıkları taşeron firma yeni ihaleye girmemiş ve iflâs ettiklerini söylemiş. Üniversite yönetimi, “işinize son veririz,” diye tehdit etmiş; “hiç kimse duymasın halletmeye çalışacağız, arabalarına el koyduk” demişler.
İşçiler, “Ailelerimizle ve çocuklarımızla birlikte perişan olduk ne yapacağımızı bilemedik, şaşırdık kaldık. “Bir yerde virüs salgını var bir yerde işsizlik korkusu… Hastalanmayı bile unuttuk, kiralarımızı ve ihtiyaçlarımızı ödeyememek ve işsiz kalmaktan korkuyoruz,” diyorlar.
Cemal Bilgin ardından şunları söylüyor:
“Ne olduğumuz belli değil; her ihale döneminde aynı sorunları ve sıkıntıları yaşıyoruz
Bizler de üniversite hastanesinin asıl işçileri olmak ve iş güvencesi istiyoruz.
İhaleyi verenler ve ihaleyi alanlar, tüm evrakları hazır edenler sıra işçilerin haklarını vermeye gelince üniversite yöneticileri tüm sorumluluklarından kaçıyorlar. Ne yemekhane firmaları ne üniversite yöneticileri işçiyle muhatap oluyor. Çalışma hayatımız hep böyle geçiyor.
Oysa bizler de sağlık işinin bir parçasıyız.
Taşeron firmalardan işçi statüsüne geçen işçi arkadaşlarımız gibi bizler de aynı haklardan yararlanmak istiyoruz!
Her şeyin farkındayız ve bir şeyler yapmalıyız!
Haksızlığa,hukuksuzluğa, adaletsizlige ve ayrımcılığa maruz kalıyoruz!
#coronavirüs #covit19 #pandemi de taşeron firmalar da sağlığımıza zararlıdır.
Taşeron firma yöneticileri ve kurum yöneticileri, ‘eğer ki sesinizi çıkarırsanız ya da birilerine anlatırsanız zaten piyasada iş bulamazsınız ve işsiz kalırsınız; iyice sorun ve sıkıntı yaşarsınız’ diyorlar.
Bizler yatan hastalarımızın, çalışan işçi arkadaşlarımızın, hocalarımızın ve öğrencilerimizin yemeklerini ve servis hizmetlerini yapıyoruz.
Yemekhane hizmeti, üniversite hastahanesinin asıl işlerindedir.
Taşeron firmaların ihale alabilmesi için yasa çıkaranlar, bu yasa yapıcılar bu kanunu nasıl çıkardıysa gelsinler nasıl çalıştığımıza şahit olsunlar. Yemekhanede aşçılarımızla ve servis hizmeti yapan garsonlarla bir günlerini geçirsinler.
Taşeron firmalar emeğimizi ve alınterimizi gaspediyor.
Her yıl aynı sorunları ve sıkıntıları yaşamak istemiyoruz!
•Sendikalı ve Toplu sözleşmeli
•Sosyal ve özlük hakları olan
•Kadrolu ve güvenceli çalışmak istiyoruz!
Ailemizle ve çocuklarımızla birlikte
Çalışma hayatımızda ağız tadıyla sağlıklı huzurlu mutlu ve insanca yaşamak istiyoruz!
Not: Yeni taşeron firma gelmiş “Eskiden ne yaşadığınız bizi ilgilendirmez” demiş. Yemekhanedeki işçi arkadaşlarımız ise geriye dönük 1 aylık +15 günlük maaşlarının bir kısmı almış bir kısmı halen alamamış ve sorduklarında başlarındaki şef tehdit etmeye devam ediyormuş.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!