Kuzguncuk’taki Ermeni Kilisesi’nin haçını söken saldırgan da Hrant Dink Vakfı’na tehdit mesajı yollayan da becerikli polisin (!) çalışmalarıyla hızla yakalandı. İçişleri Bakanı da devletin diğer yetkili ağızları da bununla övünerek “provokasyonlara izin vermeyiz,” dediler.
Her iki olaydaki şahısların kimlikleri ya da ifadeleriyse oldukça dikkat çekiciydi. Kilisenin haçını söken şeker ve kalp hastalığını öne sürerek, bir anlık öfkeyle açıkladı yaptığını. Hrant Dink Vakfı’na tehdit mesajı yollayansa Azeri sevgilisinin Karabağ’la ilgili anlattıklarından etkilenerek söz konusu mesajı döşendiğini belirtti. Bu şahsın birçok suçtan kaydı olduğu anlaşıldı.
Bu iki olayın gerek çakışmaları gerekse aktörlerinin ifadeleri, gerçekleşme biçimleriyle bir tesadüfü mü yoksa başka bir “derinliği” mi ifade ettikleri sorusuysa ortada duruyor. Bu sorunun yanıtının hayatta patlayacak silahlarla verilmemesi içinse şimdiden bulunması şart.
Kilisenin haçını söken şahıs yeniden gözaltına alınıp, tutuklandı
Korona bahanesiyle bayramda ilan edilen 4 günlük sokağa çıkma yasağında Üsküdar Kâzımkarabekir Mahallesi’ndeki evinden çıkıp, kilometrelerce yürüdükten sonra Kuzguncuk’a varan ve Çarşı Caddesi üzerinde bulunan Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi’nin haçını söküp, yine aynı mesafeyi yürüyerek evine dönen kişi, 28 Mayıs’ta gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı.
Savcılık sorgusunun ardından, “İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme” suçundan tutuklanması talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen Mazlum D. İsimli şahıs çıkarıldığı mahkemede pişman olduğunu söyleyip, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Sonra ne olduysa Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etti. Savcılığın kararını değerlendiren İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hakimliği de saldırgan hakkında tutuklamaya dönük yakalama kararı çıkardı.
Yakalanarak mahkemeye çıkarılan saldırgan ifadesinde bütün ibadethanelere saygısı bulunduğunu savunarak kalp ve şeker hastasını olduğunu, haçı gördüğünde göğsünde bir baskı ve rahatsızlık hissettiğini, bir anda haçı alarak yere attığını, kamera kayıtlarında görüldüğü gibi bir yere götürmediğini anlattı.
Pişmanlık duyduğunu dile getiren saldırgan, adli kontrol kararı verilmesini istedi.
Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği, saldırganın “İbadethanelere ve mezarlıklara zarar vermek” suçundan tutuklanmasına karar verdi.
Sokağa çıkma yasağında onca yolu nasıl yürüdü?
Mazlum K. İsimli bu şahsın sokağa çıkma yasağı günlerinde yaklaşık 20 kilometre yolu hiçbir polis engeline takılmadan nasıl katettiği, polisin ciddi önlemler aldığı bilinen Kuzguncuk Çarşı Caddesi gibi bir yerde bu eylemi nasıl gerçekleştirdiği halen soru işareti olarak durmaktadır.
Sokağa çıkma yasakları günlerinde evlerinin önüne ya da sokaklarına çıkan emekçilerin nasıl bir polis terörüne maruz kaldıklarını hatırlayacak olursak, polisin bu soruyu yanıtlaması bir zorunluluk olarak ortada durmaktadır. 200 kamerayı inceleyerek saldırganın yerini bulmakla övünen polisin bu soruya yanıt vermemiş olmasının kendisiyse zaten dikkat çekici!
Hrant Dink Vakfı’na tehdit mesajı yollayan kişi gözaltında
Hrant Dink Vakfı’nı, eşi Rakel Dink ve avukatını tehdit ederek e-posta adresine ‘Bir gece ansızın geleceğiz, orayı başınıza yıkacağız ya terk edersiniz ya da ölürsünüz bu kadarını söyleyeyim, bu sefer Rakel Dink ve o avukatı ölecek’ mesajı yazan kişi de polisin hünerli (!) çalışmalarıyla Konya Selçuk’taki evinden gözaltına alındı. Bu kişi de mail üzerinden tanıştığı sevgilisinin Karabağ hakkında anlattıklarının duygusal etkisiyle o maili yazdığını, aslında bir Ermeni Kilisei aradığını, fakat telefon ettiği kilisenin açmaması üzerine Vakfa mail yazdığını söyledi.
Hakkında bir sürü suç kaydı bulunan bu saldırgan hakkında nasıl bir tutum alınacağını da göreceğiz.
Lümpen, ırkçı-milliyetçi güruhların tekil olaylar biçiminde görünen bu saldırılarının göründüğü gibi tekil olmadığınıysa geçmişteki benzerlerinden biliyoruz. Bu tür gerici saldırıların kışkırtılan tarihsel toplumsal birikiminin dile gelmesi olduğu açık. Bu kışkırtmayı başka biçimlerde organize eden bir güç olup olmadığıysa şu ya da bu şekilde açığa çıkacaktır. Tıpkı Hrant Dink’in katledildiği dönemdeki iklim ve cinayete giden süreçte olduğu gibi…
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!