Antep’te koronadan ölen işçi raporu varken işe çağrıldı!



Recep Sağlam ve Kadir Uçar isimli işçilerin korona nedeniyle ardı ardına yaşamlarını yitirdiği Çelikaslan Tekstil’de enfekte olan başka işçiler de olmasına rağmen üretim sürüyor. 9 Haziran’da hayatını kaybeden işçilerden Recep Sağlam’ın ölüme nasıl yollandığının hikayesiyse bu düzenin iğrenç yüzünün aynası oluyor


Ucuz işgücü cennetlerinden olan Antep’teki onlarca fabrikanın çok sayıda işçi korona kaptığı halde üretime devam ettiği defalarca basına yansıdı. Patronların karantinaya alınan Antep Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB) dibindeki bir mahalleye konuşlan karantinayı baskıyla kaldırttıkları, ateşi olan işçilerin elleri yüzleri yıkatılarak üretime koşuldukları, enfekte olan işçilerin varlığının gizlendiği…

Koronanın kelimenin gerçek anlamıyla bir sınıf hastalığı olduğu ve sanayi bölgelerinde kontrol altına alınmak bir yana enfekte olan işçilerin varlığına rağmen çarkların dönmesinden vazgeçilemediği için kentlerdeki vaka sayılarının da tırmandığı gerçeğiyle döne döne tescilleniyor.

Salgın döneminde sık sık haberler düşen Antep bu sefer de Çelikaslan Tekstil’de çalışırken korona olup, hayatını kaybeden Kadir Uçar ve Recep Sağlam isimli işçiler ve buna rağmen fabrikadaki üretimin devam etmesiyle gündemde.

Bu işçilerden Recep Sağlam, 15 günlük tedaviden sonra 8 Haziran’ı 9 Haziran’a bağlayan gece hayatını kaybetti. Kadir Uçar da onunla aynı hastanede tedavi görüyordu, o da Sağlam’dan 4 gün önce yaşamını yitirdi.

Evrensel’e konuşan Recep Sağlam’ın ailesinin anlatımları kahredici. Recep Sağlam ateşi olduğu halde gittiği hastaneden “grip ya da soğuk algınlığı” denilerek eve yollanıyor. Ateş devam edince hemşire olan kızı rapor alıyor. Fakat raporlu olmasına rağmen o hasta haliyle “gece işe geleceksin” deniliyor. Borçları olduğu ve işten atılmaktan korktuğu için işe gitmek zorunda kalan Sağlam en son ağırlaşınca bir kez daha hastaneye kaldırılıyor. Özel hastane korona olduğunu bile bile solunum cihazı olmadığı halde yatışını yapıyor, 2 gün sonra “bizde solunum cihazı yok” diyerek nefes alamayan Sağlam’ın devlet hastanesine yatırılmasını istiyor!

Sağlam’ın kayınbiraderi Ekrem Uzunoğlu ve kızının anlatımlarının yer aldığı haber şöyle:

Recep Sağlam’ın kayınbiraderi Ekrem Uzunoğlu, virüsün fabrikada mı yoksa dışarıda mı bulaştığını bilmediklerini, ancak fabrikadaki başka işçilerde de Kovid-19 vakasına rastlandığını aktardı. Uzunoğlu, Sağlam’ın yüksek ateş şikayetiyle Şehitkamil Devlet Hastanesine başvurduğunu, ancak hastanede ‘Bir şeyi yok. Enfeksiyon kapmış olabilir. Normal grip de olabilir’ denilerek evine gönderildiğini söyledi. Recep Sağlam’ın durumunun ağırlaşmasının ardından Topçuoğlu Hastanesine yatırıldığını ardından üç gün de özel bir hastanede yattığını belirtti. Durumu ağırlaşan Sağlam’ın solunum cihazı olmadığı için Ersin Arslan Devlet Hastanesine gönderildiğini belirten Uzunoğlu, “Orada da 12 gün solunum cihazına bağlı uyuttular. Pazartesi akşamı da kaybettik” dedi.

 

“KRONİK HASTALIĞI YOKTU”

 

Uzunoğlu şöyle devam etti: “Hastaneye yatırmadılar, ateşi olan bir hasta ve belirtileri var, direkt test yapmaları gerekir, neden evine gönderiyorsun. Özel hastanede de üç gün yattı ama ilaç tedavisi falan da yapmamışlar, solunum yetmezliğini fark ettikleri zaman ‘Bizde cihaz yok, Ersin Aslan Devlet Hastanesine gönderin’ demişler. Madem solunum cihazı yok, Kovid-19’lu hastayı neden kabul ediyorsun? Ersin Arslan’da direkt solunum cihazına bağladılar. 12 gün sonra kaybettik. Bana göre her yönüyle hata var, ihmal var.”

 

Sağlam’ın herhangi bir kronik rahatsızlığı ya da hastalığı tetikleyecek bir alışkanlığının da olmadığını aktaran Uzunoğlu, “Sigarası, alkolü yoktu, 50 yaşındaydı. Üç gün önce doğum günüydü. 3 çocuğu var, birisi 5 yaşında, bir oğlu 17 yaşında ve okuyor. Kızı da hemşire” ifadelerini kullandı. 

 

“BİRÇOK FABRİKADA VAKANIN OLDUĞUNU DUYUYORUZ”

 

Fabrikada ise Kovid-19 vakalarına rastlanmasına rağmen üretimin devam ettiğini vurgulayan Uzunoğlu, “Yakın arkadaşı da şu an Ersin Aslan Devlet Hastanesinde solunum cihazına bağlı yatıyormuş. Daha önce pozitif çıkmış vakalar varmış fabrikada. Vakanın çıktığı bölümü kapatmışlar, öbür bölümler çalışmaya devam ediyormuş. Ne kadar önlem almışlarsa artık. En azından 15 gün kapat fabrikayı” dedi. Salgının yalnız Çelikaslan Tekstil’de değil OSB’de bulunan pek çok fabrikada yayıldığını dile getiren Uzunoğlu, “Benim bir yakınım bulaş tespit komisyonunda memur, her gün 50-60 fabrika işçisinde vaka çıktığını söylüyor. Düşünün ailelerini ya da temas kurduğu kişileri, yüzlerce kişiye bulaşma riski var” diye konuştu. 

 

“RAPOR ALMA İŞE GEL’ DİYORLARDI”

 

Recep Sağlam’ın kızı Dilek Sağlam da babasının son günlerde sürekli vaka çıkmaya başladığını ancak işyerinin üretime devam ettiğini ve işçileri izne göndermediğini anlattığını vurguladı. Babasının fabrikada çalıştığı son 1 hafta boyunca, sürekli ateşinin yükseldiğini ona rağmen çalışmaya devam ettiğini aktaran Dilek Sağlam, “Fabrikada tozlu bir ortam var. Akciğerleri çok fazla etkileyen bir ortam var. Ben babama rapor alıyordum, ateşi yüksek olduğu için babama diyorlardı ki rapor alma işe gel. Babam borcu olduğu ve işten çıkarılmaktan korktuğu için çalışmaya devam etti. En son ateşi öksürüğü arttı, hastaneye götürdük. Ben babama rapor almışım, raporun üçüncü günü işyerinden aradılar, akşam işe gel dediler. Aynı gece hastaneye götürdük, orada Kovid-19 testinin pozitif olduğu ortaya çıktı. Sonra benim çalıştığım hastaneye gitti, iki gün sonra yoğun bakıma alındı. 15 gün yoğun bakımda kaldı. 13 gün entübeli kaldı. 8 Haziran’ı 9 Haziran’a bağlayan gece 12’de vefat etti” dedi. Babasının ölümünden dört gün önce aynı işyerinden Kadir Uçar isimli bir işçinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Dilek Sağlam, “Aynı yerde yatıyorlardı, yoğun bakımda. O da entübeliydi, babamdan 4 gün önce de o vefat etti. Bir arkadaşı da hastanede yatıyor hâlâ, bu sadece benim bildiklerim” diye konuştu. 

 

“PARA İNSAN CANINDAN KIYMETLİ OLMAMALI”

 

Fabrikanın çalışmaya devam etmesine tepki gösteren Dilek Sağlam, “Bu fabrikada hâlâ vaka çıkıyor ve işçiler hâlâ çalışıyor. Fabrikanın patronu aradı bizi, annem neden fabrikayı kapatmadığını sordu. Patron, ‘Ben ne yapayım, olacak, olmalı’ dedi” ifadelerini kullandı. Ekonominin yerine sağlığın tercih edilmesi gerektiğini aktaran Dilek Sağlam, “Türkiye ekonomiyi seçiyor, ekonomiyi değil sağlığı seçmeliler. İnsan canı bu kadar ucuz olmamalı. Ben fabrikayı şikayet etmek için sağlık müdürlüğünü aradım, ekonomi de lazım diyorlar. Ben de haklısınız Tükiye’ye ekonomi lazım, sağlık değil dedim. Para insan canından kıymetli olmamalı” dedi.