Perşembe, 20 Ağustos 2026

İstikrar kalkanı: Esnek çalışma, tazminatın gaspı, sosyal güvenliğin tasfiyesi!



Kıdem tazminatının gaspı için bu sefer de Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi diye tanımladıkları ve mevcut sosyal güvenlik sisteminin de tasfiyesini içeren, bir model getirdiler! Bu plan gerçekleşirse işçinin tazminatını alması fiilen mümkün olmayacak!


“Çok ciddi bir çalışmamız var” diye pazarladıkları ve basına yansıyan “yeni istihdam kalkanı yaygarasının esasında işçinin kıdem tazminatı hakkının gaspını, epey zamandır kırpıla kırpıla kuşa dönüştürülen mevcut sosyal güvenlik ve emeklilik sisteminin daha radikal biçimde tasfiye edilmesini, esnek çalışma modelinin temel çalışma rejimi haline getirilmesini kapsadığı bir kez daha anlaşıldı. Erdoğan önceki gün kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamalarla damadının daha önce açıkladığı bu saldırı hazırlığını ayrıntılandırmıştı. Dün, işçi ve patron örgütleriyle (DİSK’in dışında bırakıldığı) düzenlenen toplantı ise sözünü ettikleri “istihdam kalkanı”nın gerek finansman gerekse sömürünün derinleştirilmesi yönleriyle taşıdığı anlamı netleştirdi.

Bu istihdam kalkanının finansmanı işsizlik sigorta fonunun yanısıra yine işçinin birikimi olan kıdem tazminatının fona devredilmesi ve bu fonun tepe tepe kullanılmasıyla sağlanacaktı. Erdoğan bunu “Tesis edilecek karma model ile işçilerin kazanılmış hakları korunacak. Tamamlayıcı emeklilik sigortası ile aynı zamanda ilave emeklilik desteği alınabilmesini de sağlayacağız. Bu kapsamda oluşacak fon ile Türkiye’nin istihdam kalkanını sürekli hale getirmeyi hedefliyoruz” sözleriyle açıkça ilan etti zaten.

Bu sefer getirdikleri formül Zorunlu Emeklilik (BES) adı verdikleri zorbalık ve ucubenin yerine kıdem tazminatı fonunda biriken paranın bir kısmının Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) dedikleri sisteme aktarılması ve sözümona emeklilikte tamamlayıcı bir para olarak işçiye dönmesi, diğer kısmının da işçinin neredeyse öleceğine yakın bir süre sonra tazminat olarak alabileceği fonda kalmasını kapsıyordu! Yani hem mevcut emeklilik sisteminin yarattığı yükün (işçiden kesilerek de olsa!) bir kez daha işçinin sırtına yüklenmesi hem de onun nispi iş güvencesi ve garantisi olan kıdem tazminatının birikeceği fonun burjuvaziye peşkeş çekilmesi ve işçinin tarihsel bir kazanımının dalavereyle gasbedilmesini kapsıyor.

2022’de yürürlüğe gireceği açıklanan ve iki formül şeklinde özetlenen bu sisteme patron örgütleri ödeyecekleri primler bakımından karşı çıkıyor, dün görüşmeye katılan Türk-İş ve Hak-İş de karşı çıkmış. Hatta Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay pek kahramanca (!) bir söz ederek, “İşçinin kıdemine zarar verecek bir teklifi ben ölsem de kabul etmem. Tek başıma kalsam da kabul etmem” deyivermiş.

2022’de hayata geçirileceği söylenen ve 2 formül şeklinde ifade edilen saldırı planının ayrıntıları şöyle:

Basına yansıyan bilgilere göre Tartışmaya açılan modellerden ilki yasalaşırsa işçinin brüt ücretinin yüzde 3’ü her ay tamamlayıcı emeklilik hesabına aktarılacak. Yüzde 5.33 ise işveren sorumluğunda kalacak.

 

Mevcut yasaya göre işçiler her yıl için bir brüt ücret tutarında kıdem tazminatına hak kazanıyor.

 

Kıdem tazminatının yüzde 25’i alınabilecek

 

İşçiler, 60 yaşına gelince kıdem tazminatında biriken paranın sadece yüzde 25’ini çekebilecek. Geri kalan kıdem tazminatı ise ‘ek gelir’ adı altında emekli maaşına eklenecek.

 

BES’in yerini alacak zorunlu TES ile 60 yaşından önce kıdem tazminatının sadece yüzde 10’u ağır hastalık, evlenme ve konut gibi durumlarda çekilebilecek.

 

Üzerinde durulan ikinci modele göre ise işveren payının yanı sıra, devlet payı da söz konusu olacak. İşçiler de prim ödeyecek. Asgari ücrete kadar ücretler için, işçinin primi ücretin yüzde 0.5’i kadar olacak.