Pazartesi, 29 Haziran 2026

İstanbul Sözleşmesi Ağustos’ta masada!



Milyonlarca kadının can güvenliği AKP zihniyetinin 5 Ağustos tarihinde yapacağı Merkez Yürütme Kurulu toplantısında verilecek karara bağlı! Fakat, son sözü kadın hareketinin söyleyeceği de kesin


9 yıl önce bizzat AKP tarafından imzalanan ve gerici-kadın düşmanı çevrelerce “aile birliğini bozduğu, boşanmaları teşvik ettiği” gerekçesiyle hedefe çakılan İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili kararın 5 Ağustos’ta yapılacak AKP MYK toplantısında verileceği belirtiliyor. Erdoğan’ın geçen MYK’da “Sözleşmeye tepki var. Uygulama hatalı. Halkın sesine kulak vermeliyiz” diyerek ya sözleşmenin tek taraflı feshi ya da tartışmalı maddelere şerh konuşması yönünde çalışma başlatılması talimatı verdiği belirtiliyor.

AKP içinde de dalgalanmalar yaratan bu saldırganlığa LGBTİ+’ler kalkan ediliyor. Gerici kesimlerin tartışmaya açtığı en çarpıcı madde de sadece LGBTİ+ler değil, etnik-mezhepsel farklılıklar taşıyan ya da mülteci/göçmen olan kadınları da kapsayan daha derin bir karın ağrısını ifade ediyor.

O madde şöyle:

Madde 4/3: Taraflar bu sözleşme hükümlerinin, özellikle de mağdurların haklarını korumaya yönelik tedbirlerin, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, ulusal veya sosyal köken, bir ulusal azınlıkla bağlantılı olma, mülk, doğum, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, medeni hal, göçmen veya mülteci statüsü veya başka bir statü gibi, herhangi bir temele dayalı ayrımcılık yapılmaksızın uygulanmasını temin edeceklerdir.

Fakat meselenin sadece bu madde olmadığı da açık. Sözleşmeye savaş açan zihniyetin esas derdi kadınların tüm tarihsel-toplumsal kazanımlarının gasbedilmesi, evin içine kilitlenmeleridir. Saldırganlığın püskürtülmesi ise başta kadın hareketi olmak üzere toplumsallaşan bir hareketle mümkündür. Keza püskürtülmediği koşullarda olacaklar bellidir…