Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, “Sağlık Bakanlığı Aşı Uygulamalarında Şeffaf Olmalıdır” başlığıyla yaptığı açıklamada, pandemi sürecinde Türkiye’deki yanlış sağlık politikalarının tüm çıplaklığıyla açığa çıktığını, sağlık sistemindeki krizin daha da derinleştiğini, salgınla mücadelede toplum ve sağlık-meslek örgütleriyle işbirliğinin halen reddedildiğini, verilerin sağlık çalışanları ve toplumla paylaşılmamasıyla salgın mücadelesi değil, algı mücadelesinin yürütüldüğünü belirterek, bu yaklaşımın en azından aşı uygulamasında terkedilmesi gerektiğini vurguladı.
“Mevcut iktidarın tamamen işlevsiz hale getirdiği koruyucu sağlık hizmetlerinin temel araçlarından olan aşının, ne kadar sürede, kaç doz, öncelikle kimlere yapılacağı; aşılama ile ilgili programlarının olup olmadığı hızla toplumla paylaşılmalıdır” denilen açıklamada, salgınla baş etmek isteniyorsa aşının toplumun tüm kesimlerinin ulaşabildiği ücretsiz bir hak olduğunun unutulmaması gerektiği kaydedilerek, “COVID-19 aşısının süreci, influenza aşısındaki gibi kötü yönetilmemelidir” denildi.
“Uluslararası bağımsız denetleyici kuruluşlar tarafından ruhsatlandırılmış ve klinik deneme dönemini bitirmiş bir aşı çalışması bulunmamaktadır”
COVID-19 pandemisi mücadelesinde toplum sağlığının korunması açısından aşının en başat çözüm olacağının bilimsel bir gerçeklik olduğu kaydedilen açıklamada, “Ülkeler, Dünya Tabipler Birliği Helsinki Etik Bildirgesi’nin belirlediği etik ilkeler çerçevesinde, bağımsız kuruluşların aşı ruhsatlandırma çalışmalarına uygunluk verebilmektedir. Ancak, şu ana kadar uluslararası bağımsız denetleyici kuruluşlar tarafından ruhsatlandırılmış ve klinik deneme dönemini bitirmiş bir aşı çalışması bulunmamaktadır” ifadeleri kullanıldı.
TTB, bu nedenlerle aşağıdaki uyarı ve talepleri dile getirdi:
-Pandeminin başından bu yana aşı konusunda yapılan çalışmalar biyoteknoloji ve informatik teknolojilerin gelişmeleriyle geçmişe göre daha büyük bir hızla yapılmakta; çalışmaların klinik öncesi ve klinik deneme safhaları kayıt altına alınmakta; belgelendirmeler güvenilir ve bağımsız olan değerlendirme/onaylama kuruluşları tarafından yerine getirilmektedir. Bu kapsamda üretilmiş ve ruhsatlandırılmış olan bir aşıya, güven duyulacaktır.
Aşıya yönelik endişeleri körükleyecek açıklıktan uzak tutumlardan vazgeçilmelidir
-Sağlık Bakanlığı’nın şeffaflıktan uzak tutumu; aşı olmaya yönelik endişe ve belirsizlik yaratan her türlü söylem ve uygulaması, halk sağlığı açısından risk oluşturacaktır.
‘Aşının hangi ülkede üretildiği değil, bilimsel kriterler taşıyıp taşımadığı önemlidir’
-Türk Tabipleri Birliği olarak aşıların hangi ülkede üretildiğinin, üreten firmanın hangisi olduğunun bir önem taşımadığını kamuoyuna buradan bildiririz. COVID-19 aşısının bizler için önem taşıyan yanı bilimsel ve etik kurallara uygun ruhsatlandırılmış olması; tüm dünyada ve Türkiye’de toplumun tüm kesimlerine eşit ve adil bir şekilde ulaştırılmasıdır.
Rekabetin ve ticaretin dışında tutulmalıdır
-Aşının AR&GE çalışmalarından ruhsatlandırılıp sunulmasına, soğuk zincirle taşınmasından dağıtımı yapılarak uygulanmasına kadar her basamağı gündelik politikanın, rekabetin ve ticaretin konusu dışında tutulmalıdır. Bu bağlamda, Sağlık Bakanlığı’nın herhangi bir COVID-19 aşısı için önceden anlaşma/sözleşme imzalaması, bir kamu kurumu olan Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu üzerinde de siyasi baskı nedeni olmamalıdır.
Aşılarla ilgili bilgiler toplumla paylaşılmalıdır
-Sağlık Bakanlığı, aşıların ruhsatlandırma süreçlerini; etkili ve güvenli olduklarına ait belgeleri, kamuoyuyla, basınla ve emek-meslek örgütleriyle şeffaf bir şekilde paylaşmalıdır.
219 adet COVID-19 aşısı adayının hepsini titizlikle inceliyoruz
Dünya Sağlık Örgütü’nün listesinde yer alan 219 adet COVID-19 aşısı adayının, AR&GE çalışmalarını, klinik deneme aşamasına geçenlerin faz çalışmalarını ve ruhsatlandırma aşamalarını büyük bir titizlikle takip ettiğini belirten TTB, “Türkiye’de uygulanacak olan her aşıyı da toplum sağlığı adına inceleyeceğimizin ve toplumu bilgilendireceğimizin altını bir kez daha çizmek isteriz. Toplum sağlığı bizim birinci önceliğimiz ve sorumluluğumuzdur.” Diye vurguladı.
Sağlık Bakanlığı’na çağrı: Kamuoyu bilgilendirilmeli, sağlık hakkı gibi aşı da tüm toplumsal kesimlerin parasız ulaşabileceği bir hak olmalı!
TTB açıklamasında Sağlık Bakanlığı nasıl bir COVID-19 aşı politikası izleyeceğiyle ilgili kamuoyunu bilgilendirecek bir toplantı düzenlemeye; bilim insanlarının talep ettikleri verileri paylaşmaya; aşı uygulamalarında her açıdan şeffaf olmaya çağrıldı. “Sağlık Bakanlığı’na sesleniyoruz: COVID-19 salgınında verileri şeffaflıkla paylaşmadınız ve kamuoyunu yanılttınız. Bu nedenle aşılamanın yaygınlaşması bundan sonra verileri şeffaflıkla paylaşmanıza ve toplumda sarsılan güveni onarmanıza bağlıdır” denilen açıklamada, sağlık gibi aşının da toplumun tüm kesimlerinin hiçbir bahaneye yer vermeksizin ücretsiz bir hak olduğu vurgulandı.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!