Asgari ücret kölelik ücretidir



Pandemi koşullarında başlayan asgari ücret görüşmelerinin ilk oturumu 4 Aralık’taydı. İktidar, patron ve işçiler arasında başlayan görüşmelerle birlikte 8 milyon çalışanın gözü Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun vereceği kararda.


Eğitimden sağlığa kadar aklımıza gelebilecek tüm toplumsal ihtiyaçların metalaştırıldığı günümüz koşullarında pandemiyle tırmanan işsizlik ve yoksulluk asgari ücretlileri “ya sıtma ya ölüm” cenderesine sıkıştırıyor. Zaten sefalet ücreti düzeyindeki asgari ücret, patron ve iktidar çetesinin insafına kalmış durumda.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2014 verilerine göre Türkiye’deki kayıtlı işçilerin yüzde 40’dan fazlası asgari ücretle çalışıyor. Ancak SGK asgari ücretle çalışan işçi sayısını açıklamıyor. Türkiye’de asgari ücretle çalışan işçi sayısına ilişkin en son bilgi 2014 yılına ait. 2014 yılı itibariyle asgari ücretle çalışan sayısı 4,97 milyon. Bugün açısından bu sayı ikiye katlanmış durumda

Pandemi koşullarında başlayan asgari ücret görüşmelerinin ilk oturumu 4 Aralık’taydı. İktidar, patron ve işçiler arasında başlayan görüşmelerle birlikte 8 milyon çalışanın gözü Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun vereceği kararda.

Mezopotamya Ajansı’ndan Emrullah Acar’ın haberine göre, Ortadoğu Sanayi ve Ticaret Merkezi (OSTİM) Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) çalışan işçiler, asgari ücret taleplerini ve yaşadıkları sorunları anlattı.

Azla yetinmemizi istiyorlar”

OSTİM işçilerinden Fatma Iğnak, mevcut asgari ücretle geçinemediğinin belirterek, gıda fiyatlarının yüksek olmasından yakındı. Iğnak, asgari ücretin en az 3 bin 500 TL olması gerektiğini talep ederek, aldığı ücretin elektrik, doğalgaz, su faturalarını dahi ödemeye yetmediğini söyledi. Iğnak, “Üç tane çocuğum var, 4 tane de bankaya borcum var. Çünkü her şey pahalı bir poşet doldurduğunda marketten yüz TL’den aşağıya çıkamıyorsun. Mecliste bizi temsil edenler fazlasıyla maaş alıyorlar ve sürekli zam yapıyorlar. Bizi temsil ediyorlarsa, zam yapmayı bırakıp asgari ücreti yükseltmeleri gerekir. Salgın nedeniyle olağanüstü bir dönemden geçtiğimizin farkındayız ama kendileri yüksek maaş alırken, bizim azla yetinmemizi istemeleri kabul edilemez” diye konuştu.

“Ekmek yiyemiyoruz”

Emekli olmasına rağmen OSTİM’de bekçilik yapan Mustafa Gürbüz, “Pazar alışverişine gidemiyorum. Benim evime ayda bir kilogram et girmiyor” diyerek içinde bulunduğu durumu özetledi. Gürbüz, “Halk ekmek yiyemiyor, gelip milliyetçilikten bahsediyorlar. Salgın döneminden geçtik ama kimse bizi sormadı. Erdoğan ilk geldiğinde sadece bir yüzüğüm vardı diyordu hani yüzük?” diye sordu.

İşçilerin psikolojisi bozuldu”

Emekli olmasına rağmen OSTİM’de bir fabrikada çalışmak zorunda bırakılan işçilerden Nusret Çınar, asgari ücretin en az 3 bin 500 TL olması gerektiğini söyledi. Yoksulların düşünülmediğini dile getiren Çınar, “İktidar kendi yararına olan düzenlemeyi bir gecede çıkarıyor ama söz konusu emekçiler olduğu zaman bu düzenlemeler bir türlü çıkmıyor. Seçim zamanlarında gelip oy istiyorlar, oy istiyorlarsa asgari ücreti yükseltmeleri lazım” dedi. 

Salgınla birlikte işçilerin psikolojilerinin bozulduğunu ifade eden Çınar, “Her şey çok pahalı, bir kilogram portakal olmuş 5-6 TL, et almış başını gidiyor 80-90 TL olmuş, bu ülkeyi yönetenler görmüyorlar mı?” ifadelerini kullandı. 

Asgari ücret faturaları karşılamıyor”

Emeklilikte Yaşa Takılan (EYT) milyonlarca kişiden biri olan Metin Günaydın, asgari ücretin faturaları karşılamadığını dile getirdi. Günaydın, “Salgın da evde kalamadık ama kazandığımız paralar yol parasına anca yetti. İktidar zaman zaman paketler açtı ama hep işverenlere teşvikler çıktı paketlerden biz işçilere bir şey çıkmadı. Salgından korkuyoruz ancak bu riskine rağmen çalışıyoruz. Çünkü çalışmazsak aç kalacağız” şeklinde konuştu.

Halkı dinlesinler”

OSTİM’de 7 yıldır satış elemanı olarak çalışan Haydar Gürbüz, asgari ücrete 300-400 TL zam yapılmasının bir anlam ifade etmeyeceğini söyledi. Asgari ücretin net olarak 3 bin 250 TL olması gerektiğinin altını çizen Gürbüz, “Yaşam şartları zorlaşıyor, iktidarın ise ne yaptığı belirsiz, almışlar başını gidiyorlar. Mecliste bulunanlar halkı görsünler ve dinlesinler. Halkı dinlerlerse aç, perişan olduğunu duyarlar” diye belirtti.

Düzenlemelerin işveren eksenli olduğuna dikkat çeken Gürbüz, şunları söyledi: “Sadece biz söylüyoruz, duyan duyuyor ama bir kulağından giriyor diğerinden çıkıyor. Gün geçtikçe her şey daha fazla zorlaşıyor. Onun için hükümet aklını başına alsın diyorum ve yapacakları düzenlemelerde işvereni değil, işçiyi düşünsünler.”  

Çözüm sistemin değişmesi”

Bir diğer işçi 31 yaşındaki İsa Özkaya, yapılan zamlara değinerek, “Her şeye yüzde 150 zam gelmiş durumda. Asgari ücrete yüzde 10-15 arası zam yapılırsa, insanların geçinmesi mümkün olmaz. Aldığımız ücret kesinlikle yetmiyor. Ev kiraları almış başını gidiyor. Kışa girdik yakacak masrafı oluyor. Emekçilerin yaşadığı sorunların çözüm yolu sistemin değişmesi. Bize bu sistemi dayatıyorlar ancak bu sistem değişebilir” dedi.

4 bin 200 TL yetmiyor

EGO Genel Müdürlüğü (EGO) çalışanı Yusuf Öztürk, 4 bin 200 TL maaş almasına rağmen geçinemediğini ifade etti. Öztürk, “Her şey pahalı, ben asgari ücret almıyorum ama asgari ücret alan insanlar nasıl geçiniyor bilmiyorum. Benim evim kira olmamasına rağmen yetmiyor. Bir de evi kira olup asgari ücretle geçinene Allah sabır versin” şeklinde konuştu.